Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2009/51828 E. 2010/8270 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2009/51828
Karar No
2010/8270
Karar Tarihi

Bıçakla müessir fiil suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/4, 457/1. maddeleri uyarınca 193.870.310 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmalarına dair, (DÜZCE) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/10/2002 tarihli ve 2002/478-520, bıçakla etkili eylem ve mütecaviz sarhoşluk suçlarından sanık ...'ın, anılan Kanunun 456/4, 457/1, 55/3 (2 defa), 572/1, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri gereğince 193.870.310 Türk lirası ağır para cezası ve 145.402.720 Türk lirası hafif para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Düzce 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/10/2002 tarihli ve 2002/491-519 sayılı ceza kararnamelerinin infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebinin reddine dair, aynı Mahkemenin 03/03/2006 tarihli ve 2006/205 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 20/10/2009 gün ve 2009/12243/59260 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/11/2009 gün ve 2009/244673 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Tüm dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararma nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 5252 Sayılı Kanunun 9/1. maddesi, 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunlu olduğundan, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, (DÜZCE) 2.Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 03.03.2006 gün ve 2006/205 D.İş sayılı kararın 5271 sayılı Ceza muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (b) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin, mahkemesince yerine getirilmesine, 17.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2009/51828, K. 2010/8270, T. 17.03.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2009-51828-e-2010-8270-k-1d04170b48ac