Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/10199 E. 2025/2518 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/10199
- Karar No
- 2025/2518
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4697 E., 2020/867 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız yakalama, gözaltı, el koyma ve tutukluluk nedeniyle 500.000,00 TL maddi, 800.000,00 TL manevi tazminatın yakalama tarihi olan 11.08.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 22.669,92 TL maddi, 14.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 11.08.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma dosyasında kendisini müdafii ile temsil ettiren davacı lehine, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen 280,00 TL avukatlık ücretinin 16.11.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının, maddi tazminatın 6.690,48 TL'ye indirilmesi, manevi tazminatın 45.000,00 TL'ye yükseltilmesi suretiyle ve değişen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; Maddi tazminat talebi yönünden eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine, hükmedilen tazminat miktarlarının eksik olduğuna, ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/56557 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 11.08.2016-30.01.2017 tarihleri arasında 172 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonunda 24.10.2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın davacıya 18.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, kararın itiraz edilmeksizin 02.01.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, gözaltı ve tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, davacının gözaltına alındığı ve tutuklandığı tarihte kamu görevlisi olduğu, 31.08.2016 tarihinde görevden çıkarılmasına karar verilmesi nedeniyle maddi tazminat yönünden gözaltı tarihinden görevden çıkarılması kararının kesinleştiği tarihe kadar son maaşı, görevden çıkarma kararının kesinleşmesi ile tahliye tarihine kadar olan süre yönünden net asgari ücret dikkate alınarak, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının ihraç edildiği 31.08.2016 tarihi ile tahliye tarihi arasında geçen tutukluluk süresi yönünden net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama sonucu maddi tazminat miktarının 6.690,48 TL'ye indirilmesi, manevi tazminat miktarının 45.000,00 TL'ye yükseltilmesi suretiyle ve değişen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası ile Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; ... 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ... ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Maddenin 2. fıkrasında; Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri ile 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler bu maddenin kapsamı dışında tutulmuştur. 30.04.2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı ile 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 01.05.2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır. Yukarıda açıklanan düzenleme dikkate alındığında, davacı vekilinin yokluğunda verilen ve 21.04.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükme karşı 30.06.2020 tarihinde yapmış olduğu temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki süre yönünden temyiz isteminin reddi istenen görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1-Davacı soruşturma aşamasında kendisini müdafii ile temsil ettirdiği için avukatlık asgari ücret tarifesine göre hükmedilen 280,00 TL vekalet ücretine ilişkin faiz başlangıç tarihinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tarihi olan 24.10.2018 tarihi olarak belirlenmesi gerekirken, 16.11.2018 tarihinden itibaren başlatılması, 2-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2025 tarihinde karar verildi.