Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/3725 E. 2023/5266 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2020/3725
Karar No
2023/5266
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/281 E., 2015/636 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Tarsus 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2015 tarihli ve 2013/281 Esas, 2015/636 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü ve yedinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca, 1 yıl 11 ay 10 gün hapis ve 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.09.2020 tarihli ve 2016/47607 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafiinin temyiz isteği; 1.Sanıkların suç işleme kastının olmadığına, 2.Kazı esnasında dava konusu yerin korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli olmadığına, 3.Firmaya ihaleye girerken ve parsel teslim edilirken bölgenin tarihi eser veya koruma altında olduğuna dair bilgi verilmediğine, 4.Diğer temyiz sebeplerine,İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü 1. "Yapılan yargılama ve toplanan deliller sonucunda: Tüm dosyanın incelenmesiyle Tarsus Belediyesince .... sanayi ve Ticaret limited Şirketine yaptırılan kapalı semt pazarı temel harfiyatında 24.08.2012 günü antik kalıntıların bulunmasına rağmen bu durumun ilgili kurumlara bildirilmediği ve çalışmalara devam edilerek kalıntılara zarar verildiği ve sanıkların üzerilerine atılı suçu bu şekilde işledikleri olayda, sanıklar soruşturma ve yargılama sırasında alınan savunmalarında özetle tarihi eser kalıntılarının pazar günü bulunduğu, kazıyı durduklarını, tatil günü olması nedeniyle (27/08/2012) pazartesi günü Tarsus belediyesine haber verdiklerini savunarak üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeseler de Tarsus Belediyesi personeli olan tanık ...'ün beyanından Belediye'ye 28/08/2012 tarihinde şifaen bilgi geldiğini, verilen bu bilgi üzerine aynı gün olay yerine gidildiği ve Tarsus Müze Müdürlüğüne haber verildiğini beyan etmesi, her ne kadar Tarsus belediyesi personeli olan diğer tanık ...'in belediyeye gelen ilk haberin kim tarafından geldiği konusunda çelişki bulunsa da sanıkların soruşturma sırasında alınan beyanlarında ilk kalıntı bulunduğunda ne olduğunu anlamak için kazıya devam ettiklerini beyan etmeleri nedeniyle bu çelişkinin sanıklar lehine şüphe oluşmadığı ayrıca, suça konu tarihi esere verilen zararın miktarı ve iş makinesiyle kazıya devam edilmiş olması, bu bağlamda tanık beyanları ve belediye'nin 27/09/2012 tarihli yazısına göre 28/08/2012 tarihinde kazının durdurulduğunun anlaşıldığı, tarihin ise salı gününe denk geldiği, yine ... görevlileri olan tanıkların bu şekilde beyan verdikleri en son dinlenen belediye görevlisi olan tanıkların da ayın 28'inde kendilerine bildirimde bulunulduğunu söylemesi bu durumda sanıkların hafta sonu durduklarına dair beyanlarının doğru olmadığı gerçekten iyi niyetli olunması olunsaydı ve suç kastı bulunmasaydı kazının derhal durdurulması ve ilgililere aynı tarihte haber verilmesinin gerekeceği ancak, kazıya devam edilmiş olması ve olayın ihbarla ortaya çıkmış oluşu gözönüne alındığında sanıkların iyi niyetli kabul edilemeyecekleri kaldı ki Tarsus ilçesinin tarihi yerleşim merkezinin üzerine kurulu olan bir ilçe olduğunun tüm yöre halkı tarafından da bilinmesi nedeniyle sanıkların tarihi eser olduğunu anlamadıklarını savunmalarının inandırıcı olmadığı, yapılan keşif sonucu alının bilirkişi raporundan tarihi kalıntıya yapılan tahribatın iş makinaları tarafından