Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/6675 E. 2023/5736 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/6675
- Karar No
- 2023/5736
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/235 E. 2019/552 K. KARAR : İstinaf Başvurularının Esastan Reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 12.03.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; " avukatlık mesleğini icra eden müvekkilinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 07.09.2016 tarihinde gözaltına alındığını,14.09.2016 tarihinde tutuklandığını, 08.11.2016 tarihinde tahliye edildiğini ve yapılan yargılama ile beraat ettiğini, kararın kesinleştiğini, avukat olan davacı hakkında üzerine atılı suçtan soruşturma yürütülmesi ve haksız koruma tedbiri uygulanması sebebiyle uzun süredir vekilliğini yaptığı şirketin iş akdini feshettiğini, arabulucu olmaya hak kazandığı halde hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle başvurusunun reddedildiğini, banka hesaplarına bloke konulduğundan borç alarak ödemeler yapabildiğini, müvekkilinin kaybettiği işler, itibar kaybı ve psikolojisinin bozulması nedeniyle tedavi görmesinden kaynaklı maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek; haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle 500.000 TL maddi, 500.000 TL manevi olmak üzere toplam 1.000.000 TL tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 07.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir. 2. Davalı vekili 12.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde açılmadığını, tutuklama kararının haklı ve yerinde olduğunu, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olup sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini" beyan etmiştir. 3. Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2018 tarihli 2018/113 Esas, 2018/455 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 01.03.2019 tarihli ve 2019/235 Esas 2019/552 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.09.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna, avukat olan davacının mahrum kaldığı karın ve avukatlık ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, maddi tazminatın haksız koruma tedbiri süresi için değil zararın devam ettiği süreler de dikkate alınarak hesaplanmasının gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü; İlk Derece Mahkemesince; davacı ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/158 Esas sayılı dosyasında, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan yapılan soruşturma ve kovuşturma sırasında, 08.09.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 14.09.2016 tarihinde tutuklandığı, 08.11.2016 tarihinde tahliye edildiği, yargılama sonunda, mahkemenin 05.12.2017 tarih, 2017/158 Esas, 2017/90 Karar sayılı ilamı ile beraatine karar verildiği, kararın 13.12.2016 tarihinde tarihinde kesinleştiği; her ne kadar mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre, davacının gözaltına alındığı ve tutuklu bulunduğu 61 günlük süre için 32.178,07 TL maddi gelir kaybının olduğu, davacının cezaevinde kaldığı sürede 1.013 TL harcama yaptığı, davacının yargılandığı ceza davası nedeniyle avukatlarına 14.000 TL vekalet ücreti ödediği, davacının haksız tutuklama nedeniyle (32.178,07+1.013,00+14.000,00) toplam 47.191,07 TL maddi tazminata esas gelir kaybı bulunduğu tespit edilmiş ise de; Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre cezaevi harcamaları ve benzeri giderlerinin CMK'nın 141 vd. maddeleri kapsamında maddi zarar hesabına dahil edilemeyeceğinden davacının cezaevinde yaptığı harcamaların tazminat miktarına dahil edilemeyeceği; davacının yargılandığı davada avukatına ödemiş olduğu vekalet ücretlerinin de maddi tazminat hesabına dahil edilebilmesi için, mahkemece davacı hakkında beraat kararı verilmeden önce ödenip, serbest meslek makbuzunun düzenlenmesi gerektiği, davacının gider olarak belirttiği 01.03.2018 tarihli 4.000 TL, 05.03.2018 tarihli 6.000 TL'lik serbest meslek makbuzlarının davacı hakkında beraat kararı kesinleştikten sonra düzenlendiği, bu sebeple bu miktarın tazminatın hesaplanmasında dikkate alınmayacağı; davacı hakkında yargılandığı mahkemece kendisi lehine 3.960 TL vekalet ücreti ödendiğinden bu miktarın 03.12.2016 tarihinde vekalet ücreti olarak ödenen 4.000 TL'den düşüldükten sonra kalan 40 TL'lik miktarın maddi tazminat olarak kabul edileceğinden, davacının maddi tazminata esas gelir kaybının (32.178,07+40=32.218,07 TL ) olduğu anlaşılmakla; davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile, 32.218,07 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 08.09.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü; Bölge Adliye Mahkemesince; vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; maddi ve manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği görülmekle, Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2018 tarih, 2018/113 Esas, 2018/455 Karar sayılı ilamına karşı davalı Hazine vekili Av. ... Durmuş ve davacı ... vekili Av. ...'nun istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/158 Esas 2017/90 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 08.09.2016-08.11.2017 tarihleri arasında 61 gün gözaltı/tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 13.12.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden ; A.Maddi tazminata ilişkin temyiz sebebi yönünden; 1.Her ne kadar davacı vekili davacının beraat etmesine rağmen mağduriyetinin devam etmekte olduğundan mahrum kalınan karın hesaplanarak maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve maddi tazminatın haksız koruma tedbiri gün sayısı değil davacının sadece bu haksız tutuklamaya maruz kaldığı için zarara uğramaya devam ettiği günlerin sayısı üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek bu zararlarında tazminat hesabına dahil edilmesini talep etmiş ise de; ilk derece mahkemesi tarafından, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürede gözaltı ve tutuklamadan dolayı meydana gelen gerçek ve güncel zararının tespit edilmesi gerektiği, mahrum kalınan kar yönündeki soyut talebin tutuklamadan kaynaklanan doğrudan zarar kavramı içerisinde değerlendirilemeyeceği, belirtilerek talebin reddine karar verilmesinde ve hükmedilen maddi tazminat miktarında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir. Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiş olup, ilk derece mahkemesince davacının yargılandığı davada avukatına ödemiş olduğu vekalet ücretlerinin de maddi tazminat hesabına dahil edilebilmesi için, mahkemece davacı hakkında beraat kararı verilmeden önce ödenip, serbest meslek makbuzunun düzenlenmesi gerektiği, 03.12.2016 tarihinde vekalet ücreti olarak 4.000 TL ödendiği gerekçesiyle davacı hakkında yargılandığı mahkemece kendisi lehine 3.960 TL vekalet ücreti hükmedildiğinden bu miktarın 03.12.2016 tarihinde vekalet ücreti olarak ödenen 4.000 TL'den düşüldükten sonra kalan 40 TL'lik miktarın maddi tazminata dahil edilmesi hukuka aykırı görülmüş ise de temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır. B. Manevi tazminata ilişkin temyiz sebebi yönünden; Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna yönelik temyiz sebebi de yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 01.03.2019 tarihli ve 2019/235 Esas 2019/552 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde karar verildi.