Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/13383 E. 2012/20427 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/13383
- Karar No
- 2012/20427
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna Aykırılık Hüküm : Sanıklar ... ve ... hakkında, 2863 sayılı Kanunun 74/2 cümle, 5327 sayılı TCK'nın 62, 51, 53, 54. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 TL adli para cezası, hapis cezasının ertelenmesi, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ... müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Suç tarihinin sanıkların dava konusu yerde kolluk kuvvetleri tarafından kazı yaparken suçüstü yakalandıkları “07/07/2005” tarihi olduğu gözetilmeksizin, gerekçeli karar başlığında “08/07/2005” şeklinde gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir. Suç tarihinde, dava konusu Bolu ili, Bürnük köyü, Akkuşlar mevkiinde, izinsiz kazı yapıldığının ihbarı üzerine kolluk kuvvetleri tarafından olay yerine intikal edildiği, ilk etapta kazı yapan kimsenin görülmediği, ancak bir müddet sonra gri renkli bir otomobil ile dört erkek şahsın geldiğinin görüldüğü, sanıkların şüpheli davranışlarda bulunmaları nedeniyle gizli takibe başlandığı, araçlarından mangal ve yiyecek indirerek piknik görüntüsü oluşturdukları, kazma ve kürekler ile kazı bölgesine giderek kazmaya başladıkları, sanıkların jandarma görevlileri tarafından 15-20 dakika gözlendikleri, kazı yaptıklarının belirlenmesi ve dosya kapsamında mevcut fotoğrafların çekilmesinden sonra suçüstü yakalandıkları, kazı mahallinin 2.70 m x 1.40 m ebatlarında, 2 metre derinliğinde kazılmış olduğu, çukurun içerisinde iki adet kürek, bir adet çapa, bir adet kazma ele geçirildiği hususlarının tespit edildiği, Bolu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün 07/09/2005 tarihli cevabi yazısı ile, Bolu ili, Bürnük Köyü, Akkuşlar mevkiinde tescil edilerek koruma altına alınmış herhangi bir sit kaydının bulunmadığının bildirildiği, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlemediklerine dair savunmalarının itibar edilebilir nitelikte bulunmadığı anlaşılmakla, 1- Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanığın adli sicil kaydında bulunan, Bolu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26/06/2001 tarih ve 2001/312 Esas, 2001/869 Karar sayılı ilamın tekerrüre esas olduğunun ve hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı TCK'nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca sanıklar hakkında sadece kendi alt soyları üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının sanık ...'a ait (D) fıkrasının, altı numaralı paragrafının “5237 sayılı TCK' nın 53/3. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer bentlerde belirtilen hak yoksunluklarının ise mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına” şeklinde düzeltilmesi ile hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün sanık ... yönünden isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- Sanıklar ... ve ... haklarındaki hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanığın kastının bulunmadığına, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık ...müdafinin, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Hüküm fıkrasında 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün sanıklar hakkında uygulanıp uygulanmayacağı hususunda olumlu veya olumsuz bir kanaat belirtilmemesi karşısında, gerekçeli kararda sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiğinin belirtilmesi, hüküm fıkrası ile gerekçeli karar arasında çelişkiye neden olmamakla birlikte, 5271 sayılı CMK'nın 231/5-14. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümünün, seçenek yaptırımlardan ve erteleme hükümlerinden önce değerlendirilmesi gerektiği gibi, sanıklar hakkında tayin edilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilirken, sanıkların suçu işledikten sonra yargılama sürecindeki davranışları nedeniyle pişmanlık duydukları ve tekrar suç işlemeyecekleri konusunda olumlu kanaat oluştuğu hususları gerekçe gösterildiği halde, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi hükmünün “sanıkların kişilik özellikleri göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyecekleri hususunda kanaate varılmadığı” gerekçesi ile uygulanmamasına karar verilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması, Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.