Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/489 E. 2025/7047 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2024/489
Karar No
2025/7047
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1842 E., 2023/883 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2022 tarihli ve 2022/345(E) ve2022/459(K). sayılı ilamıyla sanık hakkında yürütülen yargılama neticesinde 2863 sayılı Kanunun 70/1,75, TCK'nın 62,63, 52/2,51/1-3,53. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis 820TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl 2 ay denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karara karşı sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü kaldırılarak yerine "Sanık ... hakkında 2863 Sayılı Yasanın 67/2 TCK 53.maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut ve yeterli delil elde edilemediği anlaşıldığından, atılı suçu işlediği sabit olmayan sanığın CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE, Yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına, Sanıktan ele geçen suça konu eserlerin 2863 sayılı Kanunun 75. maddesi gereğince Müze Müdürlüğüne teslimine, Sanık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine, CMK'nın 141. maddesi gereğince sanığın gözaltında kaldığı 1 günlük süre yönünden, beraat kararının kesinleştiğinin sanığa tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde ve her halde kararın kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde oturduğu yere en yakın ağır ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvuruda bulunmak suretiyle tazminat hakkının bulunduğunun ihtarına (ihtar edilemedi)," fıkraları eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm tesis edildiğine, sanığın cezalandırılması gerektiğine , resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR Tüm dosya kapsamından Isparta İl Jandarma Komutanlığı Kom Şube Müdürlüğü tarafından yapılan istihbari çalışmalar neticesinde sanığın elinde 20-25 adet sikke ve çeşitli tarihi eser objelerin bulunduğu ve bu tarihi eserleri satmak amacıyla müşteri aradığı, eserlere 20.000TL fiyat belirlediği, kendisinin yalnızca yüz yüze görüşmesi halinde tarihi eserleri göstereceği yönünde bilgiler edinmesi üzerine söz konusu tarihi eserlerin ele geçirilmesi ve olaya varsa karışan diğer şahısların tespit edilebilmesi amacıyla CMK 160 ve 161 inci maddeleri uyarınca ilgili jandarma personellerinin "kimliğini gizleyen kolluk görevlisi" olarak görevlendirilmesine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından karar verildiği, dosya kapsamında yer alan 25.11.2021 tarihli olay görgü tespit tutanağına göre kimliği gizlenen kolluk görevlilerince 25.11.2021 tarihinde saat:13.33 sıralarında sanığın kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan telefon ile normal arama ve uygulama üzerinden konum almak suretiyle irtibat kurulduğu sanığın gönderdiği konuma gidilerek köy mezarlığı mevkiinde buluşmak istendiği ve şahsın buraya gelmesinin beklendiği, aynı gün saat:14.50 sıralarında mezarlık bölgesine sanığın yaya olarak geldiği ve yanında getirdiği tarihi eserleri poşet içerisinden çıkartarak kimliğini gizleyen kolluk görevlilerine göstermesi üzerine çevrede bulunan sivil ekiplerce olaya müdahale edilerek sanığın suçüstü yakalandığının belirtildiği, sanığın yanında 29 adet sikke ve 1 adet metal obje olmak üzere toplam 30 adet 2863 sayılı Kanun kapsamında kaldığı tespit olunan eserin ele geçirildiği, sanığın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde hayvancılıkla uğraştığını bu eserleri hayvan otlatırken bulup biriktirdiğini olay günü kendisini arayan şahısların elinde sikkeler varmış bakmaya geleceğiz dediklerini kendisinin de tamam dediğini, satmak gibi bir amacı olmadığını, objelerin ne olduğunu kendisine söylerler diye buluştuğunu beyanla suçlamayı kabul etmediği, yürütülen soruşturma neticesinde 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 67/2, Türk Ceza Kanunu 53,63 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Sanığın Yerel Mahkeme savunmsında da benzer şekilde suça konu eserleri farklı tarihlerde bularak ikametinde muhafaza ettiğini satma amacı bulunmadığını beyanla suçlamaları kabul etmediği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde;" ...Her ne kadar sanık hakkında Kültür Tabiat Varlıklarını Satışa Arz Etme suçunu işlediği iddiasıyla 2863 sayılı yasanın 67/2 maddesi kapsamında cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de; sanığın suça konu objeleri ticari saikle satışa arz ettiği yönünde somut bir delilin bulunmadığı, sanıkla irtibat kuran kişilerin kolluk görevlileri olmaları, sanık ile kurdukları irtibatta tarihi eserleri almak istediklerini beyan ettikleri