Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/2596 E. 2025/6822 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/2596
- Karar No
- 2025/6822
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4461 E., 2019/4415 K. SUÇLAR : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62, 51 ve 53. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; sanığın suçu işlediği sabit olmasına karşın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; .................. Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 210 021 5263 vergi kimlik numaralı mükellefi olan sanığın, vergi incelemesi amacıyla 2016 takvim yılına ait defter ve belgelerin ibrazı istemini içeren 10.11.2016 tarihli istem yazısının 16.11.2016 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmesine karşın yasal süre içerisinde bu yıla ait defter ve belgeleri ibraz etmediği, böylece üzerine atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında mahkumiyet hükmü verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; 213 sayılı VUK'nun 139. Maddesinde vergi incelemesinin kural olarak incelemeye tabi iş yerinde yapılacağı, iş yerinin terk edilmesi zorunlu nedenlerin varlığı halinde incelemenin dairede yapılabileceği, defter ve belgelerin sunulmasının istenildiği tarihte iş yerinin faal olduğu, faaliyetini sürdüren mükelleflere defter ve belgelerin ibrazı için yapılan tebligatların hukuken geçerli olmayacağı dikkate alınarak atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin kararının kaldırılması ile sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR 1.Sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 303/1. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,
2. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı VUK'nin 139. maddesine göre; vergi incelemeleri, esas itibarıyla incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir. İş yeri faal olan mükelleflere, defter ve belgelerin vergi dairesine getirilmesi için yapılan tebligatlar usulüne uygun olmadığında suçun unsurları oluşmayacaktır.
Dosya kapsamına göre vergi denetmeni tarafından 2016 takvim yılına ait defter ve belgelerini ibraz etmesi için sanığın iş yeri adresine tebligat çıkarıldığı ve iş yeri adresinde tebliğ edildiği, bu nedenle yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla; hesapların dairede incelenmesine imkan veren 213 sayılı Kanun'un 139/2. maddesindeki istisnalardan birinin varlığının önceden belirlenip belirlenmediğinin incelemeyi yapan vergi denetmeninden sorulması, iş yeri dışında inceleme yapılması gerektiğine ilişkin bir tespit varsa buna ilişkin belgenin dosyaya ibrazının istenmesi, sanığın bu suç yönünden ayrıntılı savunmasının alınması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.11.1999 tarihli 1999/11-273 Esas ve 1999/288 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, defter ve belgelerin çalındığı, kaybolduğu, bulunamadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde, 213 sayılı Kanun'un 139. maddesinde yazılı hususlarla birlikte usulüne uygun tebligatın da aranmayacağı dikkate alınarak, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi,
3. Suçun sübutu halinde; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. 3, 4, 5 ve 6. fıkraları uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4. Suç tarihinin defter ve belge istem yazısının tebliğ edildiği tarihten 15 gün sonrası olan "01.12.2016" tarihi olduğu gözetilmeden karar başlığında “2016” şeklinde eksik gösterilmesi,
5. Gerekçeli karar başlığında katılan Boğaziçi Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.