Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/2036 E. 2026/5172 K. – Kişilerin Huzur

Konu: Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2036
Karar No
2026/5172
Karar Tarihi
Konu
Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2418 E., 2025/950 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma KARAR : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan 5237 sayılı TCK'nın 123/1, 62/1, 51/1-a, 52/2 ve 53/1-2-3. maddeleri gereğince 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesi kararındaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1. maddeleri uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce sanığın eylemini katılana rahatsızlık vermek saikiyle gerçekleştirdiğinden söz edilemeyeceği ve sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle verilen bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnilmesi ile İlk Derece Mahkemesi kararındaki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, delil niteliği taşımayan mesajların hükme esas alındığına, ısrar ve saik şartının gerçekleşmediğine, "şahsîlik ilkesi" nin göz ardı edildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda; "ödeme emri 01/11/2016 tarihlidir. İcra ihbarnamesi 24/12/2016 tarihinde gönderilmiştir. Müşteki 04/01/2017 tarihinde şikayette bulunmuş, müştekinin ibraz ettiği ekran görüntülerine göre 10/11/2016, 18/11/2016, 09/12/2016 tarihlerinde mesajlar atılmıştır. Yine müştekinin 04/01/2017 tarihinde savcılıkta alınan ilk beyanında ifade tutanağında tarihi bilgisi bulunmayan bir mesaj daha tespit edilmiştir. Müşteki 19/01/2017 tarihli dilekçesinde oğluna mesaj gönderildiğini belirterek mesaj ekran görüntüsü ibraz etmiştir. 25/08/2017 tarihli dilekçesi ekinde tarih bilgisi olmayan saat 10. 00... .30 olan iki ayrı mesaja ilişkin ekran görüntüsü ibraz etmiştir. Buna göre; iddianamede olayın anlatılış şekli, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde değinilen hususlar ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; avukat olan sanığın vekili olduğu kurum alacağı için borçlu müşteki aleyhine icra takibine başlandığı ve müşteki tarafından süresi içerisinde mal beyanında bulunulduğu, müştekinin çalıştığı yerin adresinin ve maaş miktarı belirtilerek usulünce tahsilat yapılmasının istendiği, müştekinin maaşından yasal oranda kesinti yapılmak suretiyle takibe konu alacağın tahsiline başlanmış olmasına rağmen gerçekte alınmış bir haciz kararı bulunmadığı halde müştekinin telefon numarasına çilingirle polis nezaretinde haciz işlemi yapılacağı yönünde birden fazla mesaj gönderildiği, ayrıca telefonla arama yaptırdığı, bunun yanında hukuki dayanağı olmadığı halde 'icra ihbarnamesi' başlıklı belge göndermek suretiyle TCK’nın 123/1 maddesinde yaptırıma bağlanan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu işlediğinin sabit olduğu" biçimindeki gerekçelerle direnilerek, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 123/1. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan verilen mahkûmiyet kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 26.11.2013 tarihli, 2013/50 Esas, 2013/525 Karar sayılı ve 10.09.2025 tarihli, 2022/160 Esas, 2025/327 Karar sayılı kararları ile süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak, ilk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen karar; özde direnme niteliğinde olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekir.

Dairemizin bozma kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde bozma kararının yerinde olmadığı belirtilip, bozma ilâmının gerekçesine atıfta bulunularak, gerekçenin genişletilerek ilk kararda yer almayan ve Daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulduğunun görülmesi karşısında, Bölge Adliye Mahkemesinin son uygulaması özde direnme kararı niteliğinde olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, direnme kararının "bozmaya eylemli uyma" olarak kabulü ile hükmü temyizen inceleme görevinin Dairemize ait olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Sanığın sorumluluğunda olan avukatlık bürosundan katılana aramalar yapıldığına ilişkin dosya içerisinde fizikî delil bulunmadığı, katılana ve katılanın yakınlarına gönderilen mesajların bir kısmına ait katılan tarafından ibraz edilen cep telefonu ekran görüntüleri haricinde bir araştırma yapılmamış olması nedeniyle sanığın sorumluluğunda olan avukatlık bürosundan katılana ve mesaj gönderdiği iddia olunan yakınlarına ısrarla mesaj gönderildiği ve aramalar yapıldığı iddialarının doğruluğunun araştırılması bakımından suç tarihlerini kapsayan arama, aranma, mesaj atma, mesaj alma bilgilerini gösterir HTS kayıtları getirtilip, kanıtlar bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile mahkûmiyet kararı verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2026/2036, K. 2026/5172, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2026-2036-e-2026-5172-k-2e4fb18329d2