Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/565 E. 2025/5140 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/565
- Karar No
- 2025/5140
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2042 E. 2020/1501 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, davacının haksız yakalama ve tutuklama nedeniyle CMK'nın 141/1-a,e,h,k maddeleri gereğince 536.000,00 TL, haksız olarak mal varlığına el konulması nedeniyle 141/1-j maddesi gereğince 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacının temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacının temyiz sebepleri; tazminat taleplerinin asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı olmadığından hükmün kesinleşmesine gerek olmadığına, mahkemenin ret gerekçesinin hatalı olduğuna, tazminat koşulları oluştuğundan davanın kabulü gerektiğine ve davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/77 Esas sayılı ceza dosyası kapsamında; davacının Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve Silahli Terör Örgütüne Üye Olma suçlarından 18.07.2016 tarihinde tutuklandığı, davacının aracı üzerine 29.07.2016- 21.11.2016 tarihleri arasında tedbir konulduğu, davacı hakkında 02.01.2018 tarihinde Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilerek davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan dava açıldığı ve yargılamanın halen devam ettiği, 23.07.2018 tarihinde davacının tahliye edildiği, davacı hakkında iddia olunan her iki suçta CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklama kararı verilebilecek suçlardan olması, bunlardan birisi hakkında Ek KYOK kararının verilmiş olmasının tazminata hak kazandırmayacağı, soruşturma ve kovuşturma sürecine ilişkin olarak davacının ileri sürdüğü gerekçelere ilişkin olarak hiçbir delil gösteremediği, söz konusu davanın netice olarak haksız fiile dayalı tazminat davası olduğu, davanın CMK'nın 141 ve devamı maddeleri gereğince yürütüleceği, burada düzenleme bulunmayan hallerde HMK kurallarına bakmak gerektiği, buna göre davacının davasının haklılığını ispat etmesi gerektiği ancak davasını ispat edemediği, tutuklamaya ilişkin olarak bir suçtan hala yargılamanın devam ettiği, el koyma işleminin fiilen gerçekleştirilmediği, sadece tedbir mahiyetinde bir araç üzerine şerh konulduğu, tedbir şerhinin de çok kısa süre içerisinde (makul sürede) kaldırıldığı, yapılan yakalama, tutuklama ve tedbir şerhinin TCK ve CMK hükümlerine uygun olduğu, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan açılan kamu davasının dosyanın karar tarihi itibariyle halen derdest olduğu, davacı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş bir beraat hükmünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR UYAP üzerinden yapılan incelemede; davacı hakkında Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/04/2019 tarihli ve 2018/77 Esas, 2019/203 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 26/04/2021 tarihli ve 2020/4 Esas, 2021/964 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, kararın sanık ve müdafisi tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13/05/2024 tarih, 2022/23879 Esas- 2024/6639 Karar sayılı ilamı ile hükmün eksik araştırma nedeni ile bozulmasına karar verildiği, hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacının sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Davacı hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan 02.01.2018 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığı, takipsizlik kararı verilen bu suçla birlikte soruşturma işlemine ve koruma tedbirlerine konu edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından davacı hakkında kamu davası açıldığı ve hükmün henüz kesinleşmediği anlaşıldığından, davacının CMK'nın 141/1-e maddesi gereğince talep ettiği tazminatın reddedilmesinde hüküm tarihi itibariyle hukuka aykırılık görülmemiş ise de; 5271 sayılı Kanunun tazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142. maddesinde; “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde” bulunulabileceği hükme bağlanmıştır. Ancak asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden mutlaka davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunlu değildir. Tazminat talebinin dayanağı olan ceza soruşturmasında; tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesiz ve kanuna aykırı verildiği, tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmadığı, tutukluluğun devamına ilişkin kararların makul sürede tebliğ edilememesinden dolayı itiraz hakkının elinden alınarak Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmadığı, tutukluluğa itirazlarının zamanında değerlendirilmediği, tutukluluğun devamı kararlarının eşine tebliğ edilmediğinden eşinin tutukluluğun kaldırılması için yasal başvuruda bulunma imkanını kullanamadığı, koşulları oluşmadığı halde banka hesaplarına, aracına ve miras yolu ile edindiği tarlasına el konulduğu, yargı mensuplarının usulsüz ve haksız tedbir kararları verdiği ileri sürerek CMK'nın 141/1-a,j,h,k bentlerine ve CMK'nın 141/3 maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunduğu, ancak mahkemece davacının tazminata dayanak olarak ileri sürdüğü bu hususlardan yalnızca CMK'nın aracına konulan tedbir nedeniyle 141/1-j bentlerine dayalı talebi hakkında değerlendirmede bulunulduğu, davacının tazminata dayanak olarak ileri sürdüğü yukarıda belirtilen diğer hususlar hakkında araştırma ve gerekçede değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacının belirtilen talepleri yönünden asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, zira bu hususa ilişkin tazminat taleplerinin asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı olmadığından davacının talepleri hakkında ilgili delillerin toplanarak, gerekçeli kararda bu talepler yönünden belirtilen koşulların oluşup oluşmadığına ilişkin her bir talep yönünden ayrı ayrı gerekçelendirme yapılmadan eksik araştırma ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2025 tarihinde karar verildi.