Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2388 E. 2024/3555 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit, İpoteğin Kaldırılması Ve Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2388
Karar No
2024/3555
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit, İpoteğin Kaldırılması Ve Tazminat

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/164 Esas, 2022/87 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/206 E., 2018/626 K Taraflar arasındaki menfi tespit, ipoteğin kaldırılması ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi gereğince adına kayıtlı bağımsız bölüm üzerinde 170.000,00 TL tutarlı, 22.12.2014 tarihli ve 25758 yevmiye numaralı birinci dereceden ipoteğin kurulmasına muvafakat ettiğini, ihalenin idarece iptal edildiğini haricen öğrenen davacının, teminat mektubunun iade edildiğini düşünerek, 2016 yılı sonunda ipoteğin kaldırılması için davalı banka şubesine başvurduğunda, kendisine ...’ın imzaladığı sözleşmede müteselsil kefil olması nedeni ile ipoteğin kaldırılamayacağının belirtildiğini, sözleşmenin koşulları ve sonuçları konusunda davalı banka tarafından müvekkilinin bilgilendirilmediğini, ihtarnamelerin de sonuçsuz kaldığını, ardından banka tarafından hesabın kat edildiğinin bildirilerek ödeme yapılmasının istenildiğini, müvekkilinin sözleşmedeki kefaletinin hukuken geçersiz olduğunu, zira; gerek ipotek kurulurken gerekse kefalet sözleşmesi imzalanırken evli olan davacının eşinin muvafakatinin alınmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 ve 603 üncü maddelerindeki hükümler gereği kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalı bankaya 371.094,56 TL'si nakit ve 50.490,00 TL'si gayri nakit olmak üzere toplam 421.584,56 TL borçlu olmadığının tespitine, müvekkiline ait bağımsız bölüm üzerindeki 170.000,00 TL tutarlı ipoteğin kaldırılmasına, müvekkili yararına % 20'den az olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini dava etmiş, yargılama sırasında davacı vekili verdiği 27.02.2018 tarihli dilekçe ile ipotek bedelinin ihtirazı kayıtla icra dosyasına yatırıldığından ipotek bedeli olarak ödenen 170.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; aile konutu iddiasıyla ipoteğin fekkine ilişkin davalarda aile mahkemelerinin görevli olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere kefalette ve ipoteğin tesisinde eş rızasının bulunmaması nedeniyle geçersizlik iddiasının malik olmayan eş veya kefil olduğu öne sürülen kişinin eşi tarafından ileri sürülebileceğinden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava dışı ...’a kullandırılan kredi teminatları arasında davacıya ait taşınmazın da bulunduğunu, adı geçenin borcunu ödememesi nedeni ile kat ihtarnamesi gönderildiğini, ipoteğe konu taşınmazın pide salonu olması nedeniyle mesken niteliği bulunmadığından ipoteğin geçerliliği için eş rızasının gerekmediğini, genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesini davacının müteselsil kefil olarak imzalaması ve eşinin rıza beyanının bulunmaması nedeni ile davacı hakkında kefaletten dolayı herhangi bir takip yapılmadığını, İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2017/4147 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip talebi incelendiğinde davacının ipotek veren üçüncü kişi malik olarak yer aldığını ve hiç bir şekilde kefil sıfatı ile adlandırılmadığını, müvekkilinin işlemlerinin yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine, müvekkilinin 170.000,00 TL ipotek alacağının tespiti ile ipoteğin devamına, müvekkili yararına % 20’den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili 16.02.