Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/7347 E. 2025/8311 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7347
- Karar No
- 2025/8311
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararı davalı ... vekilince temyiz edilmiş incelemenin duruşmalı olarak yapılması temyiz eden tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davalı ... ve vekili Av. ..., davacı ...Teks. Konf. San. Paz. A.Ş. vekili Av. ...’in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Hükmüne uyulan; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.02.2023 gün, 2021/14369 E - 2023/1822 K sayılı ilamı ile “ dava dilekçesindeki ileri sürülüşe göre davanın BK 19 uncu maddesine göre açılmış olduğu zamanaşımının da söz konusu olmayacağı, bu sebeple davalı borçlunun iflasına sebep olan borçların tasarruf tarihinden önce doğup doğmadığının araştırılması, aynı zamanda ödemelerin yapıldığının da iddia edilmiş olmasına göre, davalı borçlu tarafından iflas dosyasına ödemelerin de yapılıp yapılmadığının da belirlenmesi, tasarrufun borcun doğumundan sonra doğduğunun anlaşılması halinde davalının muvazaalı işlem yapıp yapmadığının BK 19 uncu madde hükmü gereğince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi, ödeme yapılmış ise iflas dosya akıbetinin de araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi, bu sebeple Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince dosyanın İİK 277 ve devamı maddelerine göre değerlendirilerek karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesi ile karar düzeltme talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde; mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne; İstanbul ili .... ilçesi, ... Mahallesi, 18... Ada 3 Parselde kayıtlı taşınmazın davalı ...'e 29.03.2006 tarih ve 1717 yevmiye numaralı işlem ile yapılan satış işleminin davacı iflas idaresinin İstanbul Anadolu 3. İcra (iflas) Müdürlüğünün (eski Kadıköy İflas Müdürlüğünün 2009/6 Esas sayılı) 2009/6 esas sayılı dosyasındaki alacak ve fer'ilerini karşılayacak miktarla sınırlı olmak kaydıyla iptali ile davacı iflas idaresine bu sınırlar içinde mezkur taşınmaza ilişkin İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına karar verilmiş, karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre
davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava Türk Borçlar Kanununun 19.maddesi gereğince muvazaa hukuksal sebebine dayalı tasarruf işleminin iptali istemine ilişkindir. Davacının bu davayı açmaktaki asıl amacı, muvazaalı olduğunu iddia ettiği işlemin iptali ile borçludan olan alacağını tahsil etme imkanını elde etmesi diğer bir ifade ile İİK 283/1. maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının dava konusu tasarruf üzerinde haciz ve satışını isteyebilmesi hakkını elde etmesidir. Somut olayda mahkemece davanın kabulü ile "İİK 283/1. maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının dava konusu tasarruf üzerinde haciz ve satışını isteyebilmesi" yetkisi verilmesi gerekirken davanın Türk Borçlar Kanunu 19. maddeye dayalı olduğu atlanarak "İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına" karar verilmesi doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2.maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nın 438/7.maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü hüküm fıkrasınını 1. bendindeki "İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına" ifadesinin hükümden çıkartılarak yerine "İİK 283/1. maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının dava konusu tasarruf üzerinde haciz ve satışını isteyebilmesine" ifadesinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Karar düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı; ...Tekstil Konfeksiyon Sanayi Pazarlama A.Ş. İflas İdaresinin açmış olduğu dava Dairemizin çoğunluğunun kabulünde de olduğu üzere Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi gereğince muvazaa hukuksal sebebine dayalı tasarruf işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkeme Borçlar Kanununa göre açılan ve muvazaa sebebine dayanan bu davadaki taleple bağlıdır. (HMK. madde 26) Talep sonucunu aşarak İcra ve İflas Kanununu hükümlerinin uygulanmasına karar veremez. Alacaklı, borçlu ile üçüncü kişi arasında gerçekleştirilen muvazaalı işlem nedeniyle zarara uğradığını iddia ediyorsa bu işlemin geçersiz olduğunu dava konusu malın (veya hakkın) borçlunun mal varlığından hiç çıkmadığını ileri sürmüş olur. O yüzden alacaklının BK. madde 19 hükmünün uygulanabilmesi için gerekli koşul vakıaları ileri sürmesi ve buna uygun delilleri sunması gerekir. Davaya bakan mahkeme de muvazaa sebebine (BK madde 19) dayanılarak açılan davada davacının talep sonucuna uygun şekilde karar vermelidir. Buna karşılık mahkeme inisiyatif olarak dava sonunda davacıya adeta iptal davası açmış gibi haciz ve satış yetkisi vermesi isabetli değildir (Erdönmez, Güray; Alacaklılara zarar verme kastıyla yapılan tasarrufların iptali, İstanbul 2017, s.39). İİK madde 277 ve devamı hükümlerinde borçlunun gerçekleştirdiği tasarrufun maddi hukuk bakımından geçerli olduğu varsayımından hareket edilmektedir. Bu hükümlere göre açılan iptal davası sonucunda borçlu ile üçüncü kişi arasında maddi hukuk hükümlerine göre geçerli şekilde hüküm ve sonuç doğuran bir tasarrufun hükümsüz bırakılması değil alacaklıya dava konusu mal varlığı üzerinde alacağı oranında cebri icraya (haciz ve satış) başvurma olanağı verilmektedir. Muvazaalı olup maddi hukuk hükümlerine göre zaten baştan beri geçersiz olan bir işlem hakkında ayrıca iptali kararı verilip davacıya haciz ve satış yetkisi tanınması iptal davasının sevk ediliş amacıyla bağdaşmaz. Alacaklı borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun maddi hukuk hükümleri bakımından geçersiz olduğunu iddia ediyorsa taraflar arasındaki işlemin muvazaalı olduğunu bildirmeli ve işlemin BK 19. hükmüne göre geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmelidir. Somut olayda da Borçlar Kanunu 19. hükmüne göre açılmış bir dava olduğu kabul edildiğine göre İİK 283/1. maddesinin kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının dava konusu tasarruf üzerinde haciz ve satış isteyebilme yetkisi verilmesi şeklinde kararın düzeltilerek onanması isabetli olmayıp Borçlar Kanunu 19. maddesi hükümleri doğrultusunda bir karar verilmesi gerekçesi ile kararın bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun yazılı şekilde hükmün düzeltilerek onanması şeklindeki kararına katılamıyorum.17.12.2025