Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/6185 E. 2025/698 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/6185
- Karar No
- 2025/698
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1393 E., 2021/1907 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacının tazminata esas dosyada bilgilerinin açıkça iddianame içeriğinde gösterildiğinden kişilik haklarının ihlal edildiğinden bahisle 50.000,00 TL maddi tazminatın iddianame düzenleme tarihinden yasal faizi ile birlikte, 100.000,00 TL manevi tazminatın talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının, davalı lehine 8.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; müvekkilinin kamuoyunda "İzmir-Askeri Casusluk" davası olarak bilinen davanın iddianamesinde mağdur sıfatıyla hakkında gerçek dışı olarak kayıtlar tutulması ve bu kayıtların iddianameye koyulması suretiyle mağdur edildiğini, mahkemelerce verilen kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davanın tazminata esas dosyanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık sürede açıldığını, davanın süresinde açıldığından kabulü gerektiğini, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/9 esas sayılı dosyasına ilişkin düzenlenen 06.01.2013 tarihli iddianamede, davacının mağdur olarak gösterilip, şüpheli şahsılar tarafından gerçekleştirilen soruşturmaya konu eylemler açıklanırken, hakkındaki sahte fişleme bilgilerinin açıkça iddianame içeriğinde gösterilip, kişilik haklarının ihlal edildiğini, maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek CMK'nın 141/3. maddesinde düzenlenen hakim ve Cumhuriyet savcısının sorumluluğuna dayanarak tazminat talebinde bulunulduğu görülmekle birlikte, yapılan yargılama neticesinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi'nin 2020/2587 Esas ve 2021/1021 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesinde koruma tedbirlerine dayalı tazminat davalarının karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren (3) ay ve her halde (1) yıl içerisinde açılabileceği, bu bağlamda davacının tazminat davasına esas kıldığı işlemin, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2013 tarihli iddianamesi olup, davacının kovuşturma aşamasında 25.07.2013 tarihli 3. Celsede beyanı alınmakla 06.01.2013 tarihli iddianame de gösterilen sahte fişleme bilgilerine ilişkin iddianame içeriğinden haberinin olduğu anlaşıldığı, dolayısıyla davacının bu husustan haberdar olduğu 25.07.2013 tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK'nın 142/1 maddesinde belirtilen 1 yıllık dava açma süresinin başladığı ancak davacının süresinde tazminat davasını açmadığı anlaşılmakla davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin süre yönünden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Davacının, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas sayılı dosyanısının yargılamasına konu 06.01.2013 tarihli iddianamede mağdur sıfatıyla yer aldığı, hakkındaki sahte fişleme bilgilerinin açıkça iddianame içeriğinde gösterilmesi nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğinden bahisle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek açılan davanın 5271 sayılı Kanunun 141/3. fıkrasında düzenlenen hakim ve Cumhuriyet savcısının sorumluluğuna dayanan tazminat talebi olduğu anlaşılmıştır. Davacının talep konusunun 06.01.2014 tarihli iddianameye ilişkin olduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanunun 141/3. fıkrasının 18.06.2014 tarihinde düzenlenmesi nedeniyle hangi mevzuatın uygulanacağı konusunda izahat yapmak gerekmiştir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun (1086 sayılı Kanun) 573 ve devamı maddelerinde, “hakim ve icra reisi” aleyhine 573. maddede düzenlenen yedi bent ile sınırlı olmak üzere tazminat davası açılabileceği, 25.03.1931 gün ve 19/35 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararı ile ceza hakimlerinin de hakim kavramı içinde olduğu, mülga 1086 sayılı Kanunun 573 ve devamı maddelerinin, hakim ve icra reisi ile ceza hakimlerinin yargısal faaliyet nedeni ile oluşan zararlardan dolayı sınırlı sorumluluk halleri getirerek koruma sağladığı, Cumhuriyet savcılarının ise başlık ve madde metni dikkate alındığında 1086 sayılı Kanunun 573 ve devamı koruması içine alınmadığı, Cumhuriyet savcıları aleyhine genel hükümler çerçevesinde tazminat davası açılabileceği içtihatlar ile kabul edilmekteydi. 09.02.2011 gün ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14.maddesi ile mülga 1086 sayılı Kanunun 573. maddesinde değişiklik yapılmış, hâkimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği düzenleme altına alınmış, 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununa 93. maddeden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş; Cumhuriyet savcıları da Devlet koruması altına alınmış, hakim ve cumhuriyet savcıları aleyhine kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa tazminat davası açılamayacağı düzenlenmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 46. maddesi gereğince hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilecektir. Madde gerekçesinde "Hükümde geçen “hâkim” kavramının genel anlamda kullanıldığı, buna yargı yetkisini kullanan tüm hâkimlerin dahil olduğu, ilk derece mahkemesi hâkimleri, bölge adliye mahkemesi hâkimleri, Yargıtay, Danıştay başkan ve üyeleri keza ceza mahkemesi hâkimlerinin de buraya dahil” olduğu ifade edilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 47. maddesine göre, aynı Kanunun 46. maddesine istinaden Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde açılacak ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülecektir. Bu arada, 21.02.2014 gün ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 93/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Böylelikle “hukuk hâkimleri” dışındaki hâkimler ve cumhuriyet savcıları aleyhine açılacak tazminat davalarında görevli mahkemenin neresi olduğu sorunu ortaya çıkmıştır. 5271 sayılı Kanunun “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” başlıklı 141. maddesinde suç soruşturması veya kovuşturması sırasında, 141/1. fıkrasında düzenlenen haller nedeni ile zarar gördüğünü iddia eden kişilerin maddî ve manevî her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri, 142. maddesinde ise koruma tedbirleri nedeni ile tazminat isteminin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanacağı düzenlenmiştir. 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla 5271 sayılı Kanunun 141. maddesine; “(3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. (4) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.” şeklinde 3. ve 4. fıkralar eklenmiştir. Davaya konu işlem tarihinin 06.01.2013 olması söz konusu tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanunun 46. maddesinde dava açma süresine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeniyle dava açma süresi bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenen haksız fiile ilişkin zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İlgili maddedeki düzenleme 'Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. '' şeklindedir. Bu açıklamalar ışığında, davaya konu işlem tarihinin 06.01.2013 olduğu, davacının kovuşturma aşamasında 25.07.2013 tarihli 3. Celsede beyanı alındığı; dolayısıyla iddianameden haberdar olduğu anlaşılmaktadır.Buna göre davacının öğrenme tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinden sonra 31.05.2017 tarihinde açtığı davanın, 6098 sayılı Kanun hükümleri uyarınca dava açma süresinin geçmesi nedeniyle reddedilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanunun 142/1. maddesi uyarınca davanın süresinde açılmadığından reddedilmesi sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, davanın reddine kararının usule uygun olduğu anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde karar verildi.