Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6872 E. 2023/5572 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/6872
- Karar No
- 2023/5572
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/299 E., 2018/2897 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı 12.10.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 26.09.2016 tarihinde gözaltına alındığını, evinde arama yapılarak ailesine ait 3 cep telefonuna, laptop ve harici diske el konulduğunu, 05.10.2016 tarihinde salıverildiğini, 31.10.2016 tarihinde tekrar gözaltına alınarak 01.11.2016 tarihinde tutuklandığını, 24.02.2017 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verildiğini, haksız koruma tedbiri nedeniyle kredi borçlarını ödeyemediğini, borç almak zorunda kaldığını, ek ders ücretinden mahrum kaldığını, cezaevinde harcama yaptığını, eşyalarına el konulduğunu ve kendisini vekil ile temsil ettirmesi nedeniyle avukata vekalet ücreti ödemiş olduğunu belirtmiş, bu kapsamda uğradığı maddi ve manevi zararlar karşılık olarak 190.850,00 TL maddi ve 500,000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 03.11.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) gereğince hakkında işlem yapılan davacının davasının 675 sayılı KHK'ya göre dava şartının bulunmaması nedeniyle reddinin gerektiğini, olağanüstü hal kapsamında çıkarılan KHK'da gözaltı süresi 30 gün olarak belirlenmiş olup, davacının gözaltında kalma süresi bakımından kanuna aykırılık bulunmadığını, davacının kendi kusurlu hareketi ile tutuklanmaya neden olup olmadığının araştırılması gerektiğini, dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat talebinin maddi delillerle desteklenmediğini, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarı çok fahiş olduğunu, hükmedilecek manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesinin gerektiğini, gözaltı tarihinden itibaren faiz istenilmesinin yasaya aykırı olduğu gibi manevi tazminat talebine ilişkin faiz istenilmesinin yasal dayanağının bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir. 3. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2017 tarihli ve 2017/397 Esas, 2017/287 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 04.12.2018 tarihli ve 2018/299 Esas, 2018/2897 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Davacı vekilinin temyiz istemi; elkonulan eşyalar ile ilgili karar verilmediğine, davacının çekmek zorunda kaldığı krediler ile aldığı borçların maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, cezaevi masraflarının ve mahrum kaldığı ek ders ücretlerinin ödenmesi gerektiğine, eksik manevi tazminata hükmolunduğuna ve hükmedilecek tazminatlara gözaltı tarihinden dava tarihine kadar en yüksek mevduat faizi oranında, dava tarihinden sonrası için ise yasal faize hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Davalı vekilinin temyiz istemi; tazminat koşullarının oluşmadığına, tazminat isteminin maddi dayanaktan yoksun bulunduğuna, zararın delillendirilmediğine, manevi tazminat miktarının sebepsiz zenginleşme teşkil edecek kadar yüksek belirlendiğine ve müvekkil idare lehine reddedilen kısım üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... kovuşturmaya yer olmadığı kararının davacıya 05/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği göz önünde tutulduğunda CMK'nın 141/1. maddesine göre davanın süresi içinde açıldığı ve davacının Buca ilçesinde ikamet etmesi nedeniyle de CMK 142/2 maddesi gereğince mahkememizin görevli ve yetkili olduğu değerlendirilmiştir. Yine UYAP'tan yapılan araştırmaya göre davacının aynı nedenle daha önce başka bir dava açmadığı anlaşılmıştır. Davaya konu İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/10063 soruşturma sayılı dosyasında davacının FETÖ silahlı terör örgütü üyelerinin kullandığı bylock isimli haberleşme sistemini kullandığı şüphesi ile 25.09.2016- 26.09.2016 tarihlerinde ve 31.10.2016 tarihinde gözaltına alındığı İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/3881 sorgu sayılı kararı ile 01.11.2016 tutuklandığı ve İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2017/865 Değişik iş sayılı kararı 24.02.2016 tarihinde tahliye edildiği, ancak davacının FETÖ silahlı terör örgütü üyelerinin kullandığı bylock isimli haberleşme sistemini kullanmadığının güncellenen listeden anlaşılması üzerine hakkında 23/08/2017 tarihli ve 2017/36893 Karar sayılı karar ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/10063 soruşturma sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği kararın 05/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği ve itiraz edilmeksizin kesinleştiği ... ... davacının maddi tazminat istemi değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı düzenli olarak ödediği kredi ve kredi kartı borçlarının, araç ve ev kredisi borçlarının vadesinde ödenmemesi, derslere girememesi nedeniyle ek ders ücreti alamaması, cezaevinde yapmış olduğu giderler nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de davacının bu taleplerinin Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere CMK'nın 141 maddesinde düzenlenen maddi tazminat konusu olamayacağı tutuklu