Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/3952 E. 2024/6626 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/3952
Karar No
2024/6626
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/208 E., 2021/877 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmasız yapılan inceleme neticesinde, 05.08.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı yasa ile CMK'nun 280/1 maddesinde yapılan değişiklik kapsamında CMK'nun 303/1-a maddesi uyarınca "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden düşmesine karar verilebilecek hal" kapsamında olduğu ve CMK'nun 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilebilecek hukuka aykırılık olduğu tespit edilmekle; sanık hakkında açılan davanın CMK 223/8 maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeni ile düşmesine, şeklinde düzeltilmesi suretiyle; hükmün CMK'nın 280/1-a, 303/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz nedenleri; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, zamanaşımını kesen sebeplerin dikkate alınmadığına, sanığın eyleminin sabit olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamı ve sanığın beyanları dikkate alındığında, olaya konu dubleks meskenin 2004 tarihinden önce de olduğu ancak olaya konu 3. Katın 2009 yılında yapıldığı, sanığın olaya konu yere yaz ayları geldiği, kendisinin yurt dışında yaşadığı, sanığın suça konu taşınmazın sit alanında kaldığını bildiğini gösterir veya bilmesini gerektirir herhangi bir somut durumun bulunmadığı, şöyle ki; her ne kadar İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 1997 yılında buranın sit alanı olduğuna ilişkin ..., Mal Müdürlüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde ilan askı tutanakları ve hoperlör vasıtası ile ilan yapılmış ise de; sanığın Almanya'da, yurt dışında yaşadığı, dolayısıyla askı tutanaklarıyla bu durumdan haberinin olmasının mümkün olmadığı, kaldı ki; olaya konu taşınmazın sanığın samimi beyanlarından da görüleceği üzere 1994-1995 yıllarından beri olduğu, sanığın buranın sit alanı olmasını gerektirecek herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla sanığın samimi ve tutarlı beyanlarına itibar edilerek üzerine atılı 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçunu işleme kastı bulunmadığından CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince manevi unsur eksikliği yönünden beraatine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Yapılan incelemede, dosya içerisinde 12.03.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda Google Earth programı veri tabanından elde edilen 2006 tarihli uydu fotoğrafındaki çatı tipi ile 2011 tarihli uydu fotoğrafındaki çatı tipinin birbirlerinden farklı olduğunu, dava konusu binanın 2007 yılında 2 katlı olduğu, 2013 yılındaki fotoğrafta ise 3 katlı olduğunun görüldüğünü, dava konusu ruhsatsız 3. katın 2004 tarihinde sonra ancak 2011 yılından önce yapılmış olduğunun tespitinin yapıldığı, sanığın savunmasında 2009 yılında çatı katını yaptığı savunmasının aksine hiçbir delil ve emareye erişilemediği bu nedenle şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetildiğinde sanığın savunmasının doğru olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, söz konusu yapının yapıldığı tarihten iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar geçen süre dikkate alındığında; yüklenen suçun gerektirdiği cezanın yasada belirtilen türü ve üst sınırına göre; 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli zamanaşımı süresine tabi bulunmakla sanık hakkında davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, bu durumun 05.08.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı yasa ile CMK'nun 280/1 maddesinde yapılan değişiklik kapsamında CMK'nın 303/1-a maddesi uyarınca "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden düşmesine karar verilebilecek hal" kapsamında olduğu ve CMK'nun 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilebilecek hukuka aykırılık olduğu tespit edilmekle; istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR "2009 yılı olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında yanlış yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır." Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/3952, K. 2024/6626, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-3952-e-2024-6626-k-1a3bf9e6c8f4