nazara alındığında kolluğun sanıkla irtibat kurup satışa yönlendirmesi şeklinde gerçekleşen eylemin sanığın kültür varlıklarını satışa arz ettiği yönünde eylemine sübut vermediği yönünde mahkemece kanaatin oluştuğu, sanığın suça konu objeleri elinde bulundurmak suretiyle taşınır kültür varlığını bulundurma suçunu işlediği, bu hususların, sanığın kısmi ikrar mahiyetindeki savunmaları, Müze Müdürlüğü'nün 29/11/2021 tarihli raporu, bilirkişi raporu, 24/11/2021 tarihli araştırma tutanağı, 25/11/2021 tarihli olay görgü tespit tutanağı, aynı tarihli yakalama ve rızaen muhafaza altına alma tutanağı ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, dolayısıyla sanığın 2863 sayılı yasanın 70/1 maddesinde tanımlı kültür varlığını bulundurma suçunu işlediği " gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; "...Hazırlık aşamasında sanığın elinde bulunan tarihi eserleri satmak amacıyla müşteri aradığı yönünde istihbari bilgiye ulaşılması üzerine 24/11/2021 tarihinde Jandarma Komutanlığı tarafından CMK'nın 160 ve 161. maddeleri gereğince gizli soruşturmacı görevlendirilmesi talep edildiği, görevli Cumhuriyet Savcısı tarafından talebe onay verildiği anlaşılmıştır. CMK'nın 139/7-c maddesinde gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek suçlar "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar" şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Hazırlık aşamasında sanık hakkında 2863 sayılı Yasanın 67/2 maddesinde düzenlenen suçtan dolayı yapılan soruşturmada gizli soruşturmacı atanamayacak olmasına rağmen gizli soruşturmacı atanmak ve gizli soruşturmacının elde ettiği hukuka aykırı deliller hükme esas alınmak suretiyle sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması usul ve yasaya aykırı olup,;" gerekçeleriyle sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanığın CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Ceza Genel Kurulu 12.05.2015 tarih, 2014/10-454 esas, 2015/156 ve benzer diğer kararlarında kararında CMK'nın 139. maddesi dışındaki suçlar yönünden de kolluk görevlilerinin CMK'nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet Savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delilleri toplamak amacıyla alıcı rolüne girerek suça azmettirmeden ve teşvik etmeden şüpheliden uyuşturucu madde satın almasını mümkün görmüştür. Aynı kararda bu durumda görev yapan görevlinin gizli soruşturmacı değil “gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi” olduğunu, suça teşvik etmeden veya azmettirmeden elde ettiği delillerin hukuka uygun olacağına hükmetmiştir. CMK'nın 160 ve 161. maddeleri uyarınca Cumhuriyet Savcısının gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisine bu emri yazılı veya acele hallerde sözlü olarak vermesi gerekir. Cumhuriyet Savcısının yazılı veya sözlü emri olmadan yine CMK'nın 161/2. maddesi uyarınca adli kolluk görevlisinin Cumhuriyet Savcısına bilgi vermeden kimliğini gizleyerek adli işlem yapması hukuka aykırı olup elde ettiği delil de hukuka aykırı olduğundan, CMK'nın 216/3. maddesi hükme esas alınamaz. Kimliğin gizlenerek adli işlem ifası olağan bir işlem olmayıp ikincil bir tedbirdir. Bu tedbirin gerekliliği ve orantılılığının mutlaka Cumhuriyet Savcısı tarafından denetlenmesi gerekir. Somut olay bakımından her ne kadar sanık üzerine atılı suç yönünden CMK 139 maddesi uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği anlaşılmış ise de CMK 160 ve 161 maddeleri uyarınca gizli soruşturma görevi yapan adli kolluk görevlisinin suça teşvik etmeden veya azmettirmeden elde ettiği delillerin hukuka uygun olacağı, sanık hakkında elinde bulundurduğu kültür varlıklarının ticaretini yapmaya müşteri aradığı yönünde istihbari bilgi ve çalışmalar neticesinde 24.11.2021 tarihinde Jandarma Komutanlığı tarafından CMK'nın 160 ve 161. maddeleri gereğince ilgili jandarma personellerinin "kimliğini gizleyen kolluk görevlisi" olarak görevlendirilmelerinin talep edildiği, görevli Cumhuriyet Savcısı tarafından talebe onay verildiği, kimliğini gizleyen kollluk görevlilerince müşteri gibi sanığın aranarak olay yerinde buluşma sağladıkları ve bu sırada sanığın üzerinden tarihi eserleri çıkarttığı anda müdahale edildiğinin anlaşılması karşısında sanığın kolluk tarafından aranarak satışa yönlendirilmesi nedeniyle hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delillerden hareketle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilemeyeceği anlaşılmakla; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda Mahkemece beraat kararı verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/489, K. 2025/7047, T. 01.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2024-489-e-2025-7047-k-8f4092926f42