Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6271 E. 2026/3262 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6271
- Karar No
- 2026/3262
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/400 Esas, 2025/1163 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/225 E., 2022/121 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Tayvan menşeli firma olan müvekkilinin, onlarca yıldır dünyanın önde gelen siyanoakrilat yapıştırıcı (japon yapıştırıcısı) üreticilerinden biri olduğunu, müvekkilinin bu faaliyetlerini "... 502" ibareli marka ile gerçekleştirdiğini, "... 502" esas unsurlu markaların Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2004/30072, 2008/626 29... /02910 sayıları ile müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, ancak hal böyle iken davalı yana ait TÜRKPATENT nezdinde 2014/82904 sayı ile tescilli "... ..." ibareli markanın müvekkili markasının emtia sınıflarının çok benzer olması nedeniyle karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, davalı yana ait markanın müvekkilinin markasına yönelik iltibasa sebebiyet verdiğini, müvekkilinin markasının esas unsurunun "502" ibaresi olduğunu, davalı yanın ise "3502" ibaresini kullanarak müvekkili ürününü çağrıştırmasından faydalanmayı amaçladığını, davalının kötüniyetli olduğunu, davalının aynı zamanda tecavüz teşkil eden ürünlerinin satışını çeşitli internet siteleri üzerinde de gerçekleştirdiğini, davalının tüm bu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek davalı adına 2014/829 04... /58573 sayı ile tescilli markaların hükümsüzlüğünü, müvekkili adına tescilli markalara yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, tecavüz teşkil eden ürünlerin toplatılarak imhası ile davalı yanca tecavüz teşkil eden ürünlerin tanıtım ve pazarlamasının yapıldığı internet sitelerine erişimin engellenmesini, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi ve 1.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile tahsilini, haksız rekabet oluşturan fiilleri nedeniyle miktar belirlenebilir hâle geldiğinde müddeabihi artırmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilânını talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1991 yılında kurulduğunu, "..." ibareli markanın müvekkili şirketin ana markası olduğunu ve TÜRKPATENT nezdinde birçok tescilli markası bulunduğunu, davacıya ait "..." ana unsurlu markaların farklı bir zemin üzerine, farklı bir yazı karakteriyle farklı renkler kullanılarak ve farklı harfleri içerir bir şekilde oluşturulduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin markalarıyla hiçbir ortak noktasının bulunmadığını, davacının iddialarının aksine müvekkili markası ile davacı markaları arasında herhangi bir iltibas tehlikesi bulunmadığını, müvekkilinin marka tescillerinin davacı marka tescillerinden çok daha önce olduğunu, bu nedenle müvekkilinin davacının markalarından faydalanma iddiasının gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükümsüzlük talepleri açısından, davacı markaların "... 502 ..." ve "... 502", davalı markalarının ise "... ..." ve "... 3502" esas unsurlu olduğu, bilirkişi raporunda karşılaştırmalı olarak belirtildiği üzere taraf markaları arasında "502" ibaresinin "3502" olarak yer alması dışında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, "..." ibaresinin tanımlayıcı nitelik taşıdığı, bu nedenle görsel, işitsel ve kavramsal açıdan markaların farklı olduğu ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davalı markaları açısından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesi hükmü gereğince hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı, davacı markalarının davalı marka başvuru tarihi itibarıyla tanınmış marka olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı, taraf markaları arasında benzerlik olmadığından SMK'nın 6/4 ve 6/5 hükümlerinin uygulanma imkânı bulunmadığı, davalının 502 ibaresini 3502 olarak kullanmasının da SMK'nın 6/9 maddesi hükmü kapsamında kötüniyet göstergesi olmadığı, davalı tarafça ileri sürülen kullanmama def’inin, hükümsüzlük koşulları oluşmadığından ayrıca incelenmesine gerek bulunmadığı, davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet talepleri açısından ise karıştırılma ihtimali için hem işaret hem de sınıf benzerliği gerektiği, davalı kullanımının davacı markalarıyla ayniyet ya da benzerlik teşkil etmediği, davalı tarafın davacı markalarına yanaşma iradesi göstermediği, markaların görsel olarak açık şekilde farklı oldukları, davalının kullanımının halk nezdinde davacı markalarıyla ilişkilendirilme ihtimali doğurmayacağı, bu nedenle davalı eylemlerinin SMK’nın 7 ve 29. maddeleri uyarınca tecavüz oluşturmadığı, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55/1-a, 4 maddesi hükmü kapsamında haksız rekabet teşkil edecek herhangi bir eylem bulunmadığı, yerleşik Yargıtay kararları gereği itibar tazminatının maddi tazminat kapsamında değerlendirilmesi sebebiyle ayrıca itibar tazminatı yönünden davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında iltibasa sebebiyet verecek benzerliğin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olduğuna dair veri bulunmadığı, kötüniyetli tescil iddiasının sübut bulmadığı, taraf markalarının benzer olmadığı, davalının fiili kullanımının tecavüz oluşturduğuna yönelik sunulan internet görselleri incelendiğinde, davalının fiili kullanımların tescilli markalarının bir arada karma kullanımı şeklinde olduğu, davalı kullanımının davacı markasıyla benzer olmadığı, davacı markasına yanaşma teşkil eder mahiyette olmadığı, davalının markasal kullanımının tüketici nezdinde davacı markaları ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğurmayacağı, ürün ambalajı üzerindeki "Süper hızlı, Güçlü Yapıştırıcı, Tek bileşenli, Kullanımı kolay” şeklindeki ibarelerin ürüne ilişkin açıklama mahiyetinde olduğu, bu açıklamaların ortak olmasının benzer marka kullanımı niteliğinde kabul edilemeyeceği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2014/829 04... /58573 tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi, manevi ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.