Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/17315 E. 2013/23312 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2013/17315
Karar No
2013/23312
Karar Tarihi

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Taksirle yaralama suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89/1, 89/2-b, 62 ve 52/2.maddeleri uyarınca 2.240,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, netice adli para cezasının taksitlendirilmesine ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine ilişkin Antalya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/12/2008 tarihli ve 2008/167 esas, 2008/1555 sayılı kararı temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği belirtilerek, dosya kapsamına göre, 1) Kayden 11/10/1989 doğumlu olup, suçun işlendiği 16/08/2007 tarihinde on beş yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını ikmal etmemiş olan sanık hakkında, tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3.maddesi gereğince indirim yapılmaması, 2) Sanığın, suçun işlendiği tarihte on sekiz yaşını bitirmemiş bulunmasına göre, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106.maddesinin 4.fıkrası gereğince, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı olduğundan, Antalya 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 04/12/2008 tarihli ve 2008/167 esas, 2008/1555 sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bozulması, anılan maddenin 4. fıkrasının (d) bendi gereğince de bir karar verilmesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2013 gün ve 2010/306286 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılındığı görülmüş ise de; İncelenen dosya içeriğine göre, sanık ...'in taksirle yaralama suçundan 2.240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Antalya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.12.2008 tarihli ve 2008/167 esas, 2008/1555 sayılı kararının, tarafların temyiz yoluna başvurmaması üzerine 06.07.2009 tarihi itibariyle kesinleştirilerek infazı için Cumhuriyet Savcılığına verildiği, Adli para cezasının infazı sırasında, suçu işlediği tarihte 15 – 18 yaş grubu içerisinde olmasına rağmen, sanığın cezasında TCK'nın 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmayıp fazla ceza verildiğinden bahisle mahkemesinden infazın durdurulmasının talep edildiği, mahkemenin 09.02.2010 tarihli Ek Kararı ile ilamın infazının durdurulmasına karar verildiği, Antalya C.Başsavcılığı tarafından aynı sebep ve gerekçe ile hüküm hakkında kanun yararına bozma başvurusunda bulunulması için dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderildiği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06/04/2010 tarih ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-07-1434-2010/3605/21348 sayılı ve “Kanun yararına bozma yoluna gidilmediği” konulu yazısı ile; Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, söz konusu kararda mercii ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kamın yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği anlaşıldığından, kesinleşmemiş bulunan Antalya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/12/2008 tarihli ve 2008/167 esas, 2008/1555 sayılı kararı kanun yararına bozma incelemesine konu edilmediğinin bildirilerek dosyanın mahalline iade edildiği, Dosyanın iadesi üzerine, Antalya 2. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından sanık müdafiine, kanun yolu, başvuru süresi, merciini gösteren meşruhatlı davetiye gönderildiği, davetiyenin sanık müdafiine 25.05.2010 tarihinde tebliğ edildiği, sanık müdafiinin bu kez 01.06.2010 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu ve dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, ortada 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından yazılı olarak bildirilen kanun yararına bozma istemi olmadığı halde, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Dairemize kanun yararına bozma başvurusu şeklinde gönderildiği, sanık müdafiinin 01.06.2010 tarihli dilekçesi ile sanık hakkındaki hükmü temyiz ettiği halde, sanık müdafiinin temyiz istemi ile ilgili olarak tebliğnamede görüş belirtilmediği anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz istemi hakkında tebliğname düzenlendikten ve tebliğname tebliğ edildikten sonra gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/17315, K. 2013/23312, T. 10.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2013-17315-e-2013-23312-k-c453aad23da3