Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/5978 E. 2024/6628 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/5978
- Karar No
- 2024/6628
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2286 E., 2019/468 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerini esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1-1. cümle, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2-4, 51/1-3-7-8 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz nedenleri; suça konu alanın sanık tarafından 2016 yılında satın alındığı, 2003 yılında ilan yapılmış olsa dahi sanığın suça konu alanın sit alanında kaldığını ilan yolu ile öğrenmesine imkan olmadığına, suça konu alanın sit alanı olduğuna ilişkin tapuda şerh olmadığına, suça konu istinat duvarları için yapı kayıt belgesi alındığına, sanığın suç kastının olmadığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine, aksi durumda ise hukuka uygunluk sebeplerinin oluştuğuna ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince; dosya içindeki bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, taşınmazın sit alanında kaldığına dair her hangi bir ilan yapılmadığı gibi, taşınmazın tapu kaydında, kadastral bilgileri ile birlikte, sit alanında kaldığına dair bir kayıt düşülmediği, taşınmazının etrafını taş duvarla çevrimek isteyen sanığın, üst paragrafta anlatılan bilgiler ışığında, taşınmazın sit alanında kaldığını bilmesinin beklenemeyeceği ve suç kastının bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın suç kastı tesbit edilemeyen atılı suçtan beraatine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin istinaf başvuruları üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; Sanık Bornova ... köy nüfusuna kayıtlı olap halen o yörede yaşayan biridir. Davaya konu taşınmaz İzmir I Nolu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 24.06.1999 tarih ve 8048 sayılı kararı ile I. Derece Doğal Sit alanı olarak koruma altına alınmış ve söz konusu karar mahallinde 23.08.1999, 24.08.1999, 25.08.1999 tarihleri ile 25.06.2003, 26.06.2003, 27.06.2003 tarihlerinde ayrı ayrı 3'er defa ilan edildiği, mahallinde de 15 gün süre ile askı ilanında kaldığı, 24.06.1974 doğumlu olup, Bornova ... Köyü nüfusuna kayıtlı olan sanığın bu nedenle yapılan ilamın son yapıldığı tarih itibariyle de reşit olduğu da dikkate alındığında taşınmazın bulunduğu bölgenin koruma altına alınan yerlerden olduğunu bilmesi gerektiği, su kuyusu açmak amacıyla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne başvurmuş olması da taşınmazın koruma altına alınan yerlerden olduğunu bildiğini gösterdiği, bununla birlikte sanığın hakkında kovuşturma ve soruşturma işlemleri başlatıldıktan sonra yine taşınmazın bir bölümünde idareden izin almadan ağıl yapmak suretiyle suç kastının varlığını ortaya koyduğu, bu nedenle sanığın savunmasına itibar edilmesinin mümkün bulunmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak, yerel mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapmadan ilan tutanaklarının mahallinde ilan edilip edilmediğini tespit etmeden sanığın savunmasını esas alınarak kastının bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu ve bu nedenle katılan idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açıldığı, eksik hususların ikmal edildiği ve mahallinde yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu ile sanığın I. Derece Doğal Sit Alanında bulunan taşınmaza izin almaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunma suçunu işlediği tespit edilmekle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına , sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR 2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği değerlendirilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2024 tarihinde karar verildi.