Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/685 E. 2024/8847 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/685
- Karar No
- 2024/8847
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/246 Esas, 2023/1735 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/656 E., 2021/761 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine İstanbul 6 İcra Müdürlüğünün 2010/22616 E. sayılı takip dosyası ile davalı ... A.Ş. tarafından kambiyo senetlerine mahsus takip talebinde bulunulduğunu, bu takip talebinin temelini 3 adet bononun oluşturduğunu, bonolarda asıl borçlu olarak ... Otomotiv Tic ve San Ltd. Şti.'nin görüldüğünü, bu bonoların kefil kısmına ise davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. tarafından ... isminin eklendiğini ve imzasının atıldığını, davacı ... tarafından kefil yazı ve imzasının kendisine ait bulunmaması sebebi ile İstanbul 5 İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/1642 E. sayılı imzaya itiraz davasının açıldığını, yapılan yargılama ve inceleme sonucunda kefil kısmındaki ...'nun imzalarının bu kişi eli ürünü olmadığının ortaya çıktığını, bu sebeple de İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/1642 E., 2011/1768 K. sayılı kararı ile imza itirazının kabulu ile icra takibinin ... yönünden durdurulmasına karar verildiğini, davacı ...'nun İstanbul Kadıköy 5 İcra Müdürlüğünün 2010/177777 E. sayılı takibinde 259.370,06 TL için kefaletname sebebiyle takip başlatıldığını, kefaletname altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek davacı ...'nun İstanbul 6 İcra Müdürlüğünün 2010/22616 E. sayılı takibine konu olan 3 adet bono bedeli olan 160.000,00 TL yönünden kefil sıfatı ile borçlu bulunmadığının tesbitine, 259.370,06 TL bakımından kefaletname yönünden borçlu bulunmadığının tesbitine, davalı ... İnş ve Dış Tic AŞ'nin İstanbul 6 İcra Müdürlüğünün 2010/22616 E. sayılı takibindeki 3 adet bono bedeli olan 160.000,00 TL ile Kadıköy 5 İcra Müdürlüğünün 2010/17777 E. sayılı takibi bakiye bedeli 259.370,06 TL ile toplam olarak 419.370,06 TL yönünden icra takibi işlemi yapmasında haksız ve kötü niyetli olması nazara alınarak kötü niyet tazminatı ödemesine, takip tarihi göz önüne alınarak tazminat oranının %40 olarak belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sahte imzanın taraflarından değil bizatihi davacının kendisi tarafından tanzim edilmiş bir imza olduğunu, zira dava konusu borç belgelerindeki sahte imzaların davacı tarafından üçünçü kişilere attırılarak taraflarına gönderildiğini ve davacının bu şekilde sadece kendilerini değil çok sayıda şirketi dolandırdığı hususundaki şikayet üzerine yapılan soruşturma neticesinde davacı aleyhine ceza davası açıldığını, davacının işbu davada hukuki menfaati olmadığını, dava konusu her iki icra dosyasının da işlemden kalktığını, Kadıköy 5 İcra Müdürlüğünün dosyasının ilamsız takip olduğundan dolayı itiraz üzerine durduğunu, imzanın davacı tarafından atılmadığını anlamaları üzerine icra inkar tazminatına mahkum olmamak amacı ile yasal 1 yıllık süre içerisinde itirazın iptali davasının açılmadığını, takibin hükümsüz hale geldiğini, İstanbul 6 İcra Müdürlüğündeki dosyada da yapılan inceleme neticesinde şahsi olarak davacıya atfedilen imzanın eli mahsulü olmadığının ortaya çıktığından takip durdurulmuş olup aradan 4 yıl geçtiğini, her iki dosyadan da davacının herhangi bir tehdit altında olmadığını, menfaat yokluğu nedeni ile açılan davayı reddetmesini talep ettiklerini, davacının davasının kötü niyetli olduğunu, davacının %40'dan az olmamak kaydı ile tazminata mahkum edilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/229 E., 2016/71 K. sayılı hükmü ile sanık ... hakkında bu dosyamızın davalısı olan ... İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ne vermiş olduğu senetler sebebi ile resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından açılan davada yerel mahkemece sanık ...'nun senetlerdeki kefil kısmında ... adına atfen atılan imzaların taklit yolu ile kendisi tarafından atıldığı ya da başka şahıslara attırdığı, bu şekilde sanığın resmi evrakta sahtecilik suçu işlediğinden bahisle mahkumiyetine karar verildiği, dolandırıcılık suçundan ise suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verildiği, işbu kararın temyizi üzerine Yargıtay 15.Ceza Dairesinin 2019/16131 E., 2020/3659 K. sayılı hükmü ile sanık ... hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının düzeltilerek onandığı, dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararının ise sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde beraat kararı verildiğinden bahisle bozulduğu, sanık hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, ceza mahkemelerinden verilen beraat kararları her ne kadar hukuk hakimini bağlamasa da, ceza mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet kararları ve ceza mahkemesindeki maddi vakıa tespitlerine ilişkin kararların hukuk hakimini de bağlayacağı, İstanbul 6.İcra Müdürlüğünün 2010/22616 E. sayılı dosyasında takibe konu edilen senetlerdeki kefil ... imzasının gerek icra mahkemesince gerek ağır ceza mahkemesince yaptırılan incelemede ... eli ürünü olmadığı tespit edilmişse de söz konusu imzaların bu dosyamızın davacısı ceza dosyasında sanık ... tarafından kendi imzasına benzetilmek sureti ile atıldığı yada üçüncü bir şahsa attırıldığı, bundan dolayı sanık hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının da onandığı, bu kapsamda sanığın hukuken de sahte olarak tanzim ettiği senetlerden dolayı sorumluluğunun bulunduğu, üç adet senet için açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, Kadıköy (Anadolu 5. İcra Müdürlüğü) İcra Müdürlüğünün 2017/17777 E. sayılı takip dosyasında kefaletname yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin dava yönünden ise söz konusu kefaletnamenin Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında dava konusu edilmediği, kefaletname altındaki imzaların davacı borçlu tarafından itiraz edilmesi sebebi ile kefaletname aslının davalı tarafça ibrazı yada bulunduğu kurumları ve mahkemeleri bildirmesi hususunda davalı tarafa uyarılı muhtıralar tebliğ edildiği, kesin süreler verildiği, kefaletname aslının icra dosyasında bulunmadığı ve icra hukuk mahkemesi dosyasında bulunmadığı, kefaletname aslının takip başlangıcında alacaklı vekili tarafından icra müdürlüğüne sunulduğu, fotokopisinin dosya içine alındığı, aslının icra müdürlüğü tarafından alacaklı vekiline iade edildiği, dosyaya düşülen şerh ve icra müdürlüğü tarafından verilen cevabi yazılardan anlaşıldığı, icra dosyasında ve dava dosyasında vekil değişikliklerinin olması ve vekillerden birinin vefatı üzerine davalı asile de kefaletname aslını yaptırılacak bilirkişi incelemesi sebebi ile sunması hususunda kesin süreler verilmesine rağmen davalı tarafça kefaletname aslının dosyaya sunulamadığı, kefaletnamedeki imzanın davacı eli ürünü olup olmadığı hususunda inceleme yapılamadığı, kefaletname sebebi ile davacının borçlu olmadığına karar vermek gerektiği gerekçesiyle İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2010/22616 E. sayılı takip dosyası ve bu dosyada takibe konu edilen; 17.05.2010 tanzim tarihli, 25.08.2010 ödeme tarihli keşidecisi ... Otomotiv, kefil ... olan 20.000,00 TL bedelli, 03.06.2010 tanzim tarihli, 15.09.2010 ödeme tarihli keşidecisi ... Otomotiv, kefil ... olan 60.000,00 TL bedelli, 09.04.2010 tanzim tarihli, 26.08.2010 ödeme tarihli keşidecisi ... Otomotiv, kefil ... olan 80.000,00 TL bedelli, senetler yönünden açılan davanın reddine, şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu toplam 160.000,00 TL bedelli 3 adet bono yönünden Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/229 E. sayılı dosyasında; davacı hakkında resmi evrakta sahtecilik suçu yönünden verilen mahkumiyet hükmü, temyiz aşamasında düzelterek onanarak kesinleşmiş olmakla dava konusu bonolar yönünden davacının menfi tespit isteminin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince 500.000,00 TL bedelli kefalet belgesinin aslının sunulamadığı, kefaletin ceza davasına da konu olmadığı gerekçesi ile menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmiş ise de dosyada sureti mevcut olan Yargıtay 15.Ceza Dairesinin 2019/16131 E., 2020/3659 K. sayılı ilamında; "Sanığın katılan firmalardan satmak üzere aldığı traktör ve motosikletlerin karşılığında katılan firmalara verdiği senetler üzerinde yer alan şahsi kefil imzalarının sahte olarak düzenlendiği, Alaşehir Noterliğince düzenlenmiş 12.02.2010 tarihli 02949 yevmiye numaralı imza beyannamesi ve 15.03.2004 tarihli 03529 yevmiye numaralı imza sirküleri üzerinde tahrifat yaparak katılan firmalara verdiği, yine katılan ... Tekstil Gıda Motorlu Araçlar San. ve Tic. A.Ş.’ne 700.000,00 ve 450.000,00 TL bedelli, katılan ... İnş.San.ve Dış Tic.A.Ş’ne 500.000,00 TL bedelli sahte imzalı kefaletnameler verdiği, senetler üzerinde yer alan sahte kefil imzalarını inkar etmek suretiyle katılan firmaların alacaklarını tahsilini engellediği ve bu şekilde baştan itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket ettiği anlaşılmakla, atılı nitelikli dolandırıcılık suçlarından mahkumiyetine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde beraat hükümleri kurulması, kanuna aykırı olduğu" gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin beraat kararının bozulduğu, bozmaya uyma kararı verilerek 10.12.2020 tarihli ilam ile davacı ...'nun katılan davalıya yönelik dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verildiği, ilgili ceza mahkemesi kararı 500.000,00 TL' lik kefaletname yönünden kesinleşmemiş ise de Yargıtay bozma ilamında 500.000,00 TL bedelli kefaletname yönünden de dolandırıcılık suçu oluştuğuna ilişkin açık bir tespite yer verildiği, mahkemenin de bozma kararına uyarak aynı doğrultuda karar verdiği, Dairemizce ceza dosyasının bu aşamada bekletici mesele yapılmasına gerek görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tesbit davasıdır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava, bonolar ve kefaletname nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı, davacının sahte imzalar attığını, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ceza davasının devam ettiğini belirtmiştir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/229 E., 2016/71 K. sayılı hükmü ile sanık ... hakkında davalı ... İnş. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti.'ne vermiş olduğu senetler sebebi ile resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından açılan davada sanık ...'nun senetlerdeki kefil kısmında adına atfen atılan imzaların taklit yolu ile kendisi tarafından atıldığı ya da başka şahıslara attırdığı, bu şekilde sanığın resmi evrakta sahtecilik suçu işlediğinden bahisle mahkumiyetine karar verildiği, dolandırıcılık suçundan ise suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verildiği, işbu kararın temyizi üzerine Yargıtay 15.Ceza Dairesinin 2019/16131 E., 2020/3659 K. sayılı hükmü ile sanık ... hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının düzeltilerek onandığı, dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararının ise sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde beraat kararı verildiğinden bahisle bozulduğu anlaşılmaktadır. Buna göre dosya kapsamından ceza davasının henüz kesinleşmediği görülmekte olup mahkemece, ceza davasının kesinleşmesi beklenilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.