Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5093 E. 2026/1800 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5093
Karar No
2026/1800
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI :2025/650 Esas, 2025/958 Karar HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2025/61 E., 2025/84 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... şirketi arasında imzalanan 16.03.2018 tarihli sözleşmede belirtilen bağımsız bölümün 650.000,00 TL bedel karşılığında satışı hususunda anlaşılmasına rağmen tapu kaydının müvekkiline devredilmeyip,...Şirketine, onun tarafından da davalı ...Ş'ye devrolunduğunu açtıkları başka davada öğrendiklerini, yapmış oldukları harici araştırma neticesinde, devreden ile devralan şirketler arasında organik bağ bulunduğunu tespit ettiklerini ileri sürerek bağımsız bölümün tapusunun iptali ve müvekkili adına tesciline, belirsiz alacak hükümleri gereğince ilerde artırılmak üzere 500,00 TL ecrimisil kira alacağının sözleşme tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte işbu davalı ile birleştirilmesini talep ettikleri davanın davalısından müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın rayiç bedelinin veya davacı yanca ödenen bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince ecrimisil davasının tefriki ile eldeki esasa kaydına karar verilmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tefrik edilen eldeki davanın talep sonucunun ecrimisil (tazminat) ödenmesi isteğine ilişkin olması nedeni ile zorunlu arabuluculuk yoluna tabi olmasına rağmen bu yola başvurulmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tüzel kişi tacirler arasında ecrimisil istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava dilekçesi ile tapu iptali ve tescil ve ecrimisil taleplerinin birlikte istenildiği davada İlk Derece Mahkemesince ecrimisil davasının tefrik edilerek işbu esasa kaydedildikten sonra davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 5/A hükmü doğrultusunda zorunlu arabuluculuk yoluna tabi olup olmayacağı ve bu yola başvurulmadan açılan davanın usulden reddine karar verilip verilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.

Hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak arabuluculuk, ilk defa 07.06.2012 tarihli ve 6325 sayılı Kanun ile kabul edilmiş, daha sonra 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un (7155 sayılı Kanun) 23. maddesiyle 6325 sayılı Kanun'a eklenen 18/A hükmü ile birlikte hukukumuzda "dava şartı olarak arabuluculuk" müessesi ihdas edilmiştir. Bu kapsamda anılan maddede davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye göndereceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddedileceği, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir.

Yine 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen 5/A hükmüyle birlikte arabuluculuk Kanun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava şartı hâline getirilmesiyle bu uyuşmazlıkların temelinden, çok daha kısa süre içinde, daha az masrafla ve tarafların iradelerine uygun bir şekilde çözülmesi amaçlanmıştır.

Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) dava çeşitlerinden biri olarak düzenlenen davaların yığılmasına ilişkin 110. maddesine göre davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilecektir. Bunun için birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır. Dolayısıyla bu koşulları taşıdığı için aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Bu bilgiler ışığında somut olaya dönüldüğünde, taraflar arasında dava dışı şirketin yapımını üstlendiği iş yeri niteliğindeki bağımsız bölüme ilişkin tapu iptali ve tescil ile ecrimisil istemlerinin aynı davada aynı davalıdan tek bir dava dilekçesi ile talep edildiği, her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre dava şartlarının belirlenmesi gerektiği, tapu iptali ve tescil davasının konusunun alacak veya tazminat olmaması nedeni ile zorunlu arabuluculuk yoluna tabi olmadığı, ecrimisil davasının açılmasından önce ise arabuluculuk yoluna başvurulması zorunlu ise de tapu iptal ve tescil davası ile birlikte açılması halinde anılan yola başvurulmasının gerekmeyeceği, nitekim tapu iptali ve tescil istemindeki haklılık durumuna göre ecrimisil şartlarının oluşup olmadığının değerlendirilebileceği, hal böyle olunca davaların bir bütün olarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması ya da tefrik kararı verilen esas dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5093, K. 2026/1800, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5093-e-2026-1800-k-c7428ec1109c