Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2011/10522 E. 2011/13277 K. – İstihkak
Konu: İstihkak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/10522
- Karar No
- 2011/13277
- Karar Tarihi
- Konu
- İstihkak
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... 24.İcra Müdürlüğü’nün 2009/2035 sayılı Takip dosyasında trafik kaydına ‘da haciz konulan ...plaka sayılı aracın 16.04.2008‘de noterde yapılan sözleşme ile üçüncü kişi tarafından satın alındığını, mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda: “dava konusu aracın trafik kaydına haciz konulmasından önce noterde yapılan sözleşme ile üçüncü kişi tarafından satın alındığı, mülkiyetin hacizden önce davacıya geçtiği“ gerekçesi ile şikâyetin kabulü ile haczin kaldırılmasına, davacı yararına 200,00.-TL vekâlet ücreti ile maktu karar ve ilam harcına karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. 1086 sayılı HUMK’nun 76. maddesi (6100 sayılı HMK’nun 33. maddesi) uyarınca Türk hukukunu re’sen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu ilke ışığında davanın, dilekçe içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğinde bulunduğunun kabulü gerekir. Öte yandan istihkak davaları, İİK’nun 97/11. maddesi hükmünce, genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Buna göre tarafların uyarılı davetiye ile duruşma gününden haberdar edilerek kendilerine, davayı takip etme ve delillerini sunma imkânının verilmesi, 1086 sayılı HUMK’nun 511–376, 377. maddelerine (6100 sayılı HMK’nun 321. maddesi) uygun biçimde davaya ilişkin son diyeceklerini bildirme olanağı da tanınarak bundan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirdi. Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Bununla birlikte tabi olduğu yargılama usulü nedeni ile bu tür davalar, dava değeri üzerinden Harçlar Kanunu’na göre hesaplanacak nispi karar ve ilam harcı ile karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi uyarınca hesaplanacak nispi vekâlet ücretine tabidir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre dava değeri de hacizli malın değeri ile alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenir. Ne var ki alacaklı taraf temyiz dilekçesinde borçlu hakkında iflas kararı verildiğini belirtmektedir. Takip borçlusunun kesinleşmiş mahkeme kararı uyarınca iflasına karar verilmiş olması halinde İİK’nun 193/2. maddesi gereğince hakkında başlamış bulunan tüm takipler düşeceği için davanın konusuz kalıp kalmadığının da öncelikle araştırılması, dava konusuz kalmışsa bu kez maktu karar ve ilam harcı ile dava değeri üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekecektir. Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda işin esasına yönelik yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur. 2.Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişi ve davalı alacaklıya geri verilmesine 29.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.