Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/5049 E. 2023/583 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/5049
- Karar No
- 2023/583
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Davalı vekilinin ..., ..., ... açısından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteği yönünden; karar tarihi itibarıyla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 21.07.2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değişik 427 nci ve ek 4 üncü maddeleri uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir. Davacıların tazminat talebi hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin yokluğundan verilen kararın ve temyiz dilekçesinin tebliği üzerinde 01.06.2022 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu temyiz isteminde bulunduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacılar vekili 19.08.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/215 E., 2009/184 K. sayılı ve ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/404 E., 2013/434 K. sayılı dosyasında haksız yere gözaltına alınarak tutuklandıklarını, müvekkillerinden ..., Yiğit Çelik ve ...'in 19.12.2006 tarihinde gözaltına alınarak 21.12.2006-05.02.2008 tarihleri arasında tutuklu kaldıklarını, müvekkillerinden ...'nın 14.05.2007-05.02.2008 tarihleri arasında tutuklu kaldığını ve yapılan yargılama neticesinde haklarında beraat kararı verildiğini, müvekkilleri lehine CMK'nın 141 inci maddesi gereğince davacı ... için 28.000,00 TL maddi, 20.00,00 TL manevi, davacı ... için 65.000,00 TL maddi, 20.000 TL manevi, davacılar ... ve ... için ise 39.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. 3. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2015/74 Esas, 2016/20 Karar sayılı kararı ile davacıların tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2015/74 Esas, 2016/20 Karar sayılı kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.12.2021 tarihli ve 2020/1222 Esas, 2021/8774 Karar sayılı ilâmıyla; "1-Dosya içeriğine ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemeye göre davacı ...’un dava açtığı tarihte ve halen hükümlü olarak cezaevinde bulunduğu ve Göle Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/18 esas 2018/54 karar numaralı ilamı ile kısıtlanarak kendisine vasi atandığı dikkate alınarak, davacının vasisine açılan davaya muvafakatinin olup olmadığı sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Davacılar hakkında düzenlenen tutuklama müzekkerelerinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde infaz tarihleri ilgili ceza infaz kurumundan sorularak infaz edilen tutukluluk süresinin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması, 3-İncelenen dosya kapsamında bulunan tutuklama müzekkeresine göre davacıların üzerine atılı resmi belgede sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından tutuklandığı, resmi belgede sahtecilik suçuna dair yapılan soruşturma sonucuna dair bilgi olmadığı anlaşılmakla soruşturma sonucunda atılı suça dair ne karar verildiği, verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği ve soruşturma aşamasında tefrik kararı verilip verilmediği, tefrik kararı verilmiş olması halinde neticesi araştırılıp, kesinleşmiş olması halinde kesinleşme tarihi tespit edilerek, tazminat isteme koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 1-CMK'nın 144/1-a. maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup durumu tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, Dairemizce yapılan incelemede, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan araştırmada, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/404 esas 2013/434 karar sayılı dosyasında davacı ...’un tutuklu kaldığı sürelerin tamamının başka bir dosyada verilen hapis cezasından mahsup edildiğinin anlaşılması karşısında, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar maddi ve manevi tazminata karar verilmesi gerektiği gözetilmeden davacı ... lehine fazla tazminata hükmedilmesi, 2-Yerel mahkemece davacılar ... ve ... yönünden ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/04/2015 ve 21/07/2015 tarihli 2011/247 esas 2012/367 karar sayılı mahsup kararları ile davacıların tutuklu kaldıkları tüm sürelerin başka bir suçtan almış oldukları cezalarından mahsubuna karar verildiği gözetilerek yazılı şekilde maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş ise de davacıların tutukluluk sürelerinin tamamının mahsup edildiği de dikkate alınarak, makul bir miktar maddi ve manevi tazminata karar verilmesi gerektiği gözetilmeden davacılar ... ve ... lehine fazla tazminata hükmedilmesi, 3-Davacıların dava dilekçesinde hükmolunacak maddi ve manevi tazminat miktarlarına faiz işletilmesi talebi olmamasına rağmen hükmolunan tazminatlara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi," nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 5. Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır. 6. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2022/30 Esas, 2022/54 Karar sayılı kararı ile davacıların tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. 7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.06.2022 tarihli, davalı vekilinin ..., ..., ... açısından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin hükmün kesin olması sebebiyle reddi, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri Davanın reddi gerektiğine, Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, ilişkindir. B. Davacılar vekilinin temyiz sebepleri Hükmedilen tazminat miktarının az olduğuna, Hükmedilen tazminat miktarlarına tutuklama ya da gözaltına alınma tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; Yerel Mahkemenin Kabulü Davacı ...'nın 14.05.2007 tarihinde tutuklandığı, 05.02.2008 tarihinde tahliye edildiği, diğer davacıların ise 21.12.2006 tarihinde tutuklanıp, 05.02.2008 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılamalar neticesinde davacıların tutuklandığı suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen beraat hükümlerinin 12.10.2012 tarihinde, ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerinin 27.10.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yapılan değerlendirmede; davacıların süresi içerisinde dava açtığı, tazminat isteminin 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesindeki koşulları taşıdığı anlaşılmıştır. Bozma ilamı doğrultusunda davacıların tutuklama müzekkeresinde yer verilen resmi belgede sahtecilik suçunun akıbetine ilişkin yapılan araştırmada; yazı cevapları ve davacıların taraf oldukları dosya bilgilerine ilişkin UYAP sorgusunda, bu suçtan açılmış bir kamu davası veya verilmiş bir kovuşturmaya yer olmadığı kararı bulunmadığı anlaşılmış; bu haliyle söz konusu durum davacıların aleyhine değerlendirilmemiştir. Davacı ...'nın tutuklu kaldığı sürenin herhangi bir mahsup işlemine konu edilmediği ve daha önce alınan bilirkişi raporunun hesap hatası içerdiği anlaşılmakla mahkemece maddi tazminat yönünden yapılan hesaplamada maddi tazminat miktarı 3.708,04 TL olarak hesaplanmıştır. Diğer davacılar yönünden maddi tazminat hususunda yapılan değerlendirmede, tazminat talebinin dayanağını oluşturan dosyada davacıların tutuklu kaldıkları sürelerin tamamının başka bir dosyada verilen hapis cezalarından mahsup edildiğinin anlaşılması karşısında, hak ve nesafet ilkelerine uygunluk kriteri de nazara alınarak lehlerine takdiren ayrı ayrı 2.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacılar yönünden manevi tazminat hesaplanırken, Yargıtay CGK'nın 12.04.2011 tarih, 52 - 10407 sayılı ve "manevi zarar, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarında meydana gelen ihlalden ibarettir. Yakalanan veya tutuklanan kişinin aile ve ... çevresinde sosyal ilişkilerinde itibarının sarsılması, bu ilişkilerden tecrit edilmesi dolayısıyla duyduğu elem ve ıstırap, yakınlarından uzaklaşması nedeniyle hasret çekmesi ve ruhsal sıkıntılara uğruması, yargılama süreci içerisinde yargı ortamında bulunmanın verdiği sıkıntılar, cezaevinde bulunmanın verdiği sıkıntılar gibi hususlan manevi zararın mahiyetini açıklamaktadır. Yine bu olay nedeniyle kişinin ailesini veya dostluk ilişkisini kaybetmesi muhtemeldir. Maddi tazminatla kişinin uğradığı gelir kaybı, ödedikleri avukatlık ücreti ve yol giderleri gibi masrafların giderilmesi amaçlanırken manevi tazminatla kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden yoksun kalması nedeniyle duyduğu elem, ıstırap ve ruhsal sıkıntının bir ölçüde giderilmesi gerekmektedir" şeklindeki içtihadı göz önünde bulundurulmuştur. Tüm bu açıklamaların ışığında; davacıların sosyal ve ekonomik durumu, üzerlerine atılı suçların niteliği, tutuklanmalarına neden olan olayın oluş şekli, tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alınarak, davacı ... yönünden mahkemece takdir edilen 16.000,00 TL; diğer davacılar yönünden tutuklu kaldıkları sürelerin tamamının başka bir dosyada verilen hapis cezalarından mahsup edildiğinin anlaşılması karşısında, hak ve nesafet ilkelerine uygunluk kriteri de nazara alınarak takdiren ayrı ayrı 2.500,00 TL manevi tazminatın davalı hazineden alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/404 Esas 2013/434 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, resmi belgede sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından davacılardan ..., ... ve ...’in 19.12.2006-05.02.2008 tarihleri arasında 413 gün gözaltında ve tutuklu kaldıkları, tutuklulukta kaldığı sürelerin tamamının mahsup edildiği, davacı ...’nın ise 14.05.2007-05.02.2008 tarihleri arasında 267 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılamada suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verilen beraat hükümlerinin 12.10.2012 tarihinde kesinleştiği, ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen beraat hükümlerinin 27.10.2014 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. A. Davalı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden A.1. Davalı vekilinin davacılar ..., ... ve ... açısından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi yönünden; Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 5.810,00 TL olduğu, davacıların ihaleye fesat karıştırma suçundan 19.12.2006-05.02.2008 tarihleri arasında 413 gün gözaltında ve tutuklu kalmaları nedeniyle hükmedilen tazminat miktarının 4.500,00 TL olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 21.07.2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değişik 427 nci ve ek 4 üncü maddelerindeki temyiz sınırı ve hükmolunan tazminat miktarına göre hükmün kesin nitelikte olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. A.2. Davalı vekilinin davacı ... açısından kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden; A.2.a. Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; ... e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, ... Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. ... Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. A.2.b. Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2015/74 Esas, 2016/20 Karar sayılı ilamı ile davacı lehine 13.500,00 TL manevi tazminata hükmedilip, bu hükmün yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, bu hükümle verilen manevi tazminat miktarının davalı lehine kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilmeden, bu miktarın üzerinde kalacak şekilde manevi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. B. Davacılar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden B.1. Hükmedilen tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; B.1.a Davacı ... Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunmuş ise de ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2015/74 Esas, 2016/20 Karar sayılı ilamı ile davacı lehine 13.500,00 TL manevi tazminata hükmedilip, bu hükmün yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, bu hükümle verilen manevi tazminat miktarının davalı lehine kazanılmış hak teşkil edeceğinden bozma nedeni yapılmamıştır. B.1.b. Hükmedilen tazminat miktarlarına tutuklama ya da gözaltına alınma tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; Davacılar vekilinin dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığının anlaşılması karşısında hükmedilen tazminat miktarlarına taleple bağlı kalınarak yasal faiz işletilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Davalı Vekilinin davacılar ..., ... ve ... açısından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteği yönünden; Gerekçe bölümünde (A.1.) bendinde açıklanan nedenle ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2022/30 Esas, 2022/54 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteğinin, 1086 sayılı Kanun’un 432 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Davacılar Vekilinin ve Davalı Vekilinin ... Açısından Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünde (A.2.b.) bendinde açıklanan nedenle ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2022/30 Esas, 2022/54 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (A) bendinde bulunan manevi tazminata ilişkin hükmün tamamen çıkarılarak yerine; ''... Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2015/74 Esas, 2016/20 Karar Karar sayılı ilamı ile davacı lehine 13.500,00 TL manevi tazminata hükmedildiği ve bu hükmün yalnızca davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle bu hükümle verilen miktarın davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilerek, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 13.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2023 tarihinde karar verildi.