Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/495 E. 2024/8531 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/495
- Karar No
- 2024/8531
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/710 Esas, 2023/1465 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/158 E., 2021/40 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı asıl borçlu .... Ltd. Şti.'ye genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan gayri nakdi kredi alacağının deposunun davalı müteselsil kefillere keşide edilen kat ihtarnamesine rağmen yerine getirilmemesi üzerine davalılar aleyhine girişilen ilamsız icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra takibinin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ilgili sözleşmede kefilin gayri nakdi bedel yönünden kefillerden depo talebinde bulunabileceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı için davalı kefillerden 16.404.180,00 TL değerinde gayri nakdi riskin deposunun talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların bankaya verdikleri kefalet beyanlarının TBK amir hükümlerine aykırı olup yok hükmünde olduğunu, ortada geçerli bir kefalet ilişkisi bulunmadığından doğmuş, icra yoluyla istenebilir bir alacağın mevcut olmadığını, hukuken sonuç doğurmaya elverişli, geçerli bir ihtarnamenin söz konusu olabilmesi için öncelikle asıl borçluya TBK 586 uyarınca kefillerden ayrı ve bağımsız olarak ihtar gönderilmesi gerektiğini, henüz müteselsil kefile başvuru şartları oluşmamış iken müteselsil kefiller ile birlikte borçluya, borcun ödenmesi için ihtarda bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle asıl borçluya geçerli bir ihtarname gönderilmeden müteselsil kefile başvuru şartlarının oluştuğundan bahsedilmeyeceğini savunarak, davanın reddine, davacının takibi kötüniyetli olduğundan takip konusu tutarın % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davadışı asıl borçlu şirket ve davalı kefiller hakkında Ankara 18.icra Müdürlüğünün 2018/2929 E. sayılı dosyasına kayden 07.03.2018 tarihinde başlatılan icra takibinde; 441.630,35 TL asıl alacak, 24.335,69 TL gecikme cezası, 16.404.180,00 TL gayri nakdi kredi için muhtemel alacak talebi (depo talebi) toplamı 16.870.146,04 TL üzerinden takip formu düzenlendiği ancak metin içerisinde "Takibimiz, alacağımızın 16.404.180,00 TL tutarından halen mer'i durumdaki gayri nakdi kredilerden kaynaklanan kısım için depo amaçlı yapılmıştır" denilmekle takibin gayri nakdi alacağa yönelik açıldığı, nitekim arabuluculuk görüşmelerinde taraflarca gayrinakdi riske ilişkin alacağın zikredildiği ve tartışma konusu yapıldığı, davalı kefillerin itiraz dilekçelerinde gayri nakdi riske yönelik itirazlarda bulundukları gerekçesiyle takibin ve uyuşmazlık konusunun gayrinakdi riskin depo edilmesi talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, dosyadaki deliller ve genel kredi sözleşmelerine göre kefillerin gayri nakdi risklerden depo sorumluluğunu içeren açık bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötü niyetle takip yaptığı kanıtlanamadığından davalıların kötüniyet tazminatının da reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, genel kredi sözleşmesinin "kefalet" başlıklı 20.3.2. maddesinde olduğu gibi; kefili, çek yaprağı zorunlu bedelini ve teminat mektupları bedelini depo etme yükümlülüğü altına soktuğunu da iddia etmek, kanun koyucunun kefili koruma amacı ile çelişmekte olduğu, zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça gerek çek zorunlu bedelini gerekse mer'i teminat mektupları bedelini ayrı bir garanti sözleşmesi ile garanti etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanmasının uygun olacağı, bu durumda davalıların müteselsil kefil olarak imzaladıkları genel kredi sözleşmesinde açıkça çek zorunlu bedelini ve mer'i teminat mektupları bedelini depo etme yükümlülükleri bulunmadığından depo talebinden davalı kefillerin sorumlu tutulması mümkün olmadığı, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.03.2020 tarihli ve 2017/11-36 E., 2020/290 K. sayılı kararı da bu yönde olduğu, eldeki uyuşmazlıkta, itirazın iptali istemli ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda reddolunan davada yargılamada vekil ile temsil olunan davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması yerinde olduğundan, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan mer'i teminat mektupları ile çek yapraklarının depo edilmesinden doğan gayri nakdi kredi alacağının tahsili için davalı müteselsil kefiller aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 02.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.