Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/9660 E. 2025/1857 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/9660
Karar No
2025/1857
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2222 E.- 2020/623K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Salihli 5.Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.02.2018 tarihli ve 2017/73 Esas, 2018/139 Karar sayılı ilamıyla; sanık hakkında yürütülen yargılama neticesinde 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı Kanunun, 62, 53, 52, 51/1-3, maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 80TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği; verilen kararın sanıklar müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmü yönünden verilen istinaf başvurusunun duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/1 ve 303/1-a maddeleri uyarınca Salihli 5.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13/02/2018 tarih 2017/73 Esas-2018/139 Karar sayılı kararının 4 nolu maddesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine; "4-)Her ne kadar sanık ...'ın diğer sanıkların işlediği 2863 sayılı Yasaya Muhalefet suçuna iştirak ettiği gerekçesi ile cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; isnat olunan suça sanık ...'ın iştirak etmediği anlaşıldığından CMK'nın 223/2-b maddesi uyarınca BERAATİNE, Sanık ... yönünden yapılan yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına," şeklinde düzeltilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, kararın katılan vekili ve sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan hükmün düzeltilerek onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna ilişkindir. Sanık müdafinin temyiz isteği; vekalet ücretine hükmolunması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Tüm dosya kapsamından olay günü ... isimli şahsın karakola vermiş olduğu dilekçe ile ... mahallesi ... mevkiinde 106 ada 5 parsel sayılı arazi üzerinde mülkiyeti maliye hazinesine ait 1. derece arkeolojik sit alanında kalan taşınmaz üzerinde izinsiz olarak temyiz dışı hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık ... ve aile üyelerince derin pulluk kullanarak sürüldüğü yönünde suç duyurusu üzerine ilgili jandarma personelince olay yerine intikal edildiği, bahse konu arazi içerisinde temyiz dışı hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık ... yönetiminde traktör ile temyiz dışı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ... yönetiminde arkasında bulunan pulluklar vasıtasıyla tarlayı sürdükleri,temyiz dışı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ...'ın da o esnada arazide olduğunun tespit edildiği, yine jandarma görevlilerince tutulan 15.11.2016 tarihli tutanağa göre temyize konu sanık ...'ın ilgili jandarma personelinin traktörleri almak istediği sırada traktörü vermek istemediğinin belirtildiği, dosya içerisinde yer alan fotoğrafta ise ...' tarafından sürüldüğü belirtilen tarla şeklinde fotoğrafın yer aldığı, sanığın soruşturma aşamasında kolluk tarafından alınan ifadesinde araziyi traktörle sürdüğünü beyan ettiği ve yürütülen soruşturma neticesinde sanık ... temyiz dışı sanıklar hakkında iştirak halinde 2863 sayılı Kanunun 65/1, TCK'nın 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle anlaşılmıştır. Sanık ...'ın Yerel Mahkemece yürütülen yargılama sırasında talimatla alınan savunmasında; olay günü kendisinin olay yerinde olmadığını, bahse konu sürme işlemini gerçekleştirmediğini, arazinin kardeşi ...'ın kiralamış olduğu yer olduğunu, daha sonrasında karakola gittiğinde kendisinin de ifadesini aldıklarını belirttiği, kolluk ifadesini inkar ederek olay günü olay yerinde olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde;" ... 15/11/2016 tarihinde Poyrazdamları Jandarma Komutanlığına müracaat ederek; ... mevkii, 106 ada, 5 parselde şüphelilerin derin pulluk yöntemi kullanmak suretiyle arkeolojik varlıkların tahrip edilmesine neden olduklarını, Salihli Mal Müdürlüğü tarafından kullanılmasına izin verilmediği bildirdiği, Jandarma görevlileri tarafından olay yerine gidildiği ve söz konusu arazide 32 ... 816 Universal marka traktör ile ...'ın arkasında pulluk ile araziyi sürdüğünün, 45 ... 0638 plakalı Steyr marka traktör ile ...'ın arkasındaki pulluk ile araziyi sürdüğünün, ...'ın arazi içerisinde olduğunun gözlemlendiği, Müze Müdürlüğünün 18/11/2016 tarihli raporunda; Salihli ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, 106 ada, 5 parsel K20-D-16-A-3 pafta susuz tarla nitelikli 328,998, 74 metrekare alanının iş makinesi ile sürülmüş olduğunun görüldüğünü, söz konusu alanın İzmir 1 nolu KTVKK 01.06.1990/1946 (B) ile tescilli Arkeolojik sit sınırları içerisinde kaldığının, jandarma yetkililerinden alınan şifai bilgiye göre söz konusu alanın hazine arazisi olduğu ve şahıslarca hazineden kiralandığı belirtildiği, yapılan inceleme göre hazinenin veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan, çeşitli nedenlerle kiraya verilmeleri uygun görülmeyenler 300 sıra sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinin c) maddesinde belirtildiği gibi 2863 sayılı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu kapsamında olup, Kültür