Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/2485 E. 2024/5345 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/2485
Karar No
2024/5345
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1512 E., 2020/3928 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız el koyma nedeniyle el konulan akaryakıtın fatura bedeli ile tasfiye sonucu ödenen bedelin kur karşılığı arasındaki fark olmak üzere 752.320,40 USD ve el koyma nedeniyle muhafaza gideri, yolluk ve fazla mesai ücreti olmak üzere toplam 100.333,99 TL maddi tazminatın yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2017/1875 Esas sayılı dosyası kapsamında, tasfiye neticesinde elde edilen akaryakıt bedelinin tahsiline ilişkin olarak başlatılan icra takibinde haksız el koymaya konu akaryakıt bedeli olarak 1.909.378,51 TL ödemenin yapıldığı, damga vergisi ve cezaevi harcı kesintilerinden sonra davacının uhdesine 1.856.698,81 TL'nin geçtiği, böylece haksız el koyma neticesinde meydana gelen zararın icra kanalıyla davalı hazineden tahsil edildiği, ithal edilen akaryakıt bedelinin dolar üzerinden satışı mümkün olmadığından davacının fatura bedellerini dolar üzerinden Türk Lirasına çevirip aradaki fark için talepte bulunmasının yasal dayanağının bulunmadığı, malın muhafazası, yolluk ve fazla mesai ücretleri nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararların ise işletmenin olağan giderleri kapsamında olduğu, bu itibarla CMK'nın 141. maddesi anlamında tazminat davasına konu olabilecek her hangi bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; soruşturmanın başında akaryakıtın standartlara uygunluğu raporlarla ortaya konulmuş olmasına rağmen tasfiye kararı verildiğine, akaryakıtın fatura bedeli ile, tasfiye sonucu ödenen bedelin kur karşılığı arasındaki farkın maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması gerektiğine, tasfiye sonucu ödenen bedele ilişkin faizin ödenek yokluğu nedeni ile ödenmediğine, akaryakıtın ilgili yönetmeliğin yanlış maddesinin uygulanması sonucunda bedelinin çok altındaki bir tutarla tasfiye edildiğine, şirketin akaryakıtı ticarete konu etmiş olması durumunda elde edebileceği kazançtan mahrum kaldığına, malın muhafazası, yolluk ve fazla mesai giderlerinin maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması gerektiğine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/362 Esas-2013/1382 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında davacı şirkete ait akaryakıta petrol kaçakçılığı suçu kapsamında 03.01.2013 tarihinde el konulduğu ve 5015 sayılı Kanun'un ek 3. maddesi gereğince yediemin olarak Kocaeli İl Özel İdaresine teslim edildiği, Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2013 tarihli ve 2013/36 Değişik iş sayılı kararıyla akaryakıtın tasfiyesine karar verildiği, davacı şirketin tasfiye kararının durdurulması ve iptaline ilişkin talebinin Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesince reddedildiği, yapılan yargılama neticesinde şirket yöneticisinin beraatine ve tasfiyeye konu akaryakıtın şirkete iadesine karar verildiği, kararın 25.09.2017 tarihinde kesinleştiği, muhafaza altına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ancak kararın kesinleşmesini müteakip tasfiye edilen akaryakıt bedelinin tahsiline ilişkin olmak üzere yapılan icra takibi neticesinde davacı şirketin tasfiye sonucu elde bedeli tahsil ettiği bu itibarla maddi bir zararının bulunmadığı belirlenerek davanın reddine verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davacı şirkete ait akaryakıtın tasfiye edilmesi üzerine tasfiye sonucu elde edilen bedelin ödendiği, davacı şirketin maddi bir zararının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; akaryakıtın el koyma anındaki piyasa değerinin belirlenebilir olduğu, bu itibarla öncelikle akaryakıtın el koyma anındaki piyasa değeri belirlenerek, tasfiye sonucu davacı şirkete ödenen bedelin, el koyma anındaki piyasa değerinden düşülmesi suretiyle bir fark oluşması durumunda, bu farkın maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/2485, K. 2024/5345, T. 15.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-2485-e-2024-5345-k-ef5af496795e