Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2525 E. 2024/7546 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2525
- Karar No
- 2024/7546
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/342 Esas- 2020/495 Karar HÜKÜM : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı banka nezdindeki 6297232 numaralı hesabından 05.10.2012 tarihinde 29.700,00 TL, 18.01.2013 tarihinde 51.00,00 TL, 24.01.2013 tarihinde 40.000,00 TL, 31.01.2013 tarihinde 172.000,00 TL, 27.02.2013 tarihinde 7.580,00 TL, 28.02.2013 tarihinde 10.500,00 TL, 21.03.2013 tarihinde 60.000,00 TL ve 22.03.2013 tarihinde 23.000,00 TL olmak üzere toplam 8 adet sahte talimatla 393.780,00 TL'nin çekildiğini, bu talimatlardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, çıplak gözle dahi imzanın sahteliğinin fark edilebildiğini, bu talimatlara istinaden ödeme yapılırken müvekkilinden teyit alınmadığını, sahteciliğin öğrenilmesi üzerine müvekkilinin zararın tazmini için davalı bankaya ihtarname keşide ettiğini, ancak bir sonuç alınamadığını, davalı bankanın talimatlara ilişkin hiç bir inceleme ve araştırma yapmadığını, özen yükümlülüğüne uymadığını, kendisinden beklenilen dikkat ve özeni göstermediğini ileri sürerek 393.780,00 TL’nin zarar tarihlerinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddiaların gerçeği yansıtmadığını, yapılan tüm işlemlerin davacı şirketin bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini, davacı şirket aynı zamanda internet bankacılığı kullanmakta olduğunu, internet bankacılığı kanalıyla hesaplarını sürekli kontrol edebildiğini, Kartal 13. Noterliği’nin 20.06.2012 tarih ve 09563 nolu vekaletname ile dava dışı ...’ın davacı şirket tarafından vekil tayin edilmiş olup, işbu vekaletname ile ...’ın davacı şirkete ait tüm bankalarda bulunan hesaplardan her türlü işlem yapmaya yetkili kılındığını, dava konusu 8 adet para çekme işleminin de talimatlarda adı geçen şirket personeli ... ve davacı şirketin bankacılık işlemlerinde yetki verdiği vekili ... ile birlikte yapıldığını, bankanın da gerekli kontrolleri yaparak, usulüne uygun şekilde hesaptan ödemeleri gerçekleştirdiğini, ayrıca bu ödemelerin davacı şirketin borçlusu olduğu senetlerin elden ödemelerinde kullanıldığını, davacının zarara uğramasının da kesinlikle söz konusu olmadığını, davacı şirket vekili olan ... tarafından müvekkili bankaya farklı tarihlerde verilen beyanlarla şirket hesaplarından yapılan işlemlerin bilgisi dahilinde olduğunu ve hesap kayıtları ile mutabık olduğunu kabul ettiğini, bunun yanısıra davacı şirketin yetkilisi olan Ferdi Uğur’un dava konusu para çekme işlemlerinin akabinde bizzat şubeye gelerek, hesaplardan para çekme veya havale gibi bankacılık işlemlerini gerçekleştirdiğini, dolayısıyla şirketin hesap bakiyesine vakıf olduğunu ancak dava konusu hesaplardan yapılan işlemlere ilişkin olarak müvekkili bankaya herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde,Yargıtay ilamında da belirtilmiş olduğu gibi farklı tarihlerde davacı şirket tarafından aynı hesaptan para çekme işlemleri yapıldığı, dava dışı kişinin davacı şirket tarafından vekil tayin olunduğu, kendisine genel yetki verildiği, vekaletnamenin geçerli olduğu dönemlerde davalı bankaya hitaben altı adet beyan dilekçesi sunulduğu ve bu beyanlarda şirket hesaplarında yapılan tüm işlemlerin davacının bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiği, şirket kayıtlarına uyumlu olduğu, hatta bilgilerin doğruluğu konusunda davacı şirketin gayri kabili rücuen beyanda ve kabulde bulunduğu, bu suretle davacı tarafından yapılan işlemlere icazet verildiği açıkça anlaşıldığı gerekçesiyledavacının davalı ...aleyhine açmış olduğu davanın sübut bulmadığından reddine,davacının, davalı banka genel müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davanın sübut bulmadığı, esasen bankanın şubesi aleyhine açılmış olan davanın ise daha önce husumet nedeniyle mahkememizce ret olunması sonrası bu hususun bozma sebebi yapılmamış olduğu, böylece banka şubesi ile ilgili oluşturulan hüküm fıkrası yönünden kazanılmış hak oluştuğundan davalı ...Ş. Kartal şubesi aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile usulden reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı şirket hesabından sahte talimatlarla çekilen paranın iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.