Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/9997 E. 2024/4935 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9997
- Karar No
- 2024/4935
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/223 - 2021/480 SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece, sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.03.2019 tarihli 2016/9756 Esas, 2019/3180 Karar sayılı ilamı ile, "Her ne kadar dosya içerisinde bölgenin 3. derece doğal sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde duyurulduğuna yönelik bilgi - belge mevcut değilse de, taşınmazın suç tarihi itibariyle Maliye Hazinesi adına kayıtlı olması ve sanığın 18.03.2013 tarihinde kolluk kuvvetlerince yapılan tespitten sonra da fiilini devam ettirdiğinin anlaşılması karşısında, suç kastını ortaya koyan sanık bakımından ilanın yapılmış olup olmamasının önem arz etmediği anlaşılmakla; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren koruma uygulama ve denetim bürosunun yetki ve sorumluluk alanının, 18.03.2013 suç tarihi itibariyle suça konu taşınmazın bulunduğu bölgeyi kapsayıp kapsamadığı araştırılarak, kapsadığının tespiti halinde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi, kapsamadığının tespiti halinde ise, aynı Kanunun 65/1. maddesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, anılan kanun değişikliğine şekli bir anlam yüklenmek suretiyle, işin esasına ilişkin değerlendirme yapılmadan beraat hükmü tesis edilmesinin kanuna aykırı olduğu" gerekçesi ile hükmün bozulduğu, bozma ilamı üzerine mahkemece, sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2, 51/1-3. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğuna, sanığın atılı suçu işlemediğine, hükmün gerekçe ihtiva etmediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanığın, İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 15.11.1995 tarih ve 7755 sayılı kararı ile tescilli 3. derece doğal sit alanı içerisindeki taşınmaz üzerine izin almaksızın beton duvar yaptığı iddiasıyla dava açıldığı, 18.03.2013 tarihli olay yeri tespit tutanağında, beton duvarın yaklaşık 3 metre yüksekliğinde, 16 metre uzunluğunda olduğu belirtilirken, 24.03.2014 tarihli olay yeri keşfinden sonra düzenlenen 05.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda, taşınmazın batısında inşa edilen duvarın 0.30 metre kalınlığında, ortalama 2.50 metre yüksekliğinde, yaklaşık 30 metre uzunluğunda, güneyinde araziyi teraslamak amacıyla inşa edilen duvarın ise, yaklaşık 5.00 metre yüksekliğinde, 22.00 metre uzunluğunda olduğu tespitine yer verildiği, taşınmazın suç tarihi itibariyle Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, sanığın 18.03.2013 tarihinde kolluk kuvvetlerince yapılan tespitten sonra da fiilini devam ettirdiği, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün 15.12.2020 tarihli cevabi yazısından suça konu taşınmazda anılan Kurulun görev, yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesi uyarınca mahkûmiyetine dair hüküm tesis edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2024 tarihinde karar verildi.