Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/1085 E. 2026/6955 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1085
- Karar No
- 2026/6955
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1947 E., 2023/1341 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4, 63. maddeleri uyarınca 36.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen adlî para cezasının 24 eşit taksitler halinde ödenmesine ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmak suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 53/6, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kararın usûl ve kanuna aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığa fazla ceza tayin edildiğine, kusur durumunu kabul etmediklerine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın sürücü belgesiz çalışması mümkün olmadığından 5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, 01.12.2020 tarihinde gece saat 19.45 sıralarında ...'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile .. ilinden ... iline doğru seyir halinde olduğu, ... otoyoluna geldiği esnada aracının hararet yapması sebebiyle emniyet şeridine geçtiği ve aracın hararetinin geçmesi için kısa süreliğine beklediği, bu sırada sanığın sevk ve idaresindeki çekici ve bu çekiciye bağlı dorse ile sağ şeritte seyir halinde olduğu ve önünde seyreden başka bir tırın aniden orta şeride manevra yapması üzerine kendisinin de orta şeride geçmek istediği, ancak orta şeritte seyreden araçların bulunması sebebiyle geçemediği, aracını önündeki tır ile güvenli ve yeterli takip mesafesini korumayarak kullanan ve bilirkişi raporuna göre en dış noktası emniyet şeridi çizgisi üzerinde bulunan ...'ın aracının sol arka kısmına sağ ön kısmı ile çarptığı, kaza neticesinde ... ile arka yolcu koltuğunda bulunan ...'ın öldükleri, aynı araçta bulunan katılan ...'ın vücudunda (2.) derecede kırık meydana geldiği, yine aynı araçta bulunan katılan ...'ın vücudunda (3.) derecede kırık meydana geldiği, mevcut lastik izlerine ilişkin fotoğrafların incelenmesi ve tüm beyanların değerlendirilmesi neticesinde, ... aracının en uç kaporta noktasının emniyet şeridi üzerinde olacak şekilde durur vaziyette bulunduğu kanaatine varıldığı, sanık ve katılan beyanlarındaki mevcut çelişkiler değerlendirilerek kazanın meydana geldiği yer ve ... ait aracın emniyet şeridi çizgisi üzerinde, ancak sağ şeride taşmadan durduğu sırada kazanın oluştuğuna yönelik kabul sonrasında, sanığın önünde bulunan tırın aniden orta şeride geçtiğine, kendisinin ise orta şeride geçemediği için emniyet şeridi dışına taşmış oaln ... aracına çarptığı yönündeki savunmalarına itibar edilmediği ve bilirkişi raporları dikkate alınmak suretiyle sanığın Karayolları Trafik Kanununun 56/1-c. (Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar), 52/1-b. (Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak) ve 84/1-d. (araç sürücüleri trafik kazalarında arkadan çarpma hallerinde asli kusurlu sayılırlar) maddelerini ihlal ederek asli kusurlu şekilde iki kişinin ölümü ile iki kişinin yaralanmasına neden olduğu gerekçesiyle sanığın cezalandırılmasına, sanığın basit taksir düzeyinde kusurunun olması nedeniyle, kişiliği, ekonomik ve sosyal durumu da dikkate alınarak hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesine, sanığın işi gereği sürücü belgesiz çalışmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesi uyarınca sürücü belgesinin geri alınmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince, sanık ...'nun 01.12.2020 tarihinde saat 19.45 sıralarında sevk ve idaresinde bulunan, arkasına römorkun takılı bulunduğu çekici ile bölünmüş ... Otoyolunun sağ şeridini takiben ... istikametinden ... istikametine doğru seyredip ... Mahallesi mevkiinde bulunan olay mahalline geldiğinde, aracının sağ ön kısmı ile yolun sağındaki bankette aracının hararet yapması nedeniyle ve araçların çarpışan kesimleri, çarpma noktasının yeri nazara alındığında kısmen de sağ şeride taşar vaziyette durduğu anlaşılan ...’