Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/2720 E. 2025/2749 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2720
Karar No
2025/2749
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/402 E., 2022/3004 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2-4,51 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz nedenleri; suça konu alanın sanığın tapulu malı olduğuna, sanığın ve köy halkının suça konu alanın sit alanı olduğunu bilmediklerine, sanığın resmi dairelerden almış olduğu izin doğrultusunda inşaat yaptığına, eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, her ne kadar sanık hakkında, 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan dolayı cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, sanık müdafiinin söz konusu yer ile ilgili sunduğu Kırşehir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğün'den alınan yapı kayıt belgeleri ve yine mahkememizce Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yazılan müzekkereye gelen cevabi yazı da söz konusu yapı kayıt belgelerinin gönderildiği ve bu belgelerin incelenmesinde dava konusu yapı hakkında yapı kayıt belgesinin verildiğinin anlaşıldığı bu haliyle de sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı değerlendirilerek sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; sanığın 'davaya konu yapıları inşa ettiğine dair' ikrara yönelik savunması, tanık ifadeleri, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları, tapu kayıtları ve katılan idarenin cevabi yazıları dikkate alındığında içeriğine sübut noktasında tereddüt söz konusu olmadığı, buna göre, sanığın Kırşehir ili, Mucur ilçesi, ... köyü 107 ada 4 parsel sayılı (ifraz ile 107 ada, 143, 144 ve 145 parsel olmuştur.) taşınmazın maliki olduğu, sanığın taşınmazı üzerinde hayvancılık yapmak maksadıyla Kırşehir İl Özel İdaresi'nden ve Valilik'ten talepte bulunduğu, sanığın başvurusu henüz neticelenmeden ve Nevşehir Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'ndan karar almadan taşınmazına ev, depo ve besi ahırı olmak üzere toplamda 1.719 metre kare yüzölçümünde inşaat yaptığı, inşaat tamamlandıktan sonra sadece 1459 metrekarelik bir alan için hayvancılık amaçlı yapı izninin verildiği, mevzuata göre en fazla 75 metrekare ve yapı yaklaşma mesafelerine uygun şekilde çoban evi yapması gerekirken çoban evinin çok ötesinde 260 metre kare iki katlı bir ev yaptığı, bu yapılaşmanın gerçekleştiği yerin Kırşehir-Seyfe Doğal Sit Sınırları içerisinde ve Doğal Sit Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı'nda kaldığı, her ne kadar sanık, inşaatı tamamladıktan sonra idari makamlarca hayvancılık yapma amaçlı yapı izni verilmiş ve ayrıca konusu suç olan yapılar için 'yapı kayıt belgesi' de tanzim edilmiş ise de gerek suç işlendikten sonra alınan idari kararların suçun ortadan kalkması anlamına gelmemesi gerekse verilen izne göre sanığın yapılaşmasının iznin üzerinde olması karşısında, bu husus neticeye etkili görülmemiş ve sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR 2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği değerlendirilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Mucur Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/2720, K. 2025/2749, T. 13.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-2720-e-2025-2749-k-e84a32712348