Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/931 E. 2024/8077 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/931
- Karar No
- 2024/8077
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/478 Esas, 2016/623 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 13.600TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kusur raporuna itiraz edilerek ölen yayanın kusurlu olduğuna sanığın kusurunun hatalı belirlendiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 30.04.2015 günü saat 08.00 sıralarında sanık sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki "..." plakalı minibüs ile Ahmediye Mahallesi istikametinden Akdeniz istikameti yönünde seyir halindeyken, olay mahallinde, sevk ve idaresindeki büyükbaş hayvanlar ile sağ şerit içerisinde bulunan yaya ...'ya yol vermek amacıyla sağ şerit içerisinde duran sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki "..." plakalı otomobile arkadan çarptığı, çarpmanın etkisiyle öne doğru ötelenen ... plakalı otomobilin yol içerisindeki yayaya çarpması sonucu ölümlü trafik kazasının meydana geldiği, olay mahallinde yolun 7,4 metre genişliğinde, asfalt kaplama, iki yönlü taşıt trafiğine açık ve meskûn mahal olduğu, bölgedeki azami hız limitinin 50 km/h olduğu, olay anında havanın açık, zemin kuru ve görüşün net olduğunun belirlendiği, incelemelerde, minibüsün sağ şeritte 22,5 metre uzunluğunda fren izi bırakarak önünde duran otomobile çarptığı, çarpmanın etkisiyle otomobilin öne doğru hareket ederek yayaya çarptığı anlaşılmıştır. Hazırlık aşamasında düzenlenen 29.05.2015 tarihli bilirkişi raporunda, sürücü ...'nın asli kusurlu, sürücü ...'ın kusursuz, yaya ...'nun ise tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan 14.07.2015 tarihli raporda ve Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 24.05.2016 tarihli raporunda; sanık sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki minibüs ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, görüş alanını kontrol etmesi ve gerekli teyakkuzla hareket etmesi gerekirken bu yükümlülükleri yerine getirmediği; mahal için belirtilen hız limiti üzerinde bir hızla mahale yaklaştığı, önünde duran aracı geç fark ettiği ve fren tedbirinde etkisiz kalarak çarptığı, çarpmanın etkisiyle aracın kontrolsüz şekilde ötelenerek yayaya çarpmasına sebebiyet verdiği, bu nedenle asli derecede tamamen kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, mahkemece, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 24/05/2016 tarihli raporundaki değerlendirme dikkate alınarak, sanık sürücü ...'nın tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun'un 61/1 ve 22/4.maddesinde yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanun'un 3/1.maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli ve tam kusurlu olarak bir kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında esas tam gün sayısının ve dayanak 5237 sayılı Kanunun 52/3.maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Serik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının dört numaralı paragrafların çıkarılarak yerine "Sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasının TCK'nın 50/4. maddesi delaleti ile 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, TCK'nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 680 tam gün olarak belirlenmesine; TCK'nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 13.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2024 tarihinde karar verildi.