yapıldığı, ... raporundan ise tahribatın 1,58 ve 2,08 metre derinliklerinde değişen ölçülerde olduğunun ve yapılan çalışmaların kalıntıların etrafını açmanın ötesinde olduğunun anlaşıldığı, sanıkların bu şekilde üzerine atılı suçu işledikleri sabit olduğu anlaşıldığından sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmalarına, suça konu eylemi karşılayan 2863 sayılı Yasanın 65. maddesinde 6498 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ceza miktarı ve eylem yönünden bir farklılık getirmediği, suça konu yerin korunması gerektiği taşınmaz kültür varlığı mahiyetinde olduğu anlaşıldığından söz konusu madde uyarınca cezalandırılmalarına, sanıklara ceza tayin edilirken kalıntıların bulunduktan sonra kazıya devam etmeleri ve tahribatın iş makinasıyla yapılması nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılmasına, sanıkların daha önce kasıtlı suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olmaları nedeniyle haklarında verilen hapis cezasının ertelenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " denilmektedir. 2. Sanık ... savunmasında; "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Olay tarihinde hafta sonu pazar günü öğleden sonra 16:00'da yaptığımız kazıda tarihi kalıntılara rastlayınca kazıyı durdurduk. Pazartesi yetkililere haber verdik." demiştir. 3. Sanık ... savunmasında; "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Olay tarihinde hafta sonu pazar günü öğleden sonra 16:00'da yaptığımız kazıda tarihi kalıntılara rastlayınca kazıyı durdurduk. Pazartesi yetkililere haber verdik." demiştir. 4. Sanık ... savunmasında; "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Olay tarihinde hafta sonu pazar günü öğleden sonra 16:00'da yaptığımız kazıda tarihi kalıntılara rastlayınca kazıyı durdurduk. Pazartesi yetkililere haber verdik." demiştir. 5. Sanık ... savunmasında; "Biz söz konusu yeri Belediye'den inşaat yapmak üzere almıştık kazı yaparken Belediye'ye ait sulama kanalına rastladık, durumu belediyeye haber erdik, Belediye'nin bilgisi ile inşaatı kaydırarak kazıya devam ettik pazar günü tarihi esere rastladık bunun üzerine kazıya son verdik, herhangi bir şekilde tarihi esere zarar verme kastım yoktu, ben tüm bu kazı işlemleri sırasında inşaatın başında idim, suçlamayı kabul etmiyorum beraatimi talep ediyorum dedi. Kolluk beyanı okundu, soruldu: Doğrudur aynen tekrar ediyorum önce su mentezini bulduk, kolluk ifademde geçmese de menfezi bulur bulmak belediyeye bildik onların bilgisi yeniden aplikasyon yaparak kazıya devam ettik o esnada tarihi eser duvarlarına rastladık anlamak için etrafını açtık tarihi eser olduğunu anlayınca da kazmayı bıraktık, su menfezini bulmamız ile tarihi esere bulmamamız arasında geçen süre 2-3 gün olması lazım." demiştir. 6. Tanık ... beyanında; "Tarsus Müze Müdürlüğünde görev yapar Beyanında, Bana okunan iddianamedeki olay ilgili olarak Müdürlüğümüze yapılan ihbar sonrasında söz konusu alanda 28/02/82012 tarihinde müdürlüğümüz uzmanlarınca alanda detaylı incelemeler yapılmış ve aynı gün harfiyat çalışmaları durdurulmuştur, ben ihbar geldiği tarihte izinliydim 28/08/2012 tarihinde beni telefonla tanımadığım bir vatandaş arayarak kapalı pazar yeri inşaat çalışmasında tarihi eser çıktığını ve bu tarihi eserlere iş makineleriyle zarar verildiğini bildirdi, bende gerekli işlemleri buna uygun olarak yaptım, bize ihbar geldikten sonra görevli ... olay yerine gitti, kendisi şuan karaman müze müdürlüğünde görevlidir, ihbar yazımızın iki numaralı sayfasında yer alan fotoğraflarda yer