Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5593 E. 2026/2468 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5593
Karar No
2026/2468
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/472 Esas, 2025/593Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/1214 E., 2025/111 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğündeki adresi olarak görünen "... Mah. ... Dr. ... Caddesi No: 2 .../Ankara" kaydının Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarından silinmesine, şirketin bilinen son adresi olan "... Mah....cad. No:24 .../Ankara" adresinin Ticaret Sicil Gazetesine tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin "... Prof. Dr. ... Caddesi No: 2 .../ Ankara" adresine 25.06.2021 tarihinde genel kurul kararı ile taşındığını, ardından bu adres değişikliğinin 08.07.2021 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davalı şirket faaliyetine bu adreste devam etmekteyken davacı şirket ... Plastik Kalıp Savunma Silah ve Aksesuarı Tic. A.Ş.'nin 06.09.2021 tarihinde müvekkili şirket ile aynı adreste ticaret siciline ilan edilerek kurulduğunu, davalı şirketin dava konusu adreste davacı şirketten daha önce faaliyete başladığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre davalı limited şirketin adresinin tescilinin zorunlu olduğu, davacı taraf aynı adresin kayıtlı olduğu kanaatinde ise bu talebini öncelikle Ticaret Sicili Müdürlüğüne yöneltmesi gerektiği, zira bu konudaki tasarrufun Ticaret Sicili Müdürlüklerine ait olacağı, davacı tarafın bu talebe ilişkin ret kararından sonra ancak bu davayı açması gerektiği, dolayısıyla davacının davayı açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket tarafından davaya konu adresin davacı ve davalı şirket arasında akdedilmiş kira sözleşmesine dayanılarak davacı tarafça kullanılmasına rağmen, davalının aynı adresi sicil kayıtlarında kullanmaya devam etmesi nedeniyle, davalının sicilde kayıtlı adresinin terkini ve davalının faaliyette bulunduğu yeni adresin sicile tescili talebiyle davalı şirket aleyhine eldeki davanın açıldığı, davalı şirket tarafından ise, kira sözleşmesinin tarafların baba-oğul ilişkisi kullanılarak tanzim edildiği, dava konusu adreste davalı şirketin faaliyette bulunduğunun savunulduğu ve dosyamız davalısı şirket tarafından dosyamız davacısı şirket aleyhine dava konusu adreste yer alan iş yerinden davacı şirketin tahliyesi talebiyle, tahliye davası açıldığının anlaşıldığı, yerel mahkemece her ne kadar davacı tarafın öncelikle bu başvuruyu Ticaret Sicili Müdürlüğüne yapması gerektiği ve ancak ret kararından sonra ancak bu davayı açması gerektiği bildirilerek davacının davasının hukuki yarar yarar yokluğundan reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafça yukarıda yazılı olduğu şekilde sicile başvurulduğu ve red kararı verildiği, dava konusu adresi kullanmakta kimin üstün hak sahibi olduğu belirlendikten sonra, üstün hak sahibi davacı şirket olduğuna karar verilmesi durumunda, davacı tarafça bahsi geçen kararın Ticaret Sicil Müdürlüğüne ibrazı sureti ile dava dışı Ticaret Sicil Müdürlüğünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 33. maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36. maddesi uyarınca işlem tesis edilip, tescile icbar davası açmasının temini, talebin red edilmesi halinde de TTK'nın 34. maddesi uyarınca itiraz hakkının kullanılabileceği, Sulh Hukuk Mahkemesince üstün hak sahibi davalı şirket olduğuna karar verilmesi durumunda da zaten eldeki davanın dinlenemeyeceği, işbu aşamada davacı tarafça, davalı aleyhine eldeki davayı açmakta ve devam ettirmekte hukuki yararı bulunmadığından, davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin adresinin sicilde kayıtlı olan adresinin terkini ile , adresinin "... Mah. .... Cad. No:24 .../Ankara" olarak ticaret sicilinde tescil ve ilanı istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5593, K. 2026/2468, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5593-e-2026-2468-k-73151eb35ac6