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında, davacının genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin eşinin rızasının bulunmamasından dolayı geçerli bir kefalet olmaması nedeni ile davacı hakkında genel kredi sözleşmesine dayalı olarak takip başlatmadıklarını, dolayısıyla genel kredi sözleşmesine kefalet nedeniyle davacının borcunun olmadığını kabul ettiklerini beyan etmiş ve bu beyanını imzası ile doğrulamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin de kabul ettiği şekilde davacı hakkında genel kredi sözleşmesine kefaletinden dolayı başlatılmış bir icra takibinin söz konusu olmadığı, durum bu olunca ipotek ve kefaletin aynı kurumlar olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin önem taşıdığı, ipoteğin koşullarının düzenlendiği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda (4721 sayılı Kanun) 6098 sayılı Kanun’da düzenlenen kefalete ilişkin hükümlerin uygulanacağına bir düzenlemenin bulunmaması nedeni ile kefalette aranan eş rızasının ipotekte aranmayacağı, davacı yanca eş rızasının bulunmadığı gerekçesi ile ipoteğin geçersizliği ileri sürülmüş olup, ipoteği sona erdiren diğer sebeplerin ileri sürülmediği ve bunlara ilişkin delil gösterilmediği, bu itibarla ipoteğin kaldırılması ve bedelinin istirdadı ile tazminat talepleri yönünden davanın reddine, davalı tarafın kabulü nedeni ile davacının, davalı bankaya 371.094,56 TL'si nakit ve 50.490,00 TL'si gayri nakit olmak üzere toplam 421.584,56.TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kredinin teminatı olarak verilen ipoteğin kefalet niteliğinde olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kısmen ret kararının kaldırılması sureti ile müvekkili tarafından davalı banka lehine verilen kefalet niteliğindeki ipoteğin kaldırılarak bedelinin istirdatına karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefalette ve ipoteğin tesisinde eş rızasının bulunmaması nedeni ile geçersizlik iddiasının ancak malik olmayan eş veya kefil olduğu öne sürülen kişinin eşi tarafından ileri sürülebileceğinden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, banka tarafından eşin rızası olmadığından davacı aleyhine herhangi bir takip başlatılmadığını, yalnızca 170.000,00 TL ipotek borcuna yönelik olarak ihtarnamenin gönderildiğini, bu nedenle müvekkilince menfi tespit davası açılmasına sebebiyet verilmediğini, ipoteğin geçerliliği için eş rızasının aranmayacağını, icra takibinde de sadece ipotek borçlusu olarak takip yapıldığını, müşterek borçlu ya da müteselsil kefil olarak takip yapılmadığını, bu nedenle davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı yanca çekilen ihtarnamenin 28.02.2018 tarihinde bankaya ulaşmasına rağmen bir gün öncesinde dava açıldığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, kefalet yönünden davanın ön inceleme duruşmasında kabul ediliyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesinin esasa yönelik değerlendirmesi doğru olmakla birlikte eş rızasının bulunmamasından kefaletinin geçersiz olması nedeniyle genel kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespiti talebi yönünden davanın, davalı vekili tarafından ön inceleme duruşmasında kabul edilmesinden dolayı 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) 22 nci maddesi gereğince, karar ve ilam harcının üçte birinin alınması ayrıca nakdi kredi yönünden nispi, gayri nakdi kredi yönünden maktu karar ve ilam harcı alınması, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı maddesi gereğince de anlaşmazlığın kabul ile ön inceleme tutanağı inceleninceye kadar giderilmesinden dolayı bu tarife hükümleri ile belirlenen ücretin yarısına hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu hususlara dikkat edilmeden karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile yeniden esas hakkında kurulan hükümle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kefalet sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Davaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh 6100 sayılı Kanun'un 307-315 inci maddeleri arasında düzenlenmiş olup, bu işlemlerin vekil tarafından yapılması halinde vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerektiği halde, davalı vekilinin dosyada yer alan vekâletnamesinde davayı kabule ilişkin özel yetkisinin bulunmadığı anlaşılmış ise de dosya kapsamı itibari ile davacının kefaletinin geçersiz olduğundan temyiz edenin sıfatı da nazara alınarak sonuç itibari ile davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, dava şartlarına göre usul ve yasaya uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden yana yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2388, K. 2024/3555, T. 06.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-2388-e-2024-3555-k-1bc8efc6f164