Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/361 E. 2024/8440 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/361
Karar No
2024/8440
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1268 Esas, 2023/1235 Karar HÜKÜM :Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2020/83 E., 2021/162 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çok sayıda "..." ve "..." esas veya münhasır unsurlu tescilli markasının bulunduğunu, söz konusu markalardan bir kısmının tanınmış ÜLKER çatı markasıyla birlikte kullanıldığını, davalı Şirketin ise 2018/115666 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa gerek müvekkili markalarının gerekse de dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, dava konusu başvuruda farklı olarak yer verilen "TÜV" ibaresinin, başvuru kapsamındaki hizmetler açısından ayırt edici olmadığını, bu durumun markaların karıştırılması sonucunu doğuracağını, dava konusu başvurunun, tescili halinde müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda gerçekleştiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağını, müvekkili markalarının itibarının zarar göreceğini ayırt edici karakterinin zedelenebileceğini, dolayısıyla başvurunun 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca da reddi gerektiğini, ayrıca sayısız miktarda seçenek özgürlüğü varken uzun yıllar boyunca yurt içi ve yurt dışında bilinirliği yüksek markalara sahip müvekkilinin "..." ve "..." markalarına benzer bir marka olan "..." ibareli markanın tescili talebi ile başvurulmasının, başvuru sahibinin kötü niyetli olduğu ihtimalini de kuvvetlendirdiğini, başvurunun haksız rekabete hazırlık amacıyla yapıldığını ve iyiniyetli olmadığını ileri sürerek YİDK'in 2019-M-11220 sayılı kararının iptaline, 2018/115666 sayılı başvuru tescil edilmiş ise 42. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin kötüniyetini gösteren hiçbir delilin davacı tarafından sunulamadığını, müvekkili adına tescilli ... markası ile davaya konu edilen ... ibarelerinin yazılımı, tasarımı, renkleri, yazı karakterleri itibariyle birbirinden farklı olduğunu, TÜRKPATENT nezdinde içinde "..." ibaresi geçen tescilli birçok markanın bulunduğunu, ... kelimesinin ülkemizde neredeyse her sokak başında ticarethanelerin tabelalarında yaygın olarak kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalıya ait marka ile davacı markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının yeterli bilgi ve belge ile ispatlanamadığı, bu nedenle 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen koşulların sağlanmadığı, davalının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet ".../..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, bilirkişi, uzman anlamlarına geldiği ve ticaret hayatında sıklıkla kullanıldığı, herkesin kullanımına açık bu ibarenin davacının tekeline bırakılamayacağı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.11.2022 tarih, 2021/4295 E., 2022/8140 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere tanımlayıcı olan ibarelerin iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, tanımlayıcı olmamakla birlikte tanımlayıcılığa yakın olan ibareler yönünden ise koruma düzeyinin düşük tutulması gerektiği, öte yandan tanımlayıcı olmakla birlikte tescili sağlanan ibarelerin sadece tescilin sağlandığı gerekçesiyle kullanım tekelinin kimseye bırakılamayacağı, "..." ibaresinin de başvuru kapsamındaki 42. sınıf hizmetler yönünden tanımlayıcılığa yakın bir ibare olduğu ve bu kapsamda dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, dosya kapsamındaki delillerle davacı markalarının tanınmış olduklarının ispat edilemediği, başvurunun kötüniyetli de olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.11.2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY İtiraza mesnet davacının .../... asıl unsurlu markalar ile davalının başvuru markası EXPERTÜV ibaresi karşılaştırıldığında her iki taraf markalarının ayırt edici ve baskın unsuru arasında genel izlenim bakımından ilgili tüketici kesimi nezdinde karıştırmaya sebep olabilecek düzeyde SMK m. 6/1 kapsamında görsel, işitsel ve sessel benzerlik bulunmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece işaretler benzer kabul edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aksi kanaatle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, BAM HD’ce de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. O nedenle kararın BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşlerine katılmamaktayım.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/361, K. 2024/8440, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-361-e-2024-8440-k-fe24c0c43912