Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/364 E. 2024/7477 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/364
Karar No
2024/7477
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/220 E. 2022/493 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili ve sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Mustafakemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/12/2015 tarih, 2014/653 Esas, 2015/613 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiştir. 2. Dairemizin 16/03/2022 tarih, 2020/2485 Esas, 2022/2106 Karar sayılı bozma ilamında;"Sanıklar hakkında Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 15.01.1996 tarih 4918 sayılı kararı ile arkeolojik sit alanı olarak belirlenen ve anılan kurulun 24.11.1996 tarih 5527 sayılı kararı ile III. derece arkeolojik sit alanı olarak derecelendirilen, kira sözleşmesine istinaden kiraladıkları 389 parselde izin almaksızın hayvan damı yaptıkları iddiasıyla açılan kamu davası ile olarak; sanık ...’ın, ... Ticaret Limited şirketinin müdürü ve yetkilisi olduğu, diğer sanık ...’ın ise sanık ...’nin babası ve şirket ortağı olduğu, her ne kadar sanıklar sit alanı olduğunu bilmediklerini ileri sürmüş iseler de, dosya kapsamında bulunan Belediye Hoparlör İlan Zabıt Varakasına göre, 15.01.1996 tarih 4918 sayılı sit kararının 05.02.1996 – 09.02.1996 tarihleri arasında 4 gün süre ile Tatkavaklı belediye hoparlöründe ilan edildiğine dair ilan tutanağının dosya kapsamında mevcut olması karşısında sanıkların sit alanı olduğunu bildiklerinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, mahallinde icra edilen keşif neticesinde arkeolog – sanat tarihçi tarafından düzenlenen raporda; 54 adet 3,5 m uzunluğundaki demir boruların her biri için ayrı ayrı temel çukurlar açılarak dikildiği, betonla dolgulandığı, çelik makaslarla birbirine bağlanarak üzerinin galvanizli oluklu saçla örtüldüğü, böylece hayvancılık yapmak amacıyla çelik konstrüksiyonlu kapalı mekanlar yapılarak 3. derece arkeolojik sit alanına kaçak fiziki müdahalede bulunulduğunun belirtildiği dikkate alınarak şirket adına hareket eden sanıkların 3. derece arkeolojik sit alanında üzerilerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla; Mahallinde arkeolog, sanat tarihçi ve inşaat bilirkişisi refakatinde yeniden keşif icra edilerek; suça konu izinsiz uygulamaların niteliği (basit - esaslı) ile suça konu müdahaleler nedeniyle sit alanında zarar doğup doğmadığının tereddütsüz şekilde belirlenmesi, buna göre sit alanında bu nitelikte bir zarar doğduğunun anlaşılması durumunda, başka herhangi bir husus araştırılmaksızın sanığın, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-1. cümlesi uyarınca cezalandırılması, zarar verilmemekle birlikte, dava konusu uygulamalar sebebiyle zarar doğmadığının belirlenmesi ve davaya konu tüm izinsiz müdahalelerin kaldırılmış olması halinde, sanıkların üzerine atılı suçun manevi unsuru oluşmayacağından beraatine karar verilmesi, zarar verilmemekle birlikte, izinsiz müdahalelerin kaldırılmamış olduğunun belirlenmesi durumunda, bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanların, 2863 sayılı Kanunun 65/4 maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceğinden, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İl Özel İdaresi veya İlçe Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı ve eğer kurulmuş ise suça konu taşınmazın bulunduğu yerin, koruma uygulama ve denetim bürosunun yetki alanı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılarak, sonucuna göre 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi veya aynı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmeksizin eksik araştırmaya dayanılarak beraatlerine dair hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükümlerin isteme aykırı olarak BOZULMASINA" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mustafakemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2022 tarih, 2022/220 Esas, 2022/493 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1-2.cümle, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hapis cezalarının ertelenmesine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 20.01.2023 tarih, 2023/2252 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; erteleme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilirken ... yerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. Sanıklar müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahkemece bozmaya uyulduğuna veya direnildiğine dair bir karar verilmediğine, sit alanına zarar verilmediğine, sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, sanıklar ... ve ... hakkında Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 15.01.1996 tarih 4918 sayılı kararı ile arkeolojik sit alanı olarak