Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/823 E. 2026/2938 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/823
- Karar No
- 2026/2938
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1204 Esas, 2025/1832 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2023/319 E., 2025/267 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arsında düzenlene 21.11.2011 tarihli protokolden kaynaklanan alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 20.05.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını alacak davasına dönüştürdüğünü bildirerek protokol gereği ödeme tarihindeki 210.000,00 USD karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; protokol altındaki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığını, müvekkilinin böyle bir protokol akdetmediğini, işbu davada davalıya husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının imza inkarı bulunduğundan öncelikle protokeldeki imzanın davalıya ait olup olmadığu hususunda bilirkişi raporu alındığı, rapora göre protokol altındaki imzanın davalıya ait olduğunun belirlendiği, dava konusu alacağın protokol uyarınca belirlenen yeni bir alacak olduğu, önceki borçlara yönelik tarafların protokol yolu ile yenileme sözleşmesi yaptıkları ve munzam zarar gibi tazminat kalemleri de dahil olmak üzere eski borcun sona erdirildiği gerekçesiyle davanın ve ıslah talebinin kısmen kabulüne, 388.836,00 TL'nin ıslah tarihi olan 20.05.2016 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince daha önce alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için .. Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden seçilen üç kişilik grafoloji uzmanı bilirkişiden rapor alındığı, raporda protokolde yer alan imzanın davalının eli ürünü sayılacağının mütalaa edildiği, bu şekilde protokolde yer alan imzanın davalının eli ürünü olmadığı tespitini içerir ATK raporu ile aksi yöndeki .. Jandarma Kriminal raporu arasındaki çelişkinin giderildiği, incelemede, protokol tarihinden önce düzenlenmiş belgelerde yer alan davalıya ait ıslak imzalar ile Mahkeme huzurunda alınan imzaların protokoldeki imza ile mukayese edildiği, raporun denetime açık olduğu, bu itibarla Mahkemenin protokolde yer alan imzanın davalıya ait olduğuna dair kabulünün yerinde olduğu, protokolün borçlu sıfatı ile bizzat davalı tarafından imzalanmış ve borç kabul edilmiş olduğundan davalıya husumet yöneltilemeyeceğine dair istinaf sebebinin de haksız olduğu, davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunulmadığı, ilk kez istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı itirazının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 357/1. maddesi uyarınca, İstinaf mahkemesince incelenemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, alacak istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı, davasını 21.11.2011 tarihli protokole dayandırmıştır. Davalı ... vekilince gerek yargılama aşamasında gerekse temyiz dilekçesinde dava konusu olan 21.11.2011 tarihli protokolden dolayı davalı tarafa husumet yöneltilemeyeceğini, zira sözleşmeyi .. Tekstil Konf. San. Tic. Ltd. Şti.adına müvekkilinin şirket yetkilisi olarak imzaladığını savunarak davanın husumet nedeniyle reddini istemiştir.
Dava konusu 21.11.2011 tarihli protokolün 1. maddesinde "Bu protokolde borçlu .. Tekstil LTD.'ye ve Kombine Tekstil Ltd. Şirketlerini temsilen yetkili ..., alacaklı .. Örme Kumaş yetkilisi ... olarak anılacaktır." düzenlemesi mevcuttur. Bu maddeye göre borcun şirkete ait olduğu ve davalı ...'un şirketi temsile yetkili kişi olarak protokolde yer aldığı anlaşılmaktadır.
Yine aynı protokolün 8. maddesinde ise "Borcun şahsen ... tarafından ödenmesi ve diğer ortaklardan tahsili için oluşacak hakları saklıdır." yazılı olduğu, bu maddeden de anlaşılacağı üzere borcun şirket tarafından ödenmemesi halinde ...'tan tahsilinin istenebileceği kararlaştırılmıştır.
21.11.2011 tarihli protokol ekindeki, "Protokol" başlıklı başka bir belgede de davalı ...'un imzasının Kombine Tekstil Konf. San. Tic. Ltd. Şti. kaşesi üzerinde olduğu görülmektedir.
6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun 39. maddesinin 1. fıkrasına göre her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ... unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu ünvan altında imzalamak zorundadır.
Kural bu olmakla birlikte, dava konusu 21.11.2011 tarihli protokolün yukarıda bahsedilen ilgili maddelerinde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında, sözleşmenin davalı ... ile değil, onun temsile yetkili bulunduğu dava dışı şirket ile imzalanmış olduğu, sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca bu sözleşmeden doğan tüm hak ve borçların davalı temsilci uhdesinde doğmayıp, dava dışı anılan şirket uhdesinde doğmuş olduğu, şirket temsilcilerinin şirket namına yapmış oldukları muamele ve mukavelelerden şirket sorumlu olup, temsilcilerin şahsi sorumluluğu bulunmadığından sözleşmeye dayalı olarak açılan işbu davada davalı pasif husumete ehil olmadığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yukarıdaki kuraldan hareketle protokoldeki diğer tespitler göz ardı edilerek salt protokolün alt kısmında yer alan borçlu kelimesinin altında davalının isim ve imzasının bulunması nedeniyle yazılı şekilde davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.