Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/853 E. 2024/8679 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/853
- Karar No
- 2024/8679
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1598 Esas, 2023/1579 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/267 E., 2021/274 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2019/59436 başvuru numaralı "..." ibaresini 35. sınıftaki bir kısım emtia için marka olarak almak üzere marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından “SEÇ” esas unsurlu 2003/38044 ve 2016/87123 numaralı markalarının tescil ve kullanım önceliği, aynılık/benzerlik, tanınmışlık boyutundaki ayırt edicilik ve kötü niyetli tescil iddiasıyla marka başvurusuna yaptıkları itirazların reddedildiğini, “BOLU” kelimesinin tek başına marka olarak kullanılamayacak nitelikteki bir coğrafi ad olduğunu, markadaki asli unsurun “SEÇ” kelimesi olduğunu, “AL” ibaresinin de seçme eyleminden sonra yapılacak eylem olması itibariyle ikincil nitelikte bulunduğunu, davalının “seç” ana unsurlu farklı marka başvurularını ısrarla yaparak müvekkilinin markasından haksız kazanç sağlama niyetinde olduğunu ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline, tescile bağlanması halinde anılan markanın hükümsüzlüğüyle sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının markaları ile müvekkili başvurusuna konu işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu 2019/59436 sayılı “...” ibareli markaları incelendiğinde, markada görünen ve ilk algılanan unsurun “BOLU” unsuru olduğunu, markadaki yeri, konumu vs. dikkate alındığında, markanın bütünsel olarak bıraktığı izlenimin davacının “...” ibareli markasından tamamen farklı bir intiba oluşturduğunu, markaların hem görsel, hem işitsel olarak birbirinden tamamen ayrılmakta olduğunu, markalarda ortak olan “SEÇ” ibaresinin, 35/5. sınıf için tanımlayıcı olduğunu, davacının markalarının tanınmış olduğuna ilişkin gerekli ispatı yapamadığını, kötü niyete ilişkin iddialarının da ispatlanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar ile dava konusu marka arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzerliğin bulunmadığını, tanınmışlık iddiasının ispatının, iddia eden davacı tarafa ait olduğunu, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, markalar arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan "SEÇ" kelimesinin, ayrı ve müstakil olarak, diğer kelime unsurlarının önüne geçecek şekilde davalı markasında yer almadığı, diğer kelime unsurları ile birlikte bir bütün olarak algılandığı, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak, ilgili tüketici kesimi nezdinde bağlantı kuracak kadar benzerlik bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasını (ç) bendi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin, iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olması gerektiği, somut olayda başvurudaki "SEÇ" ibaresine eklenen unsurlar nedeniyle markalar arasında aynılığın söz konusu olmadığı, uyuşmazlık konusu anılan hizmetler davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan hizmetlerle aynı ve benzer olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak, dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluştuğu, öne çıkan unsurun “SEÇ” ibaresi olduğu, markadaki diğer ibarelerin yardımcı unsur niteliğinde bulundukları, davacıya ait itiraza mesnet “SEÇ” ve “...” ibareli markalar ile davalı şirkete ait "..." ibareli marka arasında, esas unsurlar nazara alınarak yapılan karşılaştırmada, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, "SEÇ" ibaresinin özellikle 35.05. sınıfa giren hizmetler açısından ayırt edici niteliği düşük ise de, ayırt ediciliği zayıf markaların da korunmasının esas olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği ya da başvurunun davacı şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına; davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/59436 sayılı "..." ibareli markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasını (ç) bendi, 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine, 04.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.