Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/516 E. 2024/8249 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/516
- Karar No
- 2024/8249
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1350 Esas, 2023/1291 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2020/309 E.,2021/163 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/92985 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin adına tescilli 2019/31215 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığının, itirazın reddine karar verdiğini, davalı Şirketin bu karara itirazının ise YİDK tarafından, markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle kabul edildiğini ve müvekkili başvurusunun reddedildiğini, oysa söz konusu markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, dava konusu YİDK kararında "..." ibaresinin taraf markaları arasında ortak olarak bulunduğu kabul edilerek değerlendirme yapıldığını, oysa müvekkili markasının "..." ve "..." olarak iki parçaya ayrılarak değerlendirme yapılmasının marka hukuku ilkeleriyle bağdaşmadığını, müvekkili markasının bir bütün halinde "...+Şekil" ibaresinden oluştuğunu ve "..." ile "..." ibarelerinin iç içe geçtiğini, bu nedenle söz konusu ibarelerin ayrı ayrı değerlendirilmelerinin mümkün olmadığını, taraf markalarında ortak olarak bulunan "..." ibaresinin Latince "kedi" anlamına geldiğini, marka kapsamları gözetildiğinde, bu ibarenin esasen marka olarak tescil edilemeyeceğini, 31. sınıf emtia için ayırt ediciliğinin bulunmadığını, dava konusu markanın kapsamındaki malların tüketicilerinin dikkat seviyelerinin yüksek olması nedeniyle da markaların karıştırılmayacağını belirterek YİDK kararının iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6/1 maddesi anlamında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğunu, marka kapsamlarındaki mallarında benzer bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan emtianın, redde mesnet alınan 2019/31215 sayılı marka kapsamında birebir bulunduğu, taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldığında, markalarda müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin Latince "Kedi" anlamına geldiği, ancak bu ibarenin Türkçe "Kedi" anlamına gelen Latince bir ibare olduğunu davaya konu emtianın hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilmesinin mümkün olmadığı, zira Latince'nin günümüzde yaygın olarak kullanılmadığı, bu hale göre davaya konu 31. sınıf emtia üzerinde "..." ibaresini gören ortalama tüketicinin, bu ibareyi herhangi bir nesne ile bağdaştırmayacağı, anlamsız yabancı bir ibare olarak değerlendireceği, bu nedenle söz konusu ibarenin davaya konu emtia bakımından zayıf bir marka olarak kabul edilemeyeceği, somut ayırt edici niteliği haiz güçlü bir markasal etkisinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu marka başvurusunda yer alan "..." ibaresinin "Asil, şahane, muhteşem, kraliyet, kraliyet ailesinden kimse" gibi anlamları bulunan İngilizce bir ibare olduğu, İngilizce'nin ülkemizde anlamı en yaygın bilinen dillerden biri bulunduğu, dolayısıyla "..." ibaresinin anlamının ortalama tüketici kesimi nezdinde dahi bilinebileceği, "..." ibaresinin belirtilen anlamları nedeniyle "..." ibaresini niteleyen bir konumda bulunduğu, bu hale göre dava konusu markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, her iki markada yer alan figüratif unsurların "kedi" ye çağrışım oluşturduğu, bu nedenle söz konusu şekiller arasında da çağrışım yolu ile benzerlik bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu markanın, redde mesnet markanın serisi niteliğinde bir marka olduğu yönünde yanılsamaya düşülebileceği, karşılaştırılan markalar arasında ilişki kurulabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu hususunda yanılsamaya düşebileceği, somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6/1 maddesi hükmü uyarınca markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli başvurusu ile redde mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı Kanun'un 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, dava konusu başvuruda yer alan diğer unsurların yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne kadar davacı tarafça "..." ibaresinin, Latince'de "kedi" anlamına geldiği ve bu nedenle uyuşmazlık konusu mallar bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu ileri sürülmüşse de Latince'nin ülkemizde yaygın olarak bilinmediği gözetildiğinde davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı, yine dava konusu markanın kapsamındaki malların hitap ettiği tüketicinin bilinç düzeyinin yüksek olduğu ve bu nedenle markaların karıştırılmayacağına ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı, çünkü 31. sınıf malların tüketicilerinin ortalama tüketiciler olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.