Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5489 E. 2026/2681 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5489
Karar No
2026/2681
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1814 Esas, 2025/1137 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2020/369 E., 2021/733 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin teminatı olarak .. .. marka 2010 model aracın davacı bankaya rehnedildiğini, davalı şirket tarafından kredi borcunun zamanında geri ödenmemesi sebebiyle kredi hesaplarının kat edildiğini ve davalıya ihtarname gönderildiğini, ihtarname gereklerini yerine getirmeyen borçlu hakkında İstanbul 28. İcra Dairesinin 2019/39253 E. sayılı dosyasından taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, ihtarnamedeki alacak toplamının 981.764,29 TL, gayrinakdi alacak tutarının bir adet teminat mektubu için 5.000,00 TL, 27 adet çek için 27.200,00 TL olduğunu, ihtarname sonrasında davalı tarafından 11.09.2018 tarihinde 100.000,00 TL, 28.09.2018 tarihinde 84.000,00 TL, 19.09.2018 tarihinde 2.862,01 TL, 19.10.2018 tarihinde 440.000,00 TL, 22.10.2018 tarihinde 100.000,00 TL ve 05.11.2018 tarihinde 400,00 TL ödeme yapıldığını, bu nedenle borcun davalının da kabulünde olduğunu ileri sürerek davalının haksız itirazının iptali ile takibin 615.554,40 TL üzerinden devamına, davalı borçlu aleyhinde %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, icra takibinde yer almayan bir belgenin delil olarak gösterilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava dilekçesine delil olarak gösterilen sözleşmenin genel işlem koşulları hükümlerine tabi olduğunu, bu nedenle davalının menfaatine aykırı hükümlerin yazılmamış sayılacağını, ayrıca icra takibinde belirtilen faiz oranlarının ve faiz başlangıç tarihinin hangi kriterler esas alınarak belirlendiğinin anlaşılamadığı gibi belirtilen faiz oranlarının da fahiş olduğunu savunarak davanın reddine, davacı tarafın %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya kullandırılan krediler nedeniyle davacı bankanın davalıdan 07.09.2018 kat tarihi itibari ile işlemiş faizler de dahil olmak üzere toplam 949.564,29 TL alacağının bulunduğu, 31.10.2019 tarihinde taşınır rehnin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibinde 949.564,29 TL asıl alacak, 288.197,33 TL faiz, 1.409,87 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin (BSMV) davalıdan tahsili için takip yapıldığı ve icra takibinde 90.644,92 TL mahsup edilen faiz tutarının bulunduğu, davalı tarafından 11.09.2018 tarihinde 100.000,00 TL, 19.09.2018 tarihinde 2.862,01 TL, 28.09.2018 tarihinde 84.000,00 TL, 19.10.2018 tarihinde 440.000,00 TL, 22.10.2018 tarihinde 100.000,00 TL, 05.11.2018 tarihinde 400,00 TL ödeme yapıldığından, yapılan ödemelerin tenzili sonucunda dava tarihi itibariyle davacının 261.225,34 TL asıl alacak, 19.130,35 TL faiz, 956,52 TL BSMV olmak üzere toplam 281.312,21 TL alacağının bulunduğu, 261.225,34 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %39 temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV'sini davalıdan tahsilini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 261.225,34 TL asıl alacak, 19.130,35 TL işlemiş faiz, 956,52 TL BSMV olmak üzere toplam 281.312,21 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren %39 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, faize faiz yürütülmemesine, 52.245,06 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin temerrüt faizine ilişkin maddesi ve aynı alacak ile ilgili davalı asıl borçlu ve kefiller hakkında başlatılan icra takibine itirazın iptaline dair İstanbul 20. Asliye ... Mahkemesinin 2019/318 E. sayılı dosyasında temerrüt faizi % 90 üzerinden hesaplanarak alacağa takip tarihinden itibaren % 90 oranında faiz uygulanmasına karar verildiği, hükme karşı sadece davacı banka tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğundan artık faiz oranının eldeki dava dosyasında da % 90 üzerinden kesinleştiği, bilirkişi tarafından % 90 temerrüt faizi üzerinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesine uygun bir şekilde temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 310.335,14 TL asıl alacak, 203.453,90 TL işlemiş faiz, 10.172,69 TL BSMV olmak üzere toplam 523.961,73 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %90 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, 62.067,02 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 06.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5489, K. 2026/2681, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5489-e-2026-2681-k-452dd3411c13