Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/10366 E. 2023/3958 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/10366
- Karar No
- 2023/3958
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/5532 E., 2020/1371 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 14.03.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında 20.01.1981 tarihinde gözaltına alınmış, 16.02.1981 tarihinde tutuklanmış, 17.06.1985 tarihinde tahliye edilmiştir. Haksız tutuklama sebebiyle 60.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kredi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. 2. Davalı vekili 17.04.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde açılmadığından reddedilmesi gerekir. Davacının gözaltı ve tutukluluk süresinin mahsup edilip edilmediği, mükerrer dava açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Tazminat isteminin şartları oluşmamıştır. Davacı talep ettiği maddi zararı belgelendirmemiştir. Sebepsiz zenginleşmeye neden olacak maddi ve manevi tazminat talebinin ve faiz talebinin reddedilmesi gerekir." şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.09.2019 tarihli ve 2019/153 Esas, 2019/391 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.06.2020 tarihli ve 2019/5532 Esas, 2020/1371 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.12.2021 tarihli ve 2020/77552 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın 466 sayılı Kanun'a tabi olduğuna, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Davacı ...'un İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 E.,2009/390 K. sayılı dosyası kapsamında, davacının tahkikat aşamasında 20.01.1981 tarihinde gözaltına alındığı, 16.02.1981 tarihinde Sıkıyönetim Komutanlığı 3 Nolu Askeri Mahkemesinin 16.02.1981 tarih ve 1981/449 kayıt numaralı kararı ile tutuklandığı, davacının İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.1985 tarihli ara kararı ile tahliyesine karar verildiği, yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 E., 2009/390 K. sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı Anayasal Düzeni Zorla Değiştirmeye Kalkışmak suçundan beraatine karar verildiği, kararın 23.05.2011 tarihinde kesinleştiği, İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesine davacı hakkındaki beraat kararının ve kesinleşme şerhinin sanığa tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ise hangi tarihte tebliğ edildiği hususunun sorulduğu, cevaben sanık ...'a kararın kesinleşme öncesi tebliğ edildiği, ayrıca kesinleşmiş gerekçeli kararın tebliğ edilmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Yapılan inceleme ve değerlendirmede; davacı ... üzerine atılı anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak suçundan verilen beraat kararının 23.05.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, tazminat isteminin 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlı sürede açılmadığından davanın reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi) 2004/393 E., 2009/390 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak suçundan 20.01.1981 - 17.06.1985 tarihleri arasında 1609 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, kararın 23.05.2011 tarihinde kesinleştiği, davanın tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden; Davacı hakkındaki tutuklama işleminin 1 Haziran 2005 tarihinden önce gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında 5320 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre, davacının tazminat talebinin 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2009/256 Esas, 2010/57 Karar sayılı kararına göre 466 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21.04.1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının aranması gerektiği, ayrıca Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih ve 141-229 sayılı kararında 466 sayılı Kanun'a göre incelenen tazminat davasının usul ve yasaya uygun yapılan kesinleşmesinden itibaren her halükarda 10 yıl içinde açılması gerektiği kabul edilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında; tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi) 2004/393 E., 2009/390 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak suçundan 20.01.1981 - 17.06.1985 tarihleri arasında 1609 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, kararın 23.05.2011 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının ise 14.03.2019 tarihinde açıldığı dikkate alınarak, her ne kadar İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesince beraat kararının kesinleşme şerhli örneğinin davacıya (sanığa) tebliğ edilmediği bildirilmiş ise de; davacının (sanığın) hükmün kesinleştiğini dosyadan belge almak ya da benzeri yollarla öğrenip öğrenmediği, dolayısıyla tazminat davasının 466 sayılı Kanun'un ikinci maddesinde öngörülen 3 aylık ve her halükarda 10 yıllık sürede açılıp açılmadığı belirlenerek, davacı (sanık) ile ilgili olarak düzenlenen gözaltı, tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm müzekkere ve belgelerin, iddianame ya da iddianamelerin, davacı (sanık) hakkında ceza yargılaması sürecinde verilen kararların ve Yargıtay ilamlarının davacı (sanık) ile ilgili kısımlarının Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde onaylı birer sureti de dosya içine alınarak davacı (sanık) hakkında tefrik kararı verilip verilmediği ve tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği araştırılarak, 466 sayılı Kanun'da öngörülen tazminat isteme koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.06.2020 tarihli ve 2019/5532 Esas, 2020/1371 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2023 tarihinde karar verildi.