ın sevk ve idaresinde bulunan otomobilin sol arka kısmına çarpması sonucunda araç şoförü olan ...'ın ve yolcusu olan ...'ın öldüğü, diğer yolculardan ...'ın basit tıbbî müdahale ile giderilemez ve vücudunda 2. derecede kırık oluşturacak, ...'ın ise yine basit tıbbî müdahale ile giderilemez ve vücudunda 3. derecede kırık oluşturacak şekilde yaralandığı, tüm dosya kapsamı, taraf anlatımları, sanık savunması, kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporları ve istinaf aşamasında Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan rapor göz önüne alındığında, sanığın sevk ve idaresinde bulunan çekici ile gece vakti, meskun mahal dışında, otoyolu takiben seyredip, aydınlatmanın olmadığı olay mahalline geldiğinde, yola gereken dikkatini vermesi gerekirken, hızını ve sürüşünü mahal ve gece far ışığı altındaki görüşüne göre ayarlamadığı, ayrıca kendi beyanında da belirttiği üzere önünde seyreden tır ile arasında yeterli ve güvenli takip mesafesini bırakmadığı ve bu halde seyir halindeyken de sanığın önünde bulunduğunu belirttiği, yakın ve tehlikeli takiple seyrettiği tırın aniden sola yönelmesinden sonra aracının sağ ön kısmı ile yolun sağında bulunan emniyet şeridinde, kısmen de sağ şeride taşar vaziyette durmakta olan otomobilin sol arka kısmına çarptığı şeklinde olayın gelişip sonuçlandığı ve sanığın savunmalarında belirttiği şekilde ölen şoför ...'ın da tali düzeyde kusurunun bulunmasının sanığın asli düzeydeki kusurunun varlığını ortadan kaldırmadığı, sanığın asli kusurlu eylemleri neticesinde iki kişinin ölümüne ve iki kişinin de yaralanmasına neden olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı TCK'nın 61/1. ve 22/4. maddelerinde yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması ve kazanın oluşumunda yola gereken dikkatini vermeyip, hızını ve sürüşünü mahal ve gece far ışığı altındaki görüşüne göre ayarlamayıp, önünde seyreden tır ile arasında yeterli ve güvenli takip mesafesini bırakmadan yakın ve tehlikeli takiple seyrettiği tırın aniden sola yönelmesinden sonra kendi asli kusurlu hareketinin neticesi olarak aracının sağ ön kısmı ile ölenlerin ve yaralıların bulunduğu otomobilin sol arka kısmına çarparak iki kişinin ölümüne iki kişinin de nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanığın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak cezalandırılmasına, İlk Derece Mahkemesince "sanığın basit taksir düzeyinde kusurunun olması" gerekçesine dayanılarak sanık hakkında verilen hapis cezası 5237 sayılı TCK'nın 50/4. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmiş ise de, sanığın kusur düzeyi bilinçli taksir düzeyine ulaşmamış ise de sanığın kusurlu hareketlerinin ve oluşan ağır neticenin de nazara alınması, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde netice cezanın belirlenmesi gerekirken, dosya kapsamında sağlanması gereken adalet ile bağdaşmayacak şekilde sanık hakkında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 50/4. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, İlk Derece Mahkemesince "sanığın işi gereği sürücü belgesiz çalışması mümkün olmadığı" şeklindeki gerekçeye dayanılarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesi uygulanmamış ise de, bilakis mesleği şoförlük olan sanığın daha ihtimamlı davranması gerekirken, otoyolda yola gereken dikkatini vermediği, hızını ve sürüşünü mahal ve gece far ışığı altındaki görüşüne göre ayarlamadığı, önünde seyreden aracı yakın ve tehlikeli takiple seyrettiği ve tüm bu kusurlu hareketleriyle ağır neticelere sebebiyet verdiği nazara alınarak sürücü belgesinin takdiren 1 yıl 6 ay süreyle geri alınmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İslahiye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.07.2026 tarihinde karar verildi.