Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/14146 E. 2013/7205 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/14146
- Karar No
- 2013/7205
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : Sanık ... hakkında; 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c. maddesi gereğince beraat,Sanık ... hakkında; 5237 sayılı TCK'nın 85/1,50/1-a,52/4. maddeleri gereğince mahkumiyet. Taksirle öldürme suçundan sanık ...'in mahkumiyetine, sanık ...'ın beraatine ilişkin hükümler, sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Sanık ... hakkındaki hükmün incelenmesinde; Yapılan yargılama sonunda suç açısından failin taksirinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin eksik inceleme yapıldığına, sanığın kusurunun bulunduğunun bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olmasına rağmen oluşa uygun olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Hakkında beraat kararı verilen ve müdafii aracılığıyla temsil edilen sanık yararına hükmolunan vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesi gerektiği gözetilmeden, katılandan alınmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükmün bu hususa ilişkin kısmındaki ''katılandan'' ibaresinin çıkarılarak yerine ''hazineden'' ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- Sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyize gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin eksik inceleme yapıldığına, sanık müdafiinin ise, sanığın kusurunun bulunmadığına ilişkin ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; a- Mahkemece hükmün gerekçesinde, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporunda sanık ...'in meydana gelen ölüm olayında asli kusurlu olduğunun, bilirkişi raporları arasında kusur oranları yönünden çelişki bulunması nedeniyle yeniden bilirkişi raporu aldırıldığı ve aldırılan 25.06.2009 tarihli bilirkişi raporunun olaya uygun olduğu bu nedenle hükme esas alındığı belirtilmiş ise de, dosyanın incelenmesinde; keşif sonrası alınan 27.11.2008 tarihli bilirkişi raporunda sanığın tali kusurlu olduğunun belirlendiği, 25.06.2009 tarihli bilirkişi raporunun ise sanık ... müdafince sunulan özel bilirkişi raporu olduğunun anlaşılması karşısında, dosyada mevcut İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşturulan heyet tarafından ibraz edilen 15.09.2009 tarihli bilirkişi raporunun oluşa ve dosya münderecatına uygun olduğu ve sanığın tali kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği halde mahkemece sanığın asli kusurlu olarak kabulü, b- Hükmün sanık hakkındaki 2. bölümünün 3. fıkrasında sanık hakkında tayin olunan 2 yıl süreli hapis cezasının bir gün karşılığı takdiren 20 TL'den hesap edilerek adli para cezasına çevrildiği belirtildikten sonra bu kez de parantez içinde 2 yıl karşılığı 730 gün ile 30 TL'nin çarpılması suretiyle sonuç olarak 21.900.-TL adli para cezasına hükmedildiğinin belirtilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması, c- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından TCK'nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan "failin güttüğü amaç ve saik" kıstasının uygulanamayacağı dikkate alınmadan, sanık hakkında temel cezanın belirlenmesinde, ''sanığın amacı'' kıstasının gerekçe olarak gösterilmesi, d- Sanık hakkında tayin olunan uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ve adli para cezasının bir gün karşılığı miktarının belirlenmesi sırasında yasal dayanak olan 5237 sayılı TCK'nın 50/4. ve 52/2. maddelerinin belirtilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.