Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/6217 E. 2024/7371 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/6217
- Karar No
- 2024/7371
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/150 E., 2021/2904 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız arama ve elkoyma nedeniyle 700.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin talebinin, CMK'nın 141/1-i maddesine göre hakkındaki arama kararı ölçüsüz şekilde gerçekleştirilen kişilerin tazminat isteyebileceklerinin belirtildiği, dava konusu olayda davacının, aramanın ölçüsüz gerçekleştirildiğine dair bir iddiası olmadığı ve esasen arama kararının üsulsüz olması sebebiyle arama kararının haksız olduğunu iddia ettiği, bu itibarla davacı vekilinin usulsüz olduğunu iddia ettiği arama kararı nedeniyle idare mahkemesinde dava açma hakkına sahip olduğu, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığından bahisle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine, davacı şirkete ait işyerinde, sahte ürün satıldığının iddia edilmesi üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında yapılan arama neticetisinde sahte olduğu iddia edilen bir kısım ürüne el konulduğu, soruşturma devam ederken Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2019/10 Esas sayılı dosyasında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca el konulan ve yediemine teslim edilen ürünler hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiği, yapılan yargılama sonucu Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2019/10 Esas-2019/275 Karar sayılı kararı ile "Davacıların marka haklarına davalılar tarafından tecavüz edildiğinin tespitine, davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine," karar verildiği ve bu kararın da usulünce kesinleştiği, öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/205602 Soruşturma ve 2018/136933 Karar sayılı kararı ile marka hakkının ihlal edildiği iddiası ile yürütülen soruşturmada, "yüklenen eylemde kamu davasının açılmasını haklı gösterecek, bilirkişi incelemesine esas olabilecek bir konum oluşmadığından kovuşturmaya gerek olmadığına" karar verildiği, bu karara itiraz edilip edilmediği, edilmiş ise sonucu hakkında bir bilgi bulunmadığı anlaşılmış ise de, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporu ve Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi kararına göre, davacı şirkete ait iş yerinde ele geçirilen ürünlerin sahte olduğunun tespit edilmesi ve marka hakkına tecavüz ederek haksız yere elinde bulundurduğu, konusu suç teşkil eden eyleminden dolayı el konulan ürünler nedeniyle davacı şirketin tazminat istemininde bulunamayacağının anlaşılması karşısında, İlk Derece Mahkemesince tazminat şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ancak davanın tamamen red edilmesi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğininden bahisle, davalı lehine 5.450,00 TL vekalet ücretine hükmedilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; Arama kararının hukuka aykırı olduğuna, arama neticesinde davacı şirketin ticari itibarının sarsılmasının yanı sıra zararının da oluştuğuna, el konulan ürünlerin ilk bakışta sahte olduğunun anlaşılmasının ve el koyma anında analiz yapılmasının mümkün olmadığına, talebin yalnızca usulsuz aramaya ilişkin olmayıp, dilekçe içeriği itibariyle ölçüsüzlük iddiasının da ileri sürüldüğüne, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU Tazminat talebinin dayanağı olan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/205602 Soruşturma ve 2018/136933 Karar sayılı soruşturması kapsamında, davacı şirkete ait işyerinde gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında 16.11.2018 tarihinde Cumhuriyet Savcısının talimatı ile arama yapıldığı ve arama sonucu sahte olduğu değerlendirilen ürünler bakımından el koyma kararı verildiği, arama tutanağında arama yapılan iş yeri yetkilisinin arama sonucu bir zararının olmadığını beyan ettiği ve arama tutanağının altında imzasının bulunduğu, arama ve el koyma kararının Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.11.2018 tarihli ve 2018/7348 D. İş sayılı kararı ile onandığı, yapılan soruşturma sonunda davacı şirket yetkilisi bakımından 28.12.2018 tarihinde marka hakkını ihlal etmek ve haksız rekabet suçundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, öte yandan müşteki şirket tarafından açılan dava kapsamında Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2019/10 Esas sayılı dosyasında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca el konulan ve yediemine teslim edilen ürünler hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiği, yapılan yargılama sonucu Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2019/10 Esas-2019/275 Karar sayılı kararı ile davacıların (soruşturma dosyasında müşteki şirket) marka haklarına davalılar (tazminat davasında davacı şirket) tarafından tecavüz edildiğinin tespitine, davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, el konulan ve devamında ihtiyati tedbir kararı verilen malların imhasına karar verildiği ve bu kararın da usulüne uygun olarak 28.02.2020 tarihinde kesinleştiği, tazminat davası bakımından İlk Derece Mahkemesince ise, davacının talebinin aramanın hukukiliğine ilişkin olduğu ancak aramanın hukukiliği noktasında ileri sürülen talepler bakımından CMK 141 vd. maddelerine göre tazminat isteminde bulunulamayacağı, bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartların oluşmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dava konusu talepler gerekçelendirilmek ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2024 tarihinde karar verildi.