Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/1987 E. 2025/2166 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/1987
- Karar No
- 2025/2166
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/252 E., 2021/485 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜMLER : 02.02.2016 tarihli davanın kısmen kabulü, 10.05.2016 tarihli davanın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine Yerel Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 4.270,00 TL olduğu ve 2.500,00 TL manevi tazminat takdir edilmesi nedeniyle toplam 2.500,00 TL tazminata ilişkin hükmün davalı açısından kesin olduğu belirlenmiştir. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; 1086 sayılı HMUK'un 427. ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece; davacı vekilinin 02.02.2016 tarihli dilekçe ile uzun süre iletişimin tespiti tedbiri uygulandığı gerekçesi ile 20.000,00 TL manevi tazminatın söz konusu tedbirlerin uygulanmaya başlandığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 2.500,00 TL manevi tazminatın söz konusu tedbirlerin uygulanmaya başlandığı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin ve 10.05.2016 tarihli dilekçe ile uzun süre uygulanan iletişimin tespiti tedbiri sonucu elde edilen verilerin başka mahkemelere gönderildiği ve Uyap'a kaydedilerek ifşa edildiği gerekçesi ile 20.000 TL manevi tazminatın imha edilmesi için gerekli yasal sürenin sonundan yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine dair kararlara yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz isteklerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 22.03.2021 tarihli bozma kararları üzerine Yerel Mahkemece her iki davanın birleştirilerek yapılan yargılama sonunda 10.05.2016 tarihli davanın reddine, 02.02.2016 tarihli davanın kısmen kabulü ile 2.500,00 TL manevi tazminatın söz konusu tedbirlerin uygulanmaya başlandığı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlerin onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın reddi gerektiğine, davacı vekilinin temyiz sebepleri; reddedilen davanın kabul edilmesi gerektiğine, davalı lehine dava vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, kabul edilen dava yönünden hükmedilen tazminat miktarının eksik olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU Yerel Mahkemece Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/38860 Soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacı hakkında 16.11.2011 - 16.07.2012 tarihleri arasında 243 gün süre ile iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ve tedbirlerinin uygulandığı, yapılan soruşturma sonunda 02.11.2015 tarihinde kovuşturma yapılmasın yer olmadığına karar verildiği tedbir tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, 10.05.2016 tarihli dilekçe ile uzun süre uygulanan iletişimin tespiti tedbiri sonucu elde edilen verilerin başka mahkemelere gönderildiği ve Uyap'a kaydedilerek ifşa edildiği gerekçesi ile açılan davanın, söz konusu verilerin imha edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR A) Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan ve 21.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik HUMK’un 427. ve ek 4. maddelerindeki temyiz sınırı ve hükmolunan tazminat miktarına göre hükmün kesin olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin 1086 sayılı HUMK’un 432. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE, B) Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 02.02.2016 tarihli dava yönünden tazminat şartlarının oluştuğunun, 10.05.2016 tarihli dava yönünden tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından davacı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2025 tarihinde karar verildi.