Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5855 E. 2026/2606 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5855
- Karar No
- 2026/2606
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1190 Esas, 2025/1326 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/17 E., 2021/55 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının dava konusu 2018/55071 sayılı “.. ...” ibareli markasının müvekkilinin tescilli ve tanınmış “.. ...” markası ile görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel izlenimi itibariyle benzer olduğunu, taraf markalarında aynı şekilde kullanılan “...” ibaresinin altına yerleştirilen “...”nin de aynı olduğunu, başvuru markasında geçen “..” ibaresinin davalının çatı markası olması nedeniyle markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, başvuru kapsamındaki 30. sınıf emtiaların cins ve niteliği gereği tüketicinin satın alma kararı verme süresinin çok kısa olduğunu, dolayısıyla taraf markalarının karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin arttığını, davacının “.. ...” markasının kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, tanınmış bir marka olduğunu, başvurunun tescilinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yararlanılması sonucunu doğuracağını, dava konusu edilen markanın, davacının tanınmış “ozmo ...” markasına benzetilmesinin başvurunun kötüniyetle yapıldığını gösterdiğini ileri sürerek TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2019-M-9840 sayılı kararının iptalini ve davalı firmanın 2018/55071 sayılı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, her iki markada da ortak unsur konumunda olan “...” ibaresinin genel kullanıma sahip ve ayırt ediciliği son derece düşük bir ibare olduğunu, davacının inhisarına terk edilmesinin mümkün olmadığını, davalı markasının ihtiva ettiği ve ayırt ediciliği yüksek olan “aldiva” asli unsuru ile birlikte kullanılan renk ve şekil öğeleriyle bir bütün olarak davacı markasından ayrıştığını, davacının kötü niyet iddialarını destekleyen delil sunamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduklarını, ".." ve ".." ibareleri çatı marka vasfında olduklarından, çatı markalar haricinde kalan diğer unsurların tescilli oldukları emtialar bakımından ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığının önem arz ettiği, her iki markada da "...+Şekil" ibaresinin mevcut olduğu, bu ibarenin davaya konu 30.sınıftaki emtiaları doğrudan tanımlamadığı, bu nedenle davaya konu emtialar bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, markalar arasında "..." markasının müşterekliği kadar, bu ibarenin altında konumlandırılan "..." şeklinin de müşterek olduğu ve birbirlerine benzediği, her iki markada yer alan "pp" harflerinin boşluklu kısmının içinin beyaz renk ile doldurularak bu boşlukların gülümseyen emojinin gözleri olarak figürasyonunun sağlandığı, bu hale göre markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü koşullarının gerçekleştiği, davalının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı 2015/90571 sayılı markasının 15.06.2016 tarihinde tescil edildiği, süre yönünden müktesep hak koşullarını sağlamadığı, sunulan delillerin davacının markasının “..” olduğunu kabule yeterli olmadığı, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK’in 2019-M-9840 sayılı kararının iptaline, 2018/55071 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre 2018/55071 sayılı ".. ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2015/17342 sayılı ".. ... " ibareli markası arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira karşılaştırılan markalar arasında uyuşmazlık konusu 30.sınıf mallar bakımından emtia benzerliği şartı gerçekleştiği gibi, davacının itiraza mesnet markasının asli unsuru "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak yer aldığı, bunun yanında davacı markasında "..." ibaresindeki çift p harfi üzerinde bir çift göz algısı yaratılarak bu gözlerin altına yerleştirilen şekille oluşturulan gülümseyen yüz ifadesinin, dava konusu başvuruda da benzer şekilde kullanıldığı, diğer bir ifade ile başvurunun tertip tarzı itibariyle de taraf markaları arasında yüksek dereceli benzerlik bulunduğu, bu hali ile dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin, davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesinin mümkün olmadığı, davalının 2015/90571 sayılı markasının tescil tarihi itibariyle dava konusu başvuru yönünden müktesep hak sağlamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326/3.maddesi uyarınca, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceğinden mahkemece yargılama giderlerinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.