ve Turizm Bakanlığınca kiraa verilmesi uygun görülmeyen taşınmazlar içerisinde bulunduğunun belirtildiği, kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı ilke kararında "1.derece arkeolojik sit alanları; korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanlarıdır, höyük ve tümüslüsler de toprağın sürülmesine dayanın tarımsal faaliyetlerin kesinlikle yasaklanmasına, ağaçlandırmaya gidilmemesine, yalnızca mevcut ağaçlardan ürün alabileceğine " şeklinde düzenlendiği, her ne kadar arkeolog bilirkişi raporunda sınırlı tarımsal üretim faaliyetinin devam edebileceğinden bahisle korumayı bozacak bir durumun tespit edilemediği belirtilmiş ise de ziraat bilirkişisi raporuna göre 1. derecede akreolojik sit alanları Milli Emlak Tebliğinin 300 sıra sayısında bahsedildiği üzere kiraya verilemeyecek taşınmazlar arasında yer aldığı, dolayısıyla sanıklar dava konusu taşınmazı yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetler içinnde olsa kullanamayacakları, keşif tarihi 17/11/2017 itibariyle sanıkların taşınmazın doğu kısmında kalan alanı tarımsal mekanizasyon aletlerinden traktörler ile sürerek ekime hazır hale getirdikleri ve bu şeklide taşınmazı kullanmaya devam ettiklerinin bildirildiği, nitekim mahkememizce yukarıda incelenen Yargıtay kararının da aynı doğrultuda olduğu, sanıkların aşamalarda yer alan savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanıkların dosya içerisine sunmuş oldukları 28/09/2017 tarihli ilçe gıda tarım ve hayvancılık müdürlüğünün cevabi yazısının içeriği ile sanıkların olay yerini kullanarak ecrimisil bedeli ödediklerine ilişkin savunmalarının atılı suçu işledikleri gerçeğini değiştirmeyeceği birinci derece sit alanı üzekinde hiçbir faaliyetin mümkün olmadığı dosya içerisinde bulunan tutanak ve fotoğraflarda sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde pulluk vasıtası ile söz konusu ariziyi derin pullukla sürdükleri anlaşılmakla sanıkların atılı suçu işledikleri konusunda mahkememizce tam bir vicdani kanate varılmış," gerekçesiyle sanığın fikir ve eylem birliği içerisinde üzerine atılı suçu işlediği sabit görülerek mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açmaksızın dosya üzerinden yürütülen yargılama neticesinde; "15/11/2016 tarihinde Salihli İlçesi ... Mahallesi ... mevkinde bulunan Hazine adına kayıtlı I. Derece Arkeolojik SİT alanına çift sürmek suretiyle fiziki müdahalede bulunulduğu ihbarı üzerine olay yerine giden jandarma görevlilerince Sanık ... ile istinaf dışı sanıklardan ...'ın traktörlerle çift sürdüklerinin, sanık ...'inde arazide olduğunun belirlendiği, savunmalarda arazinin sanık ... tarafından kiralandığının beyan edildiği, ancak sanık ...'ın soruşturmaya neden dahil edildiği, hakkında neden kamu davası açıldığı ve inceleme konusu kararda neden mahkumiyetine karar verildiği konusunda somut bir bilgi ve gerekçe bulunmadığı, sanık ...'ın diğer sanıklarla akrabalık ilişkisi dışında suça katıldığına ilişkin hiç bir somut delil bulunmadığı, buna göre sanığın üzerine atılı suçu işlemediği sabit olduğundan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi" hukuka aykırı bulunmuş ve sanık yönünden kurulan Yerel Mahkeme hükmünün kaldırılarak isnat olunan suça sanık ...'ın iştirak etmediği gerekçesiyle CMK'nın 223/2-b maddesi uyarınca beraat hükmü tesis edildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Dosya kapsamında yer alan olay tutanağına göre sanık ...'ın olay anında tarlayı sürerken tespit edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin yer almadığı, sanığın müdafii hazır bulunmaksızın alınan kolluk ifadesinde atılı suçlamayı ikrar etmesi üzerine temyiz dışı diğer sanıklarla iştirak halinde atılı suçu işlediği gerekçesiyle açılan kamu davası kapsamında Yerel Mahkemece talimatla alınan savunmasında kendisinin olay yerinde olmadığını, araziyi sürmediğini beyan ettiği, CMK'nın 148/4. madde uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı, temyiz dışı diğer sanıkların da savunmalarında sanık ...'ın iştirak ettiğine dair bir anlatımları da bulunmadığı dikkate alınarak yapılan değerlendirme neticesinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddiyle, hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen kendisini vekil ile temsil ettiren ve beraat eden sanık lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin ve beraat hükmünün yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle verilmesi gerektiğinin, gözetilmemesi dışında bir hukuka aykırılık bulunmadığından sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-c maddesi gereği hükme yargılama giderlerinden önce gelmek üzere "Sanık kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden tahsili ile sanığa verilmesine,” ve hükmün 4 nolu fıkrasında yer alan "isnat olunan suça sanık ...'ın iştirak etmediği anlaşıldığından CMK'nın 223/2-b" ibaresinin "Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından CMK'nın 223/2-e" şeklinde değiştirilmek suretiyle Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Salihli 5.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/9660, K. 2025/1857, T. 20.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-9660-e-2025-1857-k-ba6e86a1a3d3