belirlenen ve anılan kurulun 24.11.1996 tarih 5527 sayılı kararı ile III. derece arkeolojik sit alanı olarak derecelendirilen, kira sözleşmesine istinaden kiraladıkları 389 parselde izin almaksızın hayvan damı yaptıkları iddiasıyla kamu davası açıldığı, sanıkların suça konu yerde kiracı olarak bulunduklarının dosyada yer alan 27/03/2012 tarihli kira sözleşmesi ile sabit olduğu, Mahkememizce yapılan 22/05/2015 tarihli keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda sanıkların yapmış oldukları yapının 3. derece sit alanı olarak değerlendirilen alanda Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu'nun 05/11/1999 -658 sayılı ilke kararına uyulmadan kaçak fiziki müdahalede bulunduğunun tespit edildiği, sanıklar her ne kadar suça konu yeri kira sözleşmesine istinaden kullandıklarını ifade etmiş iseler de, dosya kapsamında bulunan Belediye Hoparlör İlan Zabıt Varakasına göre, 15.01.1996 tarih 4918 sayılı sit kararının 05.02.1996 – 09.02.1996 tarihleri arasında 4 gün süre ile Tatkavaklı belediye hoparlöründe ilan edildiğine dair ilan tutanağının dosya kapsamında mevcut olması karşısında, sanıkların bu yerin sit alanı olduğunu bildiklerinin kabulü gerektiği, edilen keşif neticesinde arkeolog – sanat tarihçi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; "54 adet 3,5 m uzunluğundaki demir boruların her biri için ayrı ayrı temel çukurlar açılarak dikildiği, betonla dolgulandığı, çelik makaslarla birbirine bağlanarak üzerinin galvanizli oluklu saçla örtüldüğü, böylece hayvancılık yapmak amacıyla çelik konstrüksiyonlu kapalı mekanlar yapılarak 3. derece arkeolojik sit alanına kaçak fiziki müdahalede bulunulduğunun" belirtildiği dikkate alındığında eden sanıkların 3. derece arkeolojik sit alanında üzerlerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu, bununla birlikte Yargıtay bozma ilamı dikkate alınarak Mahkememizce 10/05/2022 tarihinde arkeolog, sanat tarihçi ve inşaat bilirkişileri refakatinde icra edilen keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda suça konu yerdeki yapıların "..2863 sayılı Kanun'un 8-9 ve 16 maddeleri ile 658 sayılı III. Derece Arkeolojik Sit koşullarını içeren ilke kararının ç) ve f) bentlerine, Anıtsal ve Sivil Mimarlık Örneği yapılarda "esaslı ve basit onarım" uygulamalarını içeren 660 sayılı ilke kararının ise a) ve b) bentlerine (basit ve esaslı onarım kapsamında olmayan) aykırı, Sit alanının dokusunu bozan ve Kurul kararına istinat etmeyen inşai ve fiziki müdahaleler olduğunun.." belirtildiği, zarar verilmemekle birlikte keşif tarihi itibariyle sanıkların suça konu yapıları kaldırmamış olduklarının tespit edildiği, bu kapsamda yine bilirkişi raporunda suça konu taşınmazın bulunduğu yerde suç tarihi itibariyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İl Özel İdaresi veya İlçe Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu bulunmadığının belirtilmesi karşısında sanıkların eyleminin 2863 sayılı Kanunun 65/1-2. cümlesinde düzenlenen suçu oluşturduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Dairemizin 16/03/2022 tarih, 2020/2485 Esas, 2022/2106 Karar sayılı bozma kararı üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulup uyulmadığı hususunda bir ara karar verilmemiş ise de; Ceza Genel Kurulunun kararlılık gösteren içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, mahkemece bozma kararı doğrultusunda uygulama yapılması ve bozmadan sonra yapılan inceleme, araştırma ve yeni kanıtlara dayanarak hüküm kurulması karşısında, mahkemenin bozmaya eylemli olarak uyduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; Bozma sonrası mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan 30.05.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; dava konusu eylemlerin sit alanının dokusunu bozan nitelikte olduğunun belirtilmesi karşısında sit alanına zarar verildiği ve eylemin 2863 sayılı Kanun'un 65/1-1. cümlesinde tanımlanan suçu oluşturduğu anlaşılmakla, Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak, "Sanıklar hakkında tesis edilen mahkumiyet hükmünde, 2863 sayılı Kanunun 65/1-2.cümlesi maddesi yerine, 65/1-1.cümlesinin dayanak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, " ve "Katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi sırasında katılan kurum olan ... yerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, "hususları Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (1) nolu bendindeki "65/1-2.cümlesi " ibaresi çıkartılarak yerine "65/1-1.cümlesi ” ibaresinin eklenmesi ve hükmün (8) nolu bendindeki " Çevre ve Şehircilik Bakanlığı" ibaresi çıkartılarak yerine " ..." ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/364, K. 2024/7477, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-364-e-2024-7477-k-aff188193b7b