Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/509 E. 2024/8707 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/509
- Karar No
- 2024/8707
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1062 Esas, 2023/1736 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/464 E., 2021/204 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin bayisi veyahut yetkilisi olmadığını, köklü bir şirket olup dünyanın çeşitli ülkelerine ihracat yaptıklarını, alanında kendine özgü ürünleriyle farklılığını ispatladığını, öncü bir firma olduklarını, davalı şirket müvekkilinin tescil hakları müvekkili ...'a ait ürünleri internetin ünlü alışveriş siteleri aracılığıyla satışa arz ettiğini, ancak davalı şirketin bu ürünleri satmak veyahut satışa arz etmek yönünden yetkili, bayilik hakkı mevcut veyahut temsil sıfatına haiz bir ticari kişilik olmadığını, işbu haksız rekabetin gerek müvekkiline gerek ticari anlaşma dahilinde olduğu şirketlere ve gerekse müvekkili ...'ın bayisi olan şirketlere büyük ticari zararlar verdiğini, şirket politikası gereği belirlenen taban fiyatlarından daha düşük değerlerle ve hukuka aykırı şekilde satışa arz gerçekleştirdiğini, bu nedenlerle haksız rekabet olduğunun tespiti ile tekrarının önlenmesi suretiyle haksız rekabetin men'ine ve bu amaçla ihtiyati tedbire hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; markanın tüketilmesi ilkesi gereği üretilen malların piyasaya sürülmesi ile birlikte marka hakkının tüketileceğini ve bu kapsamda piyasaya sunulan ürünlerin ticaretinin herkes tarafından yapılmasının mümkün olduğunu, bu durumun marka hakkında tecavüz oluşturmayacağını, piyasaya sürülen malların ticaretinin serbest olarak yapılmasının esas olduğunu, davacı şirketin ürettiği herhangi bir malın alım satımının yapılması için de davacı taraftan izin alınmasına veya sözleşme yapılmasına gerek olmadığını, davacı tarafın şirket içinde belirlediği perakende satış taban fiyatlarının bağlayıcılığının ancak kendilerini ve sözleşmede madde bulunması halinde aralarında sözleşme bulunan bayilerini kapsadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalının marka hakkı davacıya ait ürünleri(oyuncakları) satın alarak davacı ile aralarında bayilik sözleşmesi olmaksızın serbest piyasada kendi belirlediği fiyat üzerinden satış yaptığı şeklindeki haksız rekabete konu eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda (6102 sayılı Kanun) 54 ve 55 inci maddeleri kapsamında haksız rekabet kurallarına aykırılık teşkil edecek ve rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ile rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacına aykırılık teşkil eden davranış olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği gibi davacı vekili bilirkişi raporuna karşı sunduğu beyan dilekçesi ile ilke kez, ... marka ürünlerin davalının stoğunda bulunup bulunmadığının dahi belli olmadığını, davalının stoğunda olmayan ürünleri varmış gibi satışa sunarak davacıya ekonomik zarar verme niyetinde de olabileceğini, bu itimalin davalı defterleri üzerinde inceleme yapılarak araştırılması gerektiğini ileri sürdüğü ve istinaf dilekçesinde bu iddiayı tekrar etmiş ise de; iddianın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra ileri sürülen, ıslaha da konu edilmeyen bu iddianın davanın konusunu teşkil etmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminatın tazmini istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 ve devamı maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 152 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.