Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/898 E. 2024/4796 K. – Kişilerin Huzur
Konu: Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/898
- Karar No
- 2024/4796
- Karar Tarihi
- Konu
- Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/77 E., 2021/159 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün, 6-386; 30.11.2010 gün, 5-237; 29.05.2007 gün, 114-113; 26.05.2009 gün ve 50-130 sayılı ve benzer kararlarında vurgulandığı üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/3, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunluluğuna rağmen, sanıklarına ilişkin hükme yönelik temyiz yoluna başvuru süresinin 1 hafta olduğu gözetilmeden, Mahkemece dosyanın esası hakkında karar verildikten sonra, hükmün yasa yolu kısmında temyiz yasa yoluna başvuru süresi 15 gün olarak belirtilerek yasa yolunun yanlış gösterilmesi suretiyle sanığın yanıltıldığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz başvuru süresinin 15 gün olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükmün; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemenin sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 123/1, 43/1, 62/1, 50/1 ve 52. maddeleri uyarınca 1.860 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararına yönelik sanığın temyiz istemine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen 26.01.2021 tarihli bozma ilâmı üzerine Yerel Mahkemece genel hükümlere göre yapılan yargılama sonunda sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 123/1, 43/1, 62/1, 50/1 ve 52. maddeleri uyarınca 1.860 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri, iftiraya uğradığına, isnat edilen suça yönelik karşı tarafa ilişkin benzer şikayetlerinin savcılık tarafından işleme alınmadığına , vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, katılanları müteaddit defalar aramak suretiyle katılanlara rahatsızlık verdiği kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 123/1. maddesindeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 123/1. maddesinde düzenlenen “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçuna ilişkin olduğu, “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçu için TCK'nın 123/1. maddesinde temel ceza miktarının “üç aydan bir yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251/1. maddesinde yer alan; “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5/1-d maddesinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile “...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “... basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle; Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5/1-d maddesinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesine göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk görülmüş olup, Başkaca yönleri incelenmeyen Varto Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği bu itibarla yerinde görüldüğünden açıklanan nedenlerle hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.