alan şeklinde tespit yapıldığını ben kendisinden öğrendim, ancak kendim bizzat gitmedim, sonraki çalışmaları müze müdürlüğümüz gerçekleştirmiş ve yapıyı ortaya çıkarmıştır, dedi. Soruldu, bizde nöbetçi memurluk müessesi vardır, 24 saat boyunca her zaman ihbar yapılabilir bu hususla görevli arkeoloğlar her zaman görev yapabilirler, bu olaydan sonra Tarsus ilçe merkezi 3 derece sit alanı olarak ilan edilmiştir, artık yapılan her inşaatta sondaj kazısı yapıldıktan sonra yapılaşma başlayabilmektedir, dedi. Sanık müdafii 27/08/2012 tarihinde kazının durdurulduğunu 24/08/2012 tarihinde ihbarın yapıldığını belirterek bu hususun tanığa sorulmasını istedi, Tanıktan tekrar soruldu, ihbar bize 28/08/2012 günü izinli olduğum günde gelmiştir, ben o gün izinliydim, tarihten eminim, bana cep telefonumdan ulaşılıp ihbar yapılmıştır." demiştir. 7. Tanık ... beyanında; "Olay tarihlerinde ben Tarsus Müze Müdürlüğünde görev yapıyordum, sanıklar Tarsus Belediyesi'nin kapalı semt pazarı inşaatında müteahhit şirketin elemanları olarak görev yapıyorlardı, müdürlüğümüze yapılan isimsiz bir telefon ihbarı sonucunda Zeytin Pazarı olarak bilinen alanda inşaai ve fiziki çalışmalar yapıldığı ve bu çalışmalar esnasında Kültür Varlığı kalıntısı ile karşılaşıldığını öğrendim ancak ilgili firma tarafından müdürlüğümüze herhangi bir bilgi verilmedi, tarafımca alanda yaptığım inceleme neticesinde geç roma, erken bizans dönemine ait yapı kalıntılarının olduğunu tespit ettim ve ilgili müteahhide çalışmalarını bir an önce durdurmalarını söyledim ve Tarsus Belediyesine de çalışmaların durdurulması ile ilgili gerekli yazışmaları yaptım, ilk tespit yaptığımda yaklaşık 2 metre derinlikte ve 20 metre uzunluğundaki yapı kalıntılarında iş makineleri ile tahribat yapıldığını gördüm, sanıklarla yaptığım görüşmede söz konusu kalıntıların hafta sonu ortaya çıktığını ve hafta sonu müzenin kapalı olduğu düşüncesi ile müzeye bilgi verilmediğini söylemişlerdi, benim bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir, yaptığım tanıklık için bir ücret talep etmiyorum." demiştir. 8. Tanık ... beyanında; "Ben belediyede kontrol elemanıydım, ayın 28'inde bize müteahit firma kazı yaparken tarihi esere rastladıklarını söylediler, bunun üzerine diğer arkadaşlarımla olay yerine gittim, orada yaklaşık 1,5 - 2 metre kadar bir kazı yapılmış ve bir kalıntı ortaya çıkmıştı, ilk baktığımızda eski bir kanal olduğunu düşündük, ne olur olmaz diye müze müdürlüğüne haber verildi, o sıralarda inşaat yerinin hemen yanında barbaros hayrettin lisesinin yanında 100 - 150 mesafede tarihi eser araştırması devam ediyordu, bundan dolayı haber verdik, daha sonra müze elamanları gelip tutanak tuttular. Bilgim bundan ibarettir dedi. Sanıkların soruşturma ve kovuşturma da alınan savunmaları okundu soruldu, ben belediyedeki dosyamıza gözattım, 27/07/2012 tarihi itibariyle sanıklara iş yeri teslimi yapılmış, ilk ortaya çıkan menfez tarihi eser değildir, menfezi kaydırmamız gerektiği sebebiyle proje revizyona uğrayacaktı, ancak, revizyon yapılmadan tarihi eserlerde ortaya çıktı, menfez çıktığında biz kazıyı durdurun diye bir talimat vermedik, onlarda kazıya devam etmişler, başka bir bilgim yoktur dedi. Sanık müdafiinin istediği üzerine soruldu, bize sözlü bildirim 28'inin sabahında yapıldı, yapıldığı gün olay yerine gittik, o gün salı günüydü. Görülen lüzum üzerine tanık ... anıl önceki kimliği ve yemini tahtında huzura alındı, soruldu, sabah mütaahit firma aradı, bunun üzerine gittik, benim elimdeki faks yazısında müze müdürlüğünün 28/08/2012 tarihli yazısında saat 13:29 yazmaktadır" demiştir. 