ve gözaltında kalması nedeniyle öğretmen olan davacının maaşının 2/3'ünün ödendiği tahliye olduktan sonra da kalan 1/3'ünün kendisine ödendiği bu yönden de davacının bir maddi kaybının bulunmadığı ancak davacının dosyada bulunan 15.12.2016 tarihli dekonttan anlaşıldığı üzere kovuşturmaya yer olmadığına kararından önce vekaletname verdiği ve sorgusunda müdafiliğini yapan avukat Ali Erdal Özcan'a banka aracılığıyla 3.000 TL’lik ödeme yaptığının anlaşılması karşısında bu miktarın vekalet ücretine istinaden yapıldığı gözetilerek maddi zararın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar davacı toplam 8000 TL vekalet ücreti ödediğini beyan etmiş ise de iddia edilen kalan 5000 TL lik miktar vergi kaydı, vergi beyannamesi veya tahakkuk fişi, dekont gibi belgelerle desteklenmediği anlaşılmıştır. Manevi Tazminat İstemi Yönünden: ... davacının haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle itibarının sarsıldığı, hürriyetinden yoksun bırakıldığı için acı ve elem duyduğunun kabulü ile objektif bir kriter olmamakla birlikte ceza infaz kurumunda kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, atılı suçun niteliği ve haksız tutuklamanın davacı üzerindeki etkileri ile zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde, hak ve nesafet kuralları, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre dikkate alındığında davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 15.000TL tutarında Hazine'den alınmak üzere davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." denilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 47.530,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 18.000,00 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan ret kararının verilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/10063 Soruşturma – 2017/36893 Karar sayılı soruşturma dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan kendi beyanına göre 26.09.2016 - 05.10.2016 tarihleri arasında 9 gün gözaltında ve dosya içeriğine göre 31.10.2016 - 24.02.2017 tarihleri arasında 116 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma neticesinde 23.08.2017 tarihinde davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın davacıya 05.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve bu nedenle 21.09.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. 2. Avukatlık ücretinin davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanması nedeniyle davacı tarafça sunulan avukatlık sözleşme gereği tayin edilen miktar maddi zarar miktarının tayininde esas alınamayacak ise de, tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma dosyasında davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği dikkate alınarak, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen vekalet ücreti olan 600,00 TL'nin de maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 3.000 TL vekalet ücretinin maddi tazminat olarak ödenmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır. 3 .5271 Sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde "Eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,...." kişilerin tazminat isteyebileceklerinin hüküm altına alındığı, davacının dava dilekçesiyle cep telefonlarına, laptopuna ve harici diskine el konulmasına rağmen iade edilmediğinden bahisle de tazminat talep ettiği anlaşılmakla, el konulan eşyaların davacıya iade edilip edilmediği araştırılarak iade edilmemesi halinde davacının bu konuda maddi bir zararı olup olmadığı tespit edildikten sonra bu hususta da tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı hakkında değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 4. Davacının çekmek zorunda kaldığı krediler ile aldığı borçlar, cezaevi masrafları ve mahrum kaldığı ek ders ücretleri gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu bedellerin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir. 5. Davacı dava dilekçesinde tazminata faiz talep etmemiş ve bu hususta da ıslah yoluna gitmemiş olmakla, davacının faize ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 6. Davacının 26.09.2016 tarihinde gözaltına alındığını ve 05.09.2016 tarihinde sulh ceza hakimliğince adli kontrol şartıyla salıverildiğini iddia ettiği, mahkemece de gözaltı tarihinin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer aldığı şekilde 25.09.2016-26.09.2016 tarihleri olarak belirlendiği, ancak dosyada 01.10.2015 tarihli İzmir Tem Şube Müdürlüğünün ifade tutanağı bulunduğu gözetildiğinde, davacının bu tarihte de gözaltında olabileceği anlaşılmış olup, davacının bu gözaltından salıverilmesine ilişkin sulh ceza mahkemesi kararı varsa bu kararın yoksa salıverilme tutanağının dosya içerisine alınarak sonucuna göre gözaltında kalınan sürenin belirlenmesi gerekirken eksik araştırma yapılması hukuka aykırı bulunmuştur. 7. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 04.12.2018 tarihli ve 2018/299 Esas, 2018/2897 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (B.3, B.6 ve B.7) bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 04.12.2018 tarihli ve 2018/299 Esas, 2018/2897 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.