Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/478 E. 2024/8536 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/478
Karar No
2024/8536
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/365 Esas, 2023/1745 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/752 E., 2021/790 K. Taraflar arasındaki Finansal Kiralama Sözleşmesinin feshinin tespiti, malın iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili şirket arasında Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirketin borcunu ödememesi üzerine ihtarname keşide edilerek 60 günlük yasal süre içinde kira borcunun ödenmesi, aksi takdirde sözleşmenin fesih edileceğini ve fesih süresi sonundan itibaren 3 gün içerisinde sözleşme konusu malları tesliminin ihtar edildiğini, davalının ihtara rağmen borçlarını ödemediğini, sözleşmenin haklı nedenle sona erdiğini ve davalının haksız zilyet durumuna düştüğünü, davalı tarafın kiralama konusu malları müvekkili tarafa iade edilmediğinden ihtiyati tedbir kararıyla müvekkili şirkete teslimini talep etme zorunluluklarının hasıl olduğunu ve ihtiyati tedbir kararı alındığını belirterek sözleşmenin feshinin tespiti ile birlikte finansal kiralama konusu 1 adet 2016 model Hyundai marka ... (Seri no: G3130-0196) malın müvekkiline iadesini, mahkeme masraf ve ücreti vekâletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Finansal Kiralama Sözleşmesinin kendisi tarafından yüklenilen ödeme edimini sözleşmenin değeri olan 73.000 euro’nun 50.000 euro olan kısmını yerine getirdiğini, sözleşmeden kararlaştırılan bedelin büyük bir bölümü ödendiğini, finansal kiralamanın yapıldığı dönem dönemde euro kurunun 3.2912 olduğunu, öngörülmeyecek şekilde kur artışı olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olarak bu konuda yapılandırma talep ettiğini, firma tarafından kabul görmediğini, sözleşmenin davacı tarafından hazırlanan genel sözleşmelerden olup, müvekkilinin sözleşmenin hazırlanmasına etkisinin olmadığını, bu nedenle müvekkilinin yükümlülüklerini ağırlaştırılan maddeleri kabul etmediklerini belirterek davanın reddini, döviz cinsinden kurulan sözleşmenin TL’ye uyarlanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalının süresinde ödemeleri yapmadığı ve sözleşmenin feshine sebep olduğu, dosyaya sunulan rapor değerlendirildiğinde, davalı kiracının finansal kiralama sözleşmesinde belirtilen ödeme tablosu dahilinde kira bedelini ödemediğinin saptandığı, 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunun 23 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca finansal kiralama konusu malın mülkiyetinin kiralayana ait olduğunu, yine anılan Kanunun 33 üncü maddesinin 1 inci fıkrasına göre sözleşmenin kiralayan tarafından feshi halinde kiracı malı iade ile yükümlü olduğu, davalının sözleşmenin uyarlanmasına dair savunmasına ilişkin olarak; mahkemece bu talebin yenilik doğuran bir dava hakkı olarak değerlendirildiği, zira dava neticesinde önceki durumdan farklı yeni bir durum oluşacağı, yenilik doğuran dava haklarının ancak dava yoluyla kullanılabileceği, burada açılan davanın yenilik doğuran dava, hakimin vereceği kararın ise yenilik doğuran hüküm olacağı, hakimin vereceği karar ile yeni bir hukuki durumun meydana gelmesi söz konusu olacağı, buna “hükmün kurucu etkisi” dendiği, bu bakımdan yenilik doğuran dava hakkının, hak sahibinin tek taraflı irade beyanıyla kullanılacağı, hak sahibinin dava açmasının hem bir usuli işlem hem de bir irade açıklaması niteliğinde olduğu, burada hak sahibinin muhataba yöneltilmiş bir iradesi bulunmadığı, zira bu davada muhatap yani davalı bir davranışta bulunmaya mahkûm edilmeyeceği, burada hükmün kesinleşmesiyle beraber kurucu (inşai) etkisi ve sonuçları kendiliğinden oluşacağı, (Dr. ...; Uyarlama Sebebi Olarak Aşırı İfa Güçlüğü, s.221 Antalya 2018 ...'den naklen), davalı tarafça cevap dilekçesi ile uyarlama talep edilmiş ise de bir dava olarak ileri sürülebilecek bu talebin cevap dilekçesinde bir savunma olarak ileri sürülmesi mümkün görülmediği, sözleşmenin uyarlanması talebini içeren bir karşı dava bulunmadığı, davalının sözleşmenin haksız nedenle feshedildiği süresinde ödeme yaptığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı ... ile davalı arasında imzalanan Finansal Kiralama Sözleşmesine konu 1 Adet Hyundai marka, 2016 Model yılı, ... Seri No.lu Cnc Torna Tezgah makinasının tüm teçhizat ve aksesuarıyla davalıdan teslim alınarak davacı şirkete aynen iadesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafça sözleşmenin feshine dair kendilerine usulüne uygun olarak ihtarname tebliğ edilmediği iddia edilmişse de, dosya içinde bulunan tebliğ belgeleri ile her iki ihtarnamenin de davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Ayrıca davalının cevap dilekçesinde ve ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında bu yönde bir itirazda bulunmadığı, bu nedenle HMK’nun 357/1. maddesi uyarınca istinaf aşamasında ileri sürülen bu savunmanın dinlenemeyeceği, davalı tarafça kurdaki beklenmeyen artış nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasını talep etmelerine rağmen bu konuda değerlendirme yapılmadığı savunulmuşsa da, sözleşmenin uyarlanması talebinin ayrı bir dava konusu olduğu, davalı tarafça bu konuda usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı, bu konunun yalnızca cevap dilekçesinde ileri sürüldüğü, bu nedenle mahkemece bu konuda değerlendirme yapılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı vekili, borcun büyük kısmının ödenmesine rağmen hem kiralananın iadesine karar verilmesi, hem de davacı tarafça alacağının tahsili için icra takibine başlanmasının müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu ve davacının hakkını kötüye kullandığını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre kiralayanın kira parasını ödemekte temerrüde düşmesi halinde sözleşmenin feshedileceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin feshi nedeniyle kiralanan malın kiralayan davacıya iade edilmesi gerektiği, alınan bilirkişi raporu ile davalının toplam 157.469,66 TL tutarında finansal kiralama borcu olduğunun hesaplandığı, davacının sözleşme feshedilene kadar olan dönem için kira alacaklarını talep etmesinin yanı sıra kiralananın iadesini de talep edebileceği, bu durumun hakkın kötüye kullanılması olmadığı, mahkemece usulüne uygun olarak yargılama yapıldığı, davalı tarafa savunma yapma, delillerini bildirme haklarının tanındığı, adil yargılanma hakkının, silahların eşitliği ilkesinin ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edilmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, finansal kiralama sözleşmesinin feshi nedeniyle kiralananın iadesi davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/478, K. 2024/8536, T. 02.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-478-e-2024-8536-k-8c3af3166f8d