9. Tanık ... beyanında, "... bize 28'inde yazı yazmıştı, ben tarihi eseri bilmem, o gün işi durdurduk, 28'inden önce kimse bize birşey söylemedi, 28'inde bahse konu yere gittim, kazı yapılmıştı, duvara benzer bir yapı vardı, bir kısmı zarar görmüştü, 1,5 metre civarında kazı yapılmıştı, inşaatı durdurduk bilgim bundan ibarettir dedi. Sanıkların soruşturma ve kovuşturma da alınan savunmaları okundu soruldu, müteahhit 28inde haber verdi saatini hatırlamıyorum, biz müzenin yazısı üzerine gittik, benim beyanım doğrudur, dedi. Diğer tanığın ifadesi okunarak aradaki çelişki soruldu, diğer tanığa şifaen söylendiyse bilmiyorum, ben müze müdürlüğünün yazısı üzerine gittik diye biliyorum, biz sabah erkenden gittik, müze elemanları öğleden sonra gittiler, bilgim bundan ibarettir." demiştir. 10.Mahkemece mahallinde 31.10.2013 tarihinde keşif icra edilmiş olup, inşaat mühendisi bilirkişi raporunda, dava konusu yerin tescilli olmadığı, kalıntıların Barbaros Lisesi bahçesindeki kalıntılara 100 m mesafede olduğu, hafriyat sırasında 50x44 m uzunluğunda çukur açıldığı, bu çukurdan 23.78 m uzunluğunda 3.9 m iç genişliğinde kalıntılar çıktığı, hafriyat neticesinde kalıntının 22 m'lik kısmına zarar verildiği, kalıntıya excavator ile zarar verildiği, iş makineleri ile kazı ya da hafriyat çalışması yapılırken ne kadar özen gösterilse de doğacak zararın kaçınılmaz olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Arkeolog bilirkişi heyet raporunda; Tarsus’un tarih öncesine dair önemli yerleşim yeri olduğu, yapının taşınmaz kültür varlığı olduğu, toprak altında olması nedeniyle hafriyat öncesinde tescilinin mümkün olmadığı, 2863 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince bu durumda en kısa sürede yetkili makamlara haber verilmesi gerektiği, yapı üzerinde 22 m'lik tahribat olduğu, tahribatın olduğu noktaların hafriyat çalışması sırasında toprak yüzeyine ilk çıkan alanlar olduğu, bu noktalarda duvar üzerinde çok sayıda yıkıldığı ve kırıldığı açıkça belli olan bölümler olduğu, iş makinesi ile yapıldığının anlaşıldığı, ... raporunda hafriyatın durdurulmasından önce 1.58 ve 2.08 m derinlikte değişen ölçülerde olduğunun belirtilmesinin, yapılan çalışmaların kalıntıların etrafını açmanın ötesinde olduğu ve çalışmalar sırasında eserlere zarar verildiğini gösterdiğini belirttiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE İhale yoluyla alınan pazar yeri yapımı işinin yapımı esnasında iş makinesi ile zeminde çalışma yapılırken antik kalıntılara zarar verildiğinden bahisle açılan kamu davası kapsamında, sanıkların savunmalarında kazı sırasında tarihi kalıntıya rastladıktan sonra kazıya devam etmediklerini beyan ettikleri, tarihi kalıntıya Pazar günü rastladıklarını, Müze Müdürlüğünün kapalı olduğu düşüncesi ile haber veremediklerini, Pazartesi yetkililere haber verdiklerini belirttikleri, tanık beyanları ile Salı günü bildirim yapıldığı belirtilmiş ise de, sanıkların kalıntıya rastladıktan sonra Salı gününe kadar kazıya devam edip etmedikleri, tarihi kalıntıdaki zararın kazıya devam edilerek mi meydana geldiği, yoksa kalıntı fark edilmeden önceki aşamada mı meydana geldiğine dair, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tarsus 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2015 tarihli ve 2013/281 Esas, 2015/636 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/3725, K. 2023/5266, T. 30.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2020-3725-e-2023-5266-k-2d2c9387abd4