Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2026/3302 E. 2026/3693 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3302
- Karar No
- 2026/3693
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince hükmüne uyulan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24.02.2025 tarihli ve 2022/3259 Esas, 2025/3089 Karar sayılı ilamında; "dava dayanağı olan icra takip dosyasında İİK'nun 105. maddesinde belirtildiği şekilde borçlu davalı ...'ın adresinde yapılmış bir haciz bulunmadığı gibi İİK'nun 143.maddesinde belirtilen aciz belgesinin de sunulmadığının anlaşıldığı, bu durumda, davalı borçlunun aciz hali ispatlanmamış olduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; sunulan haciz tutanaklarının davalı borçlu ...'ın adresinde yapılan hacizlere ilişkin olmadığı, sonuç itibariyle davacı tarafın İİK'nın 105/2. maddesi gereğince alınmış geçici aciz vesikası veya İİK'nın 143. maddesi gereğince alınmış kesin aciz vesikası sunmadığı, bu durumda, İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davasının ön şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İptal davasının koşullarından biri alacaklının elinde kesin (İİK 143) veya geçici (İİK 105/II) aciz belgesinin bulunması gerektiğidir. Kesin veya geçici aciz vesikasının bulunması, iptal davası için ön koşul ise de bunun davanın açılmasından önce alınması zorunlu değildir. Davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi, temyiz aşamasında ve hatta bozmadan sonra karar düzeltme aşamasında bile alınıp ibraz edilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun haczi kabil malının bulunmaması halinde, durumu tespit eden haciz zaptı da, geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilebilir. Davacının alacağına ilişkin başlatılan icra takibi üzerine, Kalecik İcra Müdürlüğünün 2018/20 Talimat nolu dosyasından 08.02.2019 tarihinde yapılan hacizde; adreste ... 'ın hazır olduğu, borçlunun bu adreste oturmadığını, kendisinin geçici olarak eve baktığını beyan ettiği, evin boş olduğu, sadece birkaç eşyanın bulunduğu, hacze geçildiğinde haczi kabil mal olmadığının tespit edildiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince bu adresin
borçlu davalı ...'a ait olmadığı belirtilmişse de, dava dilekçesinin bu adreste borçlu ...'ın işçisi olarak ... 'a tebliğ edildiği, yine borçlu davalı ... tarafından sunulan vekaletnamede de adresinin burası olarak gösterildiği, bu haciz tutanağının fiziki olarak dosyada yer almadığından temyiz incelemesi aşamasında gözden kaçtığı anlaşılmış olup, İİK'nın 105/2. maddesine göre 08.02.2019 tarihli haciz tutanağı İİK'nın 143. maddesindeki aciz belgesi hükmündedir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince davalı borçlu ...'ın aciz halinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi, esasa girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğu görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.