Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/939 E. 2024/6931 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/939
- Karar No
- 2024/6931
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/240 E., 2016/110 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat-Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama A. Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 74/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 31.03.2016 tarihli mahkumiyet hükmü olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 31.03.2024 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. B. Sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat kararına ilişkin katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.01.2021 tarihli, 2016/375964 sayılı ve onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz nedenleri;Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, bir kısım sanıklar hakkında verilen beraat kararlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında Kültür varlıkları bulmak amacıyla, izinsiz olarak kazı veya sondaj yapmak suretiyle 2863 sayılı Kanuna Muhalefet suçunu işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanıkların aşamalarda istikrarlı şekilde atılı suçlamayı kabul etmedikleri ve sanık ... ile telefon görüşmesi yaptıklarını da inkar etmedikleri, sanıkların savunmasının aksine diğer sanıkların sadece isimlerini söyleyerek birlikte yaptıklarına dair beyanları ve sanık ... ile olan telefon görüşme tespitleri dışında delil bulunmadığı sanıklar ..., ... ve ...'ın duruşmada beyanları alınırken birlikte kazı yaptıkları ... isimli kişinin sanık ... olmadığını beyan etmeleri karşısında; atılı suçu diğer sanıklarla birlikte işleyen ve olay yerinden kaçmaları nedeniyle yakalanamayan sanıkların ... ve ... olduğuna dair şüphe oluştuğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/6-1309 Esas 2013/258 Karar sayılı ilamında "Ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan ve Latince “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde uygulanacağı gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır." şeklinde açıklandığı üzere somut olayda sanıkların üzerine atılı suçu işlediklerine yönelik her türlü şüpheden uzak yeterli delil elde edilemediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/2.e maddesi gereğince üzerine atılı suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2024 tarihinde karar verildi.