Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3637 E. 2026/1218 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3637
- Karar No
- 2026/1218
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1335 Esas, 2024/714 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/2 E., 2022/711 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde: davalılardan ... ile ... ...'nun, davacı şirketin vekil tayin ettiği kişiler olduğunu, bu vekaletnamede ödeme alma yetkisi bulunmamasına rağmen dava konusu taşınmazın bu davalılarla işbirliği halinde olan davalı ...'a bu davalılar tarafından satılarak parasının alındığını ileri sürüp vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayanarak tapu iptal-tescil, bunun mümkün olmaması halinde ise taşınmazın bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde;Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu, bu davalının, dava konusu taşınmaz için konut kredisi çekip satış bedelini, davacının diğer davalılara verdiği vekaletnameye istinaden davalılardan ...'a ait banka hesabına gönderilmesi sureti ile ödediğini, vekilin bu parayı davacıya ödememiş olmasının davacı ile diğer davalılar arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirdiğini, iyi niyetli 3. kişi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in satış bedelini ödediği, davalı ... ile diğer davalılarla arasında fikir ve eylem birliği bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile terditli olarak açılan davada asıl talebin reddi ile feri talebin davalılar ... ve ... yönünden kabulü ile, 318.329,16 TL'nin satış tarihi olan 18/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili ile davacı vekilince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket tarafından .... Noterliği'nin 15/03/2019 gün ve 9503 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile Kütahya İli, ... İlçesi, ... ... Mah., 2270 ada, 46 parsel sayılı taşınmazlardaki hak ve hisselerinin tamamını veya bir kısmını dilediği bedel ve koşullarda satma ve satış bedelini şirket hesabına aktarma hususlarında vekil tayin edilen davalılar ... ile ... ...'nun, 18/10/2019 gün ve ... yevmiye sayılı işlemle, dava konusu taşınmazdaki B15 Blok, 2 no'lu bağımsız bölümü, davalı ...'a, 200.000,00 TL karşılığında satarak temlik ettikleri, davalı ...'in aynı işlemle dava dışı ... Bankasından kullandığı kredi nedeni ile ... Bank lehine 390.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği, vekilin, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altında olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 504/1 maddesi gereğince, vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre belirleneceği, sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğünün daima mevcut olduğu, hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermediği, vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekilin, değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olduğu, öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı TMK) 3. maddesi anlamında iyiniyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşmenin geçerli olup vekil edeni bağladığı, ancak üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötüniyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmamasının TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edildiği, davacı taraf, davalılar ... ile ... ...'nun ödeme tahsil yetkisinin bulunmamasına rağmen davalı ...'in satış bedelini davalı ...'in hesabına göndermesi ve dava konusu taşınmazın gerçek satış bedeline kıyasla çok düşük bedelle satılmasının, tüm davalılar arasında işbirliği olduğunu gösterdiğini ileri sürmüşse de; davalı ...'in, vekil sıfatı bulunan diğer davalıların ödeme tahsil yetkisinin bulunmadığını bilmesinin kendisinden beklenmeyeceği, vekil sıfatı ile satışı yapan kişilere satış bedelini ödemesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, ayrıca bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaa iddiasını doğrulamayacağı, davacı tarafın, davalılar arasında işbirliği bulunduğunu ve davalılardan ...'in, vekil sıfatlı davalılar ... ile ...'in vekalet görevini kötüye kullandığını bildiğini ispatlayamadığı görüldüğünden davacı vekilinin istinafının yerinde görülmediği, davalı ... vekili; bu davalının vekaletnamede çift imza ile temsil kuralı gereğince sadece satış sırasında imza attığını ve satış bedelini diğer vekil/davalı ...'in tahsil ettiğini, bu nedenle davalı ...'un bedelden sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürmüşse de; bu davalının da vekil sıfatı bulunduğu ve dava konusu taşınmazın satışı sırasında çift imza kuralı gereğince satış için imza attığı görüldüğünden, bedelin davacı hesabına yatırılmasından her iki vekilin birlikte sorumlu olması nedeni ile bu davalının da bedelden sorumlu tutulmasının isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı ... vekili ile davacı vekilince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptal-tescil ve terditli olarak da bedelin tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle dosya içerisinde bulunan e-mail çıktılarında da davacı şirketin taşınmazlarının satışı ile bedelin şirketin hesabına yatırılmasından sonra taşınmazların devredileceğinin taraflarca bilinmesine göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 03.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi