Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/8981 E. 2023/3005 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/8981
- Karar No
- 2023/3005
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3035 E., 2020/316 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 07.12.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dosyası kapsamında, uyuşturucu ticareti yapmak suçundan 05.05.2015 - 25.05.2017 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalması sebebiyle 63.960,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. 2. Davalı vekili 03.01.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Kanuni şartlar oluşmadan dava açılmıştır. Davacı iddia ettiği maddi kaybı belgelendirmemiştir. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Davalı lehinde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir." şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2018 tarihli ve 2017/869 Esas, 2018/394 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabülüne karar verilmiştir. 4. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.02.2020 tarihli ve 2018/3035 Esas, 2020/316 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.11.2021 tarihli ve 2020/40897 sayılı, esastan ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açılmadığına, davacının uğradığı zararı belgelendirmemesine, yerel mahkeme tarafından yargılamanın duruşmalı yapılması gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacı hakkında atılı uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, davacının atılı suç nedeniyle 05.05.2015 (1 gün) gözaltında kaldığı, 06.05.2015 - 25.05.2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, davacı hakkında beraat kararı verildiği, verilen kararın 24.11.2017 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin tazminat davasını 07.12.2017 tarihinde ve süresinde açtığı, açmış olduğu tazminat davasında davanın açılma süresi yönünden herhangi bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının üzerine atılı suç nedeni ile 731 gün özgürlüğünden yoksun kalmasından dolayı üzüntü ve acı duyduğu, bu nedenlerle manevi tazminata hak kazandığı anlaşılmış olup; manevi tazminatın takdirinde adalete uygunluğunun, ilgilinin sosyal ve ekonomik durumunun, paranın alım gücünün, enflasyonist yapının ve hakseverlik ve denkseverlik esaslarının nazara alınması gereklidir. Hükmolunacak paranın özendirici ve zenginleştirme vasıtası olmaması da gereklidir. Yine verilecek tutarın ihlalin ağırlığı ile orantılı olması ve zarar görenin çok düşük sayabileceği meblağın da takdir edilmemesi gereklidir. Davacının bir vergi kaydı bulunmadığı, sabit bir işi olmadığı tespit edilmiş ve bu hususlar dikkate alınarak maddi tazminat hesabı bakımından dosya usulüne uygun yemini yaptırılan bilirkişiye tevdi edilmiştir. Davacının sabit bir gelirinin olmaması nedeniyle vasıfsız işçi olarak değerlendirilerek gözaltında kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli asgari ücret tarifesi üzerinden maddi zararı bilirkişi tarafından hesaplanmıştır. Davacının toplamda 731 gün özgürlüğünden yoksun kaldığı nazara alınarak yapılan hesaplamada; 29.730,50TL maddi tazminatın davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunda sanığın tutuklu kaldığı 2017 yılı asgari ücret tarifesi yerine 2018 yılı asgari ücret tarifesi esas alınarak hatalı olarak hesaplama yapılması nedeniyle 30.553,86TL maddi tazminatın davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bunun yanı sıra davacının sosyal ve ekonomik durumu, gözaltında geçen süre, gözaltında kalmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında geçen süre içerisinde duyulan ızdırap ve acı, haksız olarak gözaltında meydana getirdiği psikolojik sıkıntı, hak ve nefaset kuralları ile hükmolunacak tazminat miktarının zenginleşme sonucunu doğurmayacağına ilişkin tazminat hukuku ilkesi gözönünde bulundurularak ve ayrıca haksız hürriyetinden yoksun kılınan zaman dilimde gözetilerek davacı yararına 48.000,00 TL manevi tazminata hükmolunmuştur. Hükmolunan maddi ve manevi tazminat bakımından hakkın doğum ve talep tarihi olan 05.05.2015 tarihinden itibaren yasal faize, yine davacının bu dava bakımından kendisini vekille temsil ettirmesi nedeniyle davacı yararına avukatlık ücretine hükmedilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Maddi tazminat miktarı belirlenirken, aylık net gelirini resmi bir belge ile ispat edemeyen davacının, vasıfsız bir işçi olduğu değerlendirilerek, gözaltında kaldığı dönemdeki net asgari ücret nazara alınıp, gözaltına alındığı ilk gün hesaba katılmak ve serbest bırakıldığı gün dikkate alınmamak suretiyle, haksız gözaltında kalınan sürenlerin ay ve günü üzerinden hesaplanacak 30.112,44 TL'nin maddi zarar olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece maddi tazminatın fazla tayini, hukuka aykırı bulunmakla; hüküm fıkrasındaki maddi tazminat ücretine ilişkin " 30.553,86 TL" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine "30.112,44 TL" ibaresi yazılmak suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/233 E., 2017/234 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veye sağlama suçundan 05.05.2015 - 25.05.2017 tarihleri arasında 751 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 24.11.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır. Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Tazminat talebinin dayanağı olan Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/233 E., 2017/234 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veye sağlama suçundan 05.05.2015 - 25.05.2017 tarihleri arasında 751 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 24.11.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla; ilk derece mahkemesi tarafından duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunduğu anlaşıldığından; davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.02.2020 tarihli ve 2018/3035 Esas, 2020/316 Karar sayılı kararında davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2023 tarihinde karar verildi.