Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/824 E. 2024/9141 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/824
Karar No
2024/9141
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2072 Esas,2023/1697 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/233 E., 2019/1416 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Moda Şubesi'nin kredili müşterisi olan ... ile akdedilen genel kredi sözleşmelerine istinaden davalı/borçlu lehine, diğer davalılar ... ve ...'un müşterek borçlu/müteselsil kefaletiyle krediler kullandırıldığını, kredilerin ödemelerinin süresinde yapılmaması üzerine Beyoğlu 48. Noterliğinin 09.11.2017 tarihli hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini ve borcun ödenmesi aksi takdirde tüm borcun muaccel olacağı borçlulara ihtar edildiğini, davalıların geçen süre zarfında ödemelerini gerçekleştirmemesi üzerine, bu kez İstanbul Anadolu l0. İcra Müdürlüğünün 2017/32553 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, ancak davalılarca haksız ve mesnetsiz olarak borca, tüm ferilerine ve takibin tamamına itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazların iptali ile davalıların %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı banka ile davalı kredi borçlusu ... arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinden doğan alacaktan davalı müvekkili ...'un müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla, sorumlu olup olmadığı noktalarında toplandığını, davacı bankanın, müvekkilinin imzasının bulunmadığı, başka ve yeni kredi sözleşmeleri üzerinden kredi borçlusuna kredi kullandırması halinde doğan borçtan, eski kredi sözleşmesinin kefilinin, yeni sözleşmelerde imzası yoksa eski kefil, yeni imzalanmış genel kredi sözleşmeleri sebebi ile doğmuş yeni borçtan sorumlu tutulamayacağını, dolayısıyla, davalı müvekkili kefil ...'un imzasının olduğu sözleşme nedeniyle herhangi bir kredi kullandırılmadığından veya kullandırılan kredi borcu kapatılarak bu sözleşme ve kefalet sebebiyle herhangi bir borç ilişkisi doğmadığından, doğmuş borç ödeme ile ortadan kalktığından fer-i bir sorumluluk doğuran kefalet sözleşmesinin de hükümsüz hale geldiğini, davacı banka alacağının kaynağı olarak ileri sürmüş olduğu sözleşmelerden 25.11.2009 tarihli genel kredi sözleşmesi ve bu kredi sözleşmesinde bulunan kefalet sebebiyle, kredi borçlusu ...'ya hiçbir kredi hesabı açılmadığını ve herhangi bir kredi kullandırılmadığını, davalı müvekkili ...'un imzasının bulunduğu 25.11.2009 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihten hesap kat tarihine kadar olan döneme ilişkin olarak davalı kredi borçlusu ...'nın hesap hareketlerinin incelenmesi halinde bu durumun açıkça görüleceğini, 25.11.2009 tarihinden yaklaşık iki yıl sonra, 12.10.2011 tarihinde, müvekkilinin kefil olarak imzalamış oldukları kredi sözleşmesinden bağımsız yeni bir kredi sözleşmesi davacı banka ile davalı kredi borçlusu ... arasında imzalandığını ve ancak o zaman kredi hesabı açılarak kredi kullandırıldığını, kredi sözleşmesi imzalanmış olmasına rağmen hesaba geçen bir para olmaması ve kredinin kullandırılmaması halinde herhangi bir borç doğumu gerçekleşmemiş olup müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini savunarak, davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. 2. Diğer davalılar davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı ... arasında 25.11.2009, 13.10.2011, 07.10.2015, 19.12.2016 ve 15.05.2017 tarihlerinde Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, bunlardan 25.11.2009 tarihinde imzalanan 600.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesine davalılardan ...'un müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğu, davalılardan ...'nın 15.05.2017 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesine müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğu, davalılardan ...'un kefil olduğu 25.11.2009 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davalı ...'nın kullandığı kredi borcunun tamamının 18.05.2012 tarihinde kapatılmış olduğu alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davalı ...'un kefil olduğu Genel Kredi Sözleşmesine istinaden kullandırılan kredi borcu kapatıldıktan yaklaşık 5 yıl sonra, davalı ...'un kefil olduğu 25.11.2009 tarihli kredi sözleşmesinin eki veya devamı niteliğinde olmayan 15.05.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davalı ...'ya kullandırılan krediden davalı ...'un sorumlu olmadığı, davalılar ... ve ... yönünden ise, davacı tarafından davalı ...'ya 15.05.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden 275.000,00 TL kredi kullandırıldığı, bu sözleşmeye davalı ...'nın kefil olduğu, kredi ödemelerinin zamanında yapılmamış olması nedeni ile hesabın kat edildiği, mahkemece yeterli ve denetime elverişli olduğu görülen bilirkişi raporunda yapılan hesaplama göz önünde bulundurularak ve taleple bağlı kalınarak, davanın davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün 2017/32553 E., sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine bu davalılar tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin, 271.732,54 TL asıl alacak, 20.044,28 TL kat öncesi işlemiş faiz, 1.002,21 TL kat öncesi işlemiş faizin gider vergisi, 4.475,21 TL işlemiş gecikme faizi, 223,76 TL gecikme faizinin gider vergisi olmak üzere toplam 297.478,00 TL üzerinden ve asıl alacağa işleyecek yıllık %28,98 oranında faizi ve faizin %5'i oranında gider vergisi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen 297.478,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı asıl borçlu ... arasında 25.11.2009, 13.10.2011, 07.10.2015, 19.12.2016 ve 15.05.2017 tarihlerinde genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, bunlardan 25.11.2009 tarihinde imzalanan 600.000,00TL bedelli genel kredi sözleşmesini davalılardan ...'un müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalılardan ...'nın ise 15.05.2017 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, dava ve takip konusu edilen alacağın da 15.05.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi olduğu, davalı ...'un imzası bulunan 25.11.2009 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan bir kredi olmadığı, davacı tarafça da bunun aksini gösteren herhangi bir delilin dosya kapsamına sunulmuş olmadığı, her ne kadar davacı vekilince istinaf dilekçesinde belirtildiği gibi davalı ...'un kefalet imzasını taşıyan 25.11.2009 tarihli sözleşme genel kredi sözleşmesi olup, borcun bir noktada ödenmiş olması davalı kefil ...'un kefalet sorumluluğunu, daha sonra aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona erdirmez ise de, banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması halinde, şayet yeni sözleşmede ilk sözlemeye kefalet eden kefilin imzası bulunmaz ve ilk sözleşmede yeni incelenen sözleşmeye atıfta bulunulmaz ise bu yeni kullandırılan krediden dolayı borcu ödenerek kapatılan ilk sözleşmeye kefalet eden davalı ...'un sorumluluğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle davacı vekilince değinilen 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 493 ve 494. maddeleri ile sunulan Yargıtay kararları eldeki dava konusu olayla ilgili olmayıp aynı genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan yeni kredilere ilişkin olduğundan davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Kanun'un 493 ve 494. maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/824, K. 2024/9141, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-824-e-2024-9141-k-eb5d5c5fcfc3