Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/684 E. 2024/8935 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/684
Karar No
2024/8935
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/216 Esas, 2023/1709 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/64 E., 2021/219 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli "...", "...", "... ... SYSTEMS+ŞEKİL" ibareli markaları ve 2013/01490 tescil numaralı tasarımı bulunduğunu, davalı tarafından, müvekkilinin tescilli tasarımı ile iltibas yaratacak derecede birebir benzeyen ürünlerin üretildiğini ve satıldığını, aynı şekilde müvekkili markalarının da davalı ürünlerinde kullanıldığını, davalının haksız ve hukuka aykırı kullanımları neticesinde müvekkilinin ticari faaliyetlerinin zarara uğradığını ileri sürerek müvekkili adına tescilli marka ve tasarıma yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, tasarıma yönelik tecavüz nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, markaya yönelik tecavüz nedeniyle de şimdilik 5.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, tecavüz teşkil eden ürünlerin imhasını, hüküm özetinin ilanını talep etmiş, 15.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 50.000,00 TL'ye yükseltmiştir. 2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalının, müvekkiline ait tescilli markalarını ve tasarımını izinsiz ve haksız olarak kullandığını ileri sürerek haksız rekabetin ve tecavüzün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, şimdilik marka ihlali yönünden 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminat, tasarım ihlali yönünden 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı şirket temsilcisi cevap dilekçesinde; davacı firma ile 2014 yılından 2017 yılına kadar aktif bir şekilde çalışıldığını, davacının kendilerine üç yıldır 6,00 TL'den satmış olduğu, "hijyenik klozet rulolarını" kendilerinden zaman zaman ürün satın alan ... Temizlik Ürünleri firmasının 5,00 TL'den satabileceğini söylemesi üzerine kendilerinin de fiyat avantajı nedeniyle 27.05.2017 tarihinde ... Temizlik Ürünleri firmasından almaya başladığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu ürünleri dava dışı başka bir şirketten satın almış olduğunu, bu hususun davacı şirkete sözlü olarak bildirdiğini, bu ürünlerin satışından bilgi sahibi olduklarının beyan edildiğini, müvekkilinin üretim yapmadığını ve satışı yapılan sahte herhangi bir ürün tespit edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, asıl davada; davalının daha önce davacı tarafında üretilen ürünleri satın alıp pazarladığı, ancak sonrasında daha ucuz olduğundan bahisle ürünleri birleşen davalı firmadan satın aldığı, yapılan bilirkişi incelemesine göre bu ürünlerin orjinal olmadığı, davacı adına tescilli "..." markasını taşıyıp, davacının tasarımı kapsamında olduğu, davalının tacir olması nedeniyle daha önce ürünlerini satın aldığı firmadan daha düşük bedelle satın aldığı ürünlerin orjinal olmadığını bilebilecek durumda olduğu, davalı eylemlerinin marka ve tasarım tescillerinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olduğu, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede; davalının daha ucuz olduğundan bahisle dava dışı firmadan satın aldığı ürünlerin yapılan bilirkişi incelemelerine göre orjinal olmayıp davacı adına tescilli "..." markasını taşıdıkları, davacı adına tescilli tasarım koruma kapsamında olduğu, davalının tacir olması nedeniyle daha düşük fiyattan satın aldığı ürünlerin orjinal olmadığını bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekili, asıl davada davalı vekili, birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, asıl ve birleşen davada tacir olan davalıların daha düşük fiyata aldıkları ürünlerin orjinal olmadığını bilebilecek durumda oldukları, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, hükmedilen tazminat miktarlarında bir isabetsizlik olmadığı, olayda SMK'nın 151/4. maddesi uyarınca hakim tarafından ilave pay eklenmesini gerektirir bir durum olmadığı, birleşen davada dava dilekçesinde faiz talebi yer almadığından mahkemece birleşen davada faize karar verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekili, asıl davada davalı vekili, birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davada davacı vekili, asıl davada davalı vekili, birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, davacı adına tescilli marka ve tasarıma yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29, 81. maddeleri. 3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, davacının asıl davadaki toplam tazminat talebi 70.000,00 TL, birleşen davadaki toplam tazminat talebi 30.000,00 TL'dir. İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Gerek davacının temyiz ettiği reddedilen meblağ gerekse davacının toplam tazminat talebi Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Asıl davada davalı vekili, birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekili, birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyizlerinin karar harcının istek halinde asıl ve birleşen davada davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 11.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/684, K. 2024/8935, T. 11.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-684-e-2024-8935